Kâinat bütün servetleri, bütün saltanatlarıyla, hayat bütün neşeleri, bütün gülüşleriyle mevcuttur. Fakat bütün bu yıldızlar, mehtaplar, çiçekler, bütün neşeler, sevinçler, kokular... nursuz, lezzetsizdir ve sizi mutlu edemez... Çünkü kalbiniz, çünkü ruhunuz titremiyor; çünkü sevmiyorsunuz. Ve sonra yalnız seviniz. O zaman her şey sizin için başka bir ışıltılı yolla, her şey başka bir parıltılı seherle nur olur, parlar! Her şeyin yalnız sizin mutluluğunuz için var olduğunu anlarsınız.
Niçin, benim diğerlerinden ne farkım var?
-Ne farkınız mı var? dedi. Siz semaları süsleyen sonsuz yıldızlar arasında parlaklığıyla ister istemez ruhu cezbeden büyük gezegenler gibi nadir rastlanır bir şeysiniz... Siz değil tesadüfü, yalnız uzaktan, hatta hayal olarak bakışı bile bütün bir hayatı aydınlatmaya yetecek güzel bir çiçek oldu- ğunuz halde, eserim hakkındaki iltifatınız beni nasıl mutlu etmez... Ve sizi görüp, tanıyıp da tutkun olmamak nasıl mümkün olur!
Birbirini seven iki kalp için bütün dünya, bütün kainat nasıl birbirlerinden ibaret kalıyor. Bütün afetler bütün musibetler onlar için nasıl etkisiz, hiç oluyor!