Ana ilk olarak 1906’da bir Amerikan dergisinde sonrasında New York ve Londra’da okuyucu ile buluşur.Tam Rusça metin ise bir tek Berlin’de yayımlanır.1907’de Rusya’da sansürlü bir şekilde sadece ilk bölüm yayımlanır.Hükümete bağlı basın komitesi “ yayın yoluyla yasaların ciddi şekilde ihlalini savunduğu, mülk sahibi sınıflara karşı işçilerde düşmanlık yaratmaya çalıştığı ve şiddet eylemleri ile isyankâr hareketler için çağrıda bulunduğu” gerekçesiyle Gorki hakkında soruşturma açmaya karar verir.
Ana’nın yasaklanması, kitabın başarısına arttırmaya hizmet eder.Pek çok kopya kaçak olarak ülkeye sokulur.
Gorki, Ana’yı yazarken, 1902’de Sormovo’daki fabrikalarda meydana gelen olaylardan esinlenir, kahramanları Pavel ve Nilovna tanıdığı gerçek insanlara dayanır.
Gorki, Lenin’i Anlatıyor kitabında şöyle der:”Şaşılacak kadar parlak ve canlı gözleriyle bana bakarak Ana kitabımdaki hataları anlatmaya başladı.Müsveddeyi Berlin’deki yayıncımdan ödünç alıp hemen okumuştu.Tam olarak nedenini bilmeden, o kitabı aceleyle yazdığımı söyledim ona.Lenin başını salladı ve dedi ki:’Acele etmekte haklıydınız, çünkü yararlı bir kitap.Birçok işçi, bilincine varmadan, öylesine girdi devrimci mücadeleye.Şimdi Ana’yı okuyup yararlanıyorlar.Tam zamanında geldi bu kitap.’Yaptığı tek iltifat buydu, ama benim için büyük önem taşıyordu.”
Ana’da en çok etkilendiğim şey, kadınların devrimci mücadeleye verdiği destek, katkıydı.Hiçbir devrim kansız olmaza, hiçbir devrim kadınsız olmazı da eklemek gerek sanırım.