"Böylesine çirkin, biçimsiz,sıkıntılı, doğru düzgün giyinmesini beceremeyen, saçları daima dikkatsiz taranmış ve yine her daim zarafetten yoksun bu kadın yine de büyüleyici görünebiliyorsa ne kadar güçlü bir maneviyata sahip olmalı."
Hiçbir şeyi kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim.Hiçbir zaman erkeklerin önünde kızarmadım ve onlardan iltifat beklemedim.Bu hâl beni müthiş bir yalnızlığa mahkûm etti.Kız arkadaşlarım benimle ahbaplık etmeyi ve fikirlerimi kabul etmeyi zevklerine ve rahatlarına aykırı buldular.Hoş tutulan bir oyuncak olmak, onlara insan olmaktan daha kolay ve cazip geliyordu.Erkeklerle de arkadaş olamadım.Aradıkları yumuşak lokmayı bende bulamayınca müsavi kuvvetlerle karşı karşıya gelmektense kaçmayı tercih ettiler.
ona yönelik ilgim her zaman mubah ve iffet dairesindeydi. Aramızda birkaç kelimelik de olsa bir konuşma geçmemişti. Ona ruhumun gözeneklerine kadar aşık olmuştum.
Ey oğul! Gönül genişliği ve kalp temizliği istiyorsan, insanların söylediklerine kulak asma, sözlerine iltifat etme. Bilmez misin ki onlar yaratıcılarından bile razı olmazlar, senden nasıl razı olsunlar?
Muhittin Arabi hazretleri aşkı şöyle tarif etmiştir: aşk ve muhabbet, dert, bela gibi aşığın bütün azalarına sirayet ve iltifat eder. Sarmaşık otu manasına gelen Aşeka kelimesinden türemiştir. Şiddetli muhabbettir.