İlyas Cücük

İlyas Cücük
@ilyascck
Çam da bizim kozalak da...
üniversitelerdeki kitap sayıları
YOK'ün "Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları 2019 raporuna göre, 70 vakıf üniversitesinden 5 tanesinde öğrenci başına 1, evet yazıyla sadece bir kitap düşmekte! Bu rakam 9 üniversitede 2'ye, 13 üniversitede 3'e, 7 üniversitede 4'e çıkmış durumda. Bu 70 üniversitenin sadece 10 tanesinde ortalama sayılar iki haneye ulaşabiliyor, ilk 3 sırayı Istanbul 29 Mayıs Üniversitesi (51), Bilkent (42) ve Koç (32) alıyor. Toplam kitap sayısında ise birinci her zamanki gibi 507.596 kitapla Bilkent Üniversitesi. Vakıf üniversitelerinin bu değişmez medar-i iftiharini 257.727 kitapla Koç ve 221.719 kitapla Başkent Üniversitesi takip ediyor. Sadece 10 üniversitenin 100 bin rakamını geçebildiği listenin esas dikkat çeken kısmı ise küme düşme hattı. 10.000 rakamının altında kalan 14 üniversite pederimin gerisinde kalma şerefine nail olmuş! Listenin sonuncu su Antalya Akev Universitesi'nin sadece 500 kitabı var! Lokman Hekim ve Alanya Emin Paşa üniversitelerinin de durumu biraz daha iyi: 1.231 ve 1.907. Gelin biraz da diğer ülkelere bakalım ve moralimizi bozalım. Harvard Universitesi'nin kütüphanesinde 19 milyon kitap mevcut: bu rakam Türkiye'deki vakıf üniversitelerindeki tüm kitaplardan fazla! En iyiyi en iyiyle karşılaştıralım; aksi takdirde Harvard in 38.000 Antalya Akev Üniversitesi ettiği gibi manasız sonuçlara varırız. 6.700 lisans ve 15.250 lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) öğrencisiyle (lisansüstü sayisinin lisans sayısının iki katından fazla olduğu gözümüzden kaçmasın) Bilkent Universitesi'nin iki katı öğrenciye sahip bu üniversitenin 76 kütüphanesinde Bilkent'inkinden 38 kat daha fazla kitap bulunmakta! Gene Oxford Universitesi'nde 12, Cambridge'de ise 8 milyon kitap bulunduğunu belirtelim ve biraz daha keder lenmek için bu kütüphanelerin online erişim imkanlarının ve nadir kitap
Sayfa 81·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Evrenin yapısındaki bilim ilkelerini ortaya koyan Yüce Tanrı bunu yaparken insanı öğrenmeye ve taklit etmeye çağırmıştır. Sanki O, bizim dediğimiz bu yerkürenin sakinlerine şöyle demiştir: "İnsanın yaşarması için bir dünya yarattım, ona bilim ve sanatı öğretmek için yıldızlı gökyüzünü görünür yaptım. Şimdi artık kendi rahatına bakabilir ve benim bu cömertliğimden birbirlerine karşı iyi olmayı öğrenebilirler." THOMAS PAINE (Mantık Çağı-1794)
Sayfa 167
1000Kitap
Nöro-psikolog James Prescott sanayi-öncesi 400 toplulukta yaptığı incelemelerde, fiziksel sevgiye yer veren kültürlerde yetişen çocukların şiddete eğilimli olmadıklarını görmüştür. Prescott'ın kanısınca, bireyleri yaşamlarının en azından bir ya da iki kritik dönemlerinde, başka bir deyişle, çocukluklarında ya da erginlik yaşlarında bedensel sevgiden yoksun bırakan kültürlerde, şiddete yataklık eden bir ortam gelişiyor. Fiziksel sevgi gösterilen kültürlerde hırsızlık, kitlesel din örgütlenmeleri ve kıskançlık tohumu taşıyan zenginlik gösterisine rastlanmamaktadır. Çocukların dövüldüğü yerde kölelik, cinayet, düşmanları sakatlama, işkence, kadınları hor görme ve günlük yaşama olağanüstü varlıkların müdahale ettikleri inancı hüküm sürmektedir.
Sayfa 351
1000Kitap
Tartışırken iddiaya güç kazandırmak için otoriter davranışa ağırlık vermemelidir. Çünkü öğretmek iddiasında olanların otoriter davranışlan, öğrenmek isteyenlerin öğrenmelerini engelleyen bir ortam yaratır. Öğrenmek isteyenlerin bu duruma düşürülmesi, onları kendi yargılarını kullanmaktan alıkoyar ve üstat olarak karşılarında bu Junan kişinin her sözünü sorunu çözümleyici bir yargı olarak kabul ederler. Doğruyu söylemek gerekirse, tartışma sırasında bir savın ge- rekçesi sorulduğunda, "Üstadımız böyle dedi." şeklinde yanıt verdik leri söylenen Pythagoras'çıların yöntemlerini kabule taraftar değilim. -Üstadımız böyle dedi," sözündeki "üstattan" kastettiklerinin Pytha goras olduğu biliniyor elbet. Yargısı önceden verilmiş bir düşünce de mek, aklın desteğinden yoksun bir otorite kurmak demektir.
Sayfa 209 - altın kitaplar
1000Kitap
Menfaatlerimiz başkalarının saygısız davranışlarıyla tehdit edildiğinde, çoğumuz başkalarına karşı daha saygılı olmak için bir nedeni olanların kıymetini daha kolay anlarız. Size zarar verildiğinde büyük olasılıkla diğer insanların bunu önemsemesi gerektiği hissine sahipsinizdir: Bunun onların endişesi olmadığını ve size zarar vermekten kaçınmaları için nedenleri bulunmadığını düşünmezsiniz. İşte “ Hoşuna gider miydi?” argümanının ortaya çıkacağını varsaydığı his budur.
Sayfa 64·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam