Ey oğul! Gönül genişliği ve kalp temizliği istiyorsan, insanların söylediklerine kulak asma, sözlerine iltifat etme. Bilmez misin ki onlar yaratıcılarından bile razı olmazlar, senden nasıl razı olsunlar?
Muhittin Arabi hazretleri aşkı şöyle tarif etmiştir: aşk ve muhabbet, dert, bela gibi aşığın bütün azalarına sirayet ve iltifat eder. Sarmaşık otu manasına gelen Aşeka kelimesinden türemiştir. Şiddetli muhabbettir.
Romandan sonra size hep bu söylendi "Kemal sizsiniz" diye. Siz de hep "Değilim." dediniz. Ama bir taraftan da tabii Kemal ro manda çok baskın bir karakter. Dizide de çok önemli bir karakter ve sanki Selahattin Paşalı, "Kemal siz misiniz?" sorusunu biraz kendine doğru çekƝiştir. Bir kıskançlık var mı?
Bir defa romancının paradoksu şudur: Siz "Kemal ben değilim." dersiniz ama aslında okurun size inanmamasını istersiniz. Ben on kere "Kemal ben değilim." diyeceğim, okur "Ben yemem, sen o'sun ! " diyecek. Bu ne demek? Bu aslında benim hünerimi gösterir.
Gerçekten Kemal ben değilim ama onu o kadar güzel yazmışım ki, okur "Bunu yaşamadan yazmış olamaz!" diye düşünüyor. Bu da bir yazara yapılabilecek en iyi iltifat! Hayal gücüyle yarattığı şeylerin "Bunu hayal gücüyle yazmış olamaz!" denmesi... "Mutlaka yaşamış olmalı! " diye düşünülmesi. Okur ne zaman uydurduğum şeylere "Hayır, bunu sen yaşamışsın." derse bana, ben bunu büyük bir iltifat olarak kabul ederim.