ilayda

ilayda
@ilynurkrt
Üniversite
6 Mayıs 2004
41 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
“Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır.”
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her bireyin süreci biriciktir ve bu "on kolay adımı at, sonra her şey yoluna girecek" şeklinde kodlanamaz.
Sayfa 516 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Onlar kim miydi? 𝐊𝛊𝐝𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐔̈𝐬𝐭𝐞𝐠̆𝐦𝐞𝐧 𝐌𝐮𝐫𝐚𝐭𝐡𝐚𝐧 𝐊𝐚𝐫𝐚𝐤𝐮𝐫𝐭 𝐔̈𝐬𝐭𝐞𝐠̆𝐦𝐞𝐧 𝐓𝐢𝐦𝐮𝐫 𝐓𝐨̈𝐧𝐠𝐞 𝐓𝐞𝐠̆𝐦𝐞𝐧 𝐇𝐚𝐬𝐚𝐧 𝐆𝐢𝐫𝐚𝐲 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐁𝐚𝐬̧𝐜̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐙𝐮̈𝐥𝐟𝐢𝐤𝐚𝐫 𝐒̧𝐚𝐡𝐢𝐧 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐁𝐚𝐬̧𝐜̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐁𝐚𝐫𝐛𝐚𝐫𝐨𝐬 𝐘𝐮̈𝐜𝐞 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐊𝛊𝐝𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐔̈𝐬𝐭𝐜̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐒𝐮̈𝐥𝐞𝐲𝐦𝐚𝐧 𝐌𝐞𝐫𝐜𝐚𝐧 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐊𝛊𝐝𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐔̈𝐬𝐭𝐜̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐀𝐲𝐛𝐮̈𝐤𝐞 𝐀𝐤𝐚𝐫 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐊𝛊𝐝𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐂̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐄𝐦𝐞𝐤 𝐊𝐚𝐫𝐚𝐡𝐚𝐧 𝐀𝐬𝐭𝐬𝐮𝐛𝐚𝐲 𝐂̧𝐚𝐯𝐮𝐬̧ 𝐀𝐥𝐢𝐜𝐚𝐧 𝐓𝐨𝐤𝐦𝐚𝐤 Onlar 𝐁𝐚𝐫𝐮𝐭 𝐓𝐢𝐦𝐢'ydi.
"Anne, bir kurabiye daha versene," dedi Mete birden. "Versene değil," dedi Duru. "Verir misin diyeceksin, Mete. Ayrıca kurabiye masanın üstünde. Kalk, kendin al bakalım. Haydi." Duru'nun bu çıkışı yüzünden Mete koyu kahverengi gözlerini masum masum kırpıştırdı. "Ama benim ayaklarım oraya yetmiyorkine, hala." "Ayağınla mı alacaksın sanki Mete?" dedi Duru. "Saçmalama, halacığım. Ben annen değilim. Yemem bu numaraları.” "Ay, yeter valla, Duru!" diye yükseldi Zeynep abla. "Geldin geleli çocuğumun burnundan getirdin." Duru'nun yüzünde kendinden emin bir ifade belirdi. "Burnundan getirdiğim falan yok. Sadece doğru olanı öğretiyorum. Bu yaşlardan itibaren kendi işini kendinin görmesi gerektiğini, bir kadının ona hizmet etmek mecburiyetinde olmadığını anlaması lazım. İstediği her şeyi sürekli sen verirsen bunların hepsinin kafasında kadının toplum görevi olduğuna dair bir şema oluşturacak ve ileriki hayatında bunu hep karısından bekleyecek." Bakışlarını imalı imalı Hasan ağabeye çevirdi. "Tıpkı gördüğü baba rolü gibi.” Hasan ağabey huzurla çayını hüpletiyordu ki ona dönen bakışlarla çay elinde, dudakları önde öylece kaldı. Sonra ise derin bir nefes vererek çayını sakince çay tabağına bıraktı. "Zeyno," dedi. "Şu dolaptan ağrı kesicimi getirir misin bana, canım? Şakak kemiğime bir ağrı doldu yine." "Şakak kemiğinin işine gelmedi galiba," dedi Duru uyuz bir gülüşle.
Sayfa 344
Alıntı
Bir Türk yitince Tanrı dağları ağlamaz mı?
Sayfa 11
Alıntı