Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin ve mistik tefekkür dünyasının en sarsıcı, en ödün vermez ve dahi kalemlerinden Necip Fazıl Kısakürek’in tüm şiir mirasını tek bir potada erittiği anıtsal eseri "Çile", insanın varoluşsal sancılarını, ilahi aşk arayışını ve metafizik ürpertilerini deşen görkemli bir şiir başyapıttır. Eser; şairin gençlik yıllarındaki o bohem, karanlık ve entelektüel buhran dönemlerinden, hayatını kökten değiştiren mistik uyanışına kadar uzanan o soluk soluğa içsel inkılabını odağına alır. Necip Fazıl; "Kaldırımlar" şairinin o fırtınalı yalnızlığının paralelinde, ölüm, zaman, mekân, madde ve ruh gibi en çetin felsefi ve tasavvufi kavramları dâhice kurguya ve mısralara entegre eder. Şair; "çile" kavramını sadece bir ıstırap değil, insan ruhunun hamlıktan kurtulup olgunlaşmasını sağlayan kutsal bir fırın olarak cerrah titizliğiyle deşer. Kısakürek’in o Türkçeyi adeta bir mermer gibi yontan, akustik gücü fevkalade yüksek, her kelimesinde bir iman ve estetik kavgası barındıran görkemli dili; bu şiir külliyatını basit birer manzume olmaktan çıkarıp, insanlığın mutlak hakikatle, kendi nefsiyle ve ötelerle olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.