Benzer ve beni dönüştüren bir acıyı yaşadıktan sonra okudum bu kitabı.
Keşke kendimden bir şeyler bulmasaydım — buldum.
Keşke yazarın yaşadıklarını bu kadar iyi anlamasaydım — anladım.
Yine de ağlatmadı; aksine anlaşıldığımı hissettirdi.
Duygularımı biri benim yerime yazmıştı, ben sadece okudum.
“Evet,” dedim, “böyleydi. Yalnız değilmişim.”
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Gerçekten “Tatsız Bir Olay” olduğunu ve okurken ciddi anlamda o utancı, o gerginliğini hissettiğimi söyleyebilirim. İyi iş, Dostoyevski. Güzel bir öyküydü.
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 19996,6bin okunma
Muhteşem bir eser. Dolu dolu, çok yönlü işleyişiyle insanı mest ettikten sonra bitirince insanın bakakalmasına neden olan bir “sona” sahip. Okuduğum ilk Jack London eseriydi, belki geç kaldım ama bundan sonra son olmayacağını söyleyebilirim. Uzun zaman sonra her şeyiyle beni mest eden bir kitaba rastladığım için yazara minnet doluyum. Umursamama ihtimali olsa da.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
-Çok ciddi spoiler yok- Kırmızı Saçlı Kadın romanını bitirdim. Genel olarak kurgusunu beğendim ama Orhan Pamuk harbiden aralara zoraki olarak bir sürü mesaj sıkıştırmış. Evet, herkes bir taraftır ama artık bir yerden sonra öyle çiğ gelmeye başladı ki. Silivri Cezaevi’nden bahsederken kullandığı, orada daha önce yatmış olan “darbeci askerler” ifadesi mesela. Genelgeçer bir ifadeymiş gibi kullanmış. Üstelik böyle ufak dokundurmaları ana karakter Cem’in ağzından dinledikten sonra bir de Kırmızı Saçlı Kadın’dan dinliyoruz. Yazık, inanılmaz bir yeteneği var. Nobel’den sonra da uluslararası bir kitlesi oluştu, muhtemelen de o kitle bu yazdıklarını yiyordur. Benim damağımda ise çiğ bir tat kaldı.