"NESH" MESELESİ ve ANLAYIŞLAR...
(...) Mustafa Öztürk, tarihselciliğe yöneltilen “Kur’ân’ı nüzûl çağına gömme” suçlamasını tersine çevirmeye çalışır. Herkesin bildiği fakat açıkça söylemekten kaçındığı bir gerçeği ilân ettiğini imâ eder: Anânevî İslâm ilimlerinde kabul edilen nesh anlayışı ile modern dönemde “tarihselcilik” diye adlandırılan yaklaşım arasındaki “benzerliği” öne çıkararak, tarihselcilik gelenekten bütünüyle kopuk, Batı’dan ithal edilmiş yabancı bir yöntem değildir, demek ister. Ona göre tarihselcilik, tam aksine klasik nesh teorisinin mantıkî sonuçlarının bugünkü dile taşınmış hâlidir. Buna göre geleneksel nesh anlayışına göre Kur’ân’daki bazı hükümler, daha sonra gelen başka âyetlerle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu da, vahiy sürecinde hükümlerin belli şartlara göre değişebildiğini gösterir. Öztürk buradan hareketle, “Madem klasik ulema, vahiy devam ederken bazı hükümlerin değiştiğini kabul ediyor; o hâlde Kur’ân hükümlerinin tarihî şartlarla ilişkisini vurgulayan tarihselcilik niçin sapkınlık sayılsın?” demektedir. Ona göre tarihselciliğin yaptığı şey, neshin içinde zâten bulunan tarihî değişim fikrini daha açık ve sistematik biçimde dile getirmektir. Böylece Öztürk, tarihselciliği, İslâm ilim geleneğinin dışında değil, bizzat bu geleneğin nesh, esbâb-ı nüzul, Mekkî-Medenî ve tedricî teşri gibi kavramlarının devamı olarak konumlandırmaktadır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -I. Mustafa Öztürk’ün Dilinden Tarihselciliğin İddiaları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
Aşk, imâ etmektir; Harflerin arasına saklanıp, Sadece tek bir kişinin okumasını beklemektir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Harabi
Ne çare zahida Kızılbaş olduk Da'ima bade-yi gülfam süzeriz Bezmimize mahbub bir saki bulduk Anın içün böyle sarhoş gezeriz Bektaşiyiz yahu etmeyüz inkâr Ne mahz söylenir dillerde her bar Bizlere bir mahbub olursa şikâr Kırk kişi ile anı heman düzeriz HARABİ nedir bu melâmet hali Efsane söyleyüb uzatma kali Zahid ağzı bizce torba misali Çekince yuların ağzın büzeriz.
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
Doğaçlama bir metin
Dış etkenlere/odaklara bağlı olarak veya onların olumlu /olumsuz yaklaşımı üzerinden kendine rol biçmek, algı oluşturmak, hedef belirlemek ve onların bu olumlu/olumsuz yaklaşımlarını kendi için yürütücü, cezbedici, meşruiyet zemini oluşturucu ve var olan imajını tahkim edici bir pozisyona rağbet etmek veya öyle bir realite iddiasında bulunup bunu ifade veya ima etmek, şeref hususunda düşüşün, inanç konusunda şaibenin, iman konusunda zafiyetin göstergesi değil midir?
Neden insanlar evlendiklerinde veya çıkmaya başladıkları tarihleri veya bunu ima edecek birlikteliklerini gösteren şeyleri profillerine koyuyorlar? Anlamıyorum. Bir ara çıktığım bir adam da yapmıştı. Böyle yapınca daha sadık olmuyorsun veya birilerinin sana yaklaşmasını engellemiş olmuyorsun. Romantik de en azından bana gelmiyor. Ergence geliyor. Ben resim koymayı bile sevmiyorum pek. Göstermelik 1-2 fotoğraf koyarsın ama bütün her şeyin ondan oluşan fotoğraflar olmak zorunda mı? Bunu da anlamıyorum mesela. Hiç eşiyle bir fotoğraf bile koymayan insanlar da garip geliyor.
1000Kitap