Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkes bir başka kentte, herkes bir başka dili konuşuyor ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok.
Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz bir biçimde insanın kendi kendisini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler.
Onlar şakacı özgür beni arıyor bulamıyor. Onların dünyasında iniş çıkışlar bu kadar büyük değil. Onların dünyasında coşku delilik derecesine varmıyor. Onların dünyasında bunalım, ölüm korkusuna hatta ölüme isteğine varmıyor. Onlar yemek yemeyi her zaman seviyor. Düzenli yemek yiyorlar. Duygusal coşkular yemek gibi beslemiyor onları.
Onlar işlerine inanmış, onlar başkaldırmayı savunurken belli bir düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar.
Onlar dolmuşa biner gibi evlenip, iner gibi boşanmıyor.
Hastalar ancak günlük yaşam içinde, yakınları arasında, davranışlarına hasta denilmeyen insanlar arasında iyi edilebilirler, çünkü sinir hastalığı da bulaşıcıdır. Hem de öyle mikrop almakla değil, bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir.
O esir. Hergün yaşlanmaya, hergün kafasından ve gövdesinden bir şeyler yitirmeye esir. Hergün gelişen, hergün büyüyen tüm çağlara varan bir bağımsızlığın, nesnelere dayanmayan bir özgürlüğün mutluluğuna hiç varmayacak.
Anadili bile gelişmemiş düşünceleri, insan varoluşunun gerçeğini kavramaya yeterli değil.