Aklım vardır diye söyler tabipler
Lokman gibi dilin olsa ne fayda
Son nefeste söylemezse bu dilin
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
Malım vardır diye benlik edersin
Ecel şerbetini birgün içersin
Başın açık yalın ayak gidersin
Karun kadar malın olsa ne fayda
Sen ne kadar alim olsan kardeşim
Allah için akmıyorsa göz yaşım
Eğer iman olamazsa yoldaşım
Dört kitabı yutmuş olsan ne fayda
Sur çalıp da gökler yere inince
Denizler kuruyup sular bitince
Dağlar taşlar kopup yere inince
Bütün dünya senin olsa ne fayda
Bir gün olur götürürler evinden
Hakkın kelamını kesme dilinden
Kurtuluş yok Azrailin elinden
Beş yüz sene ömrün olsa ne fayda
Sen söylersin senin bir çift sözün var
Çalarsın çarparsın oğlun kızın var
Şu dünyada üç beş arşın bezin var
Çün bedesten senin olsa ne fayda
İç dünyası temiz olmayan birinden güzel davranışlar beklenemeyeceği gibi, davranışa dönüşmeyen bir iç temizliği ve iman da kişiyi meziyet sahibi yapmaz. İnsani tekâmül, ancak inanç, irade ve amelin aynı hedefte birleşmesiyle mümkündür.
"İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz (den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir."
Bakara Suresi 177. Ayet