14. Cilt
Puan vermedi·560 syf.··
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 10:07
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 14. Cilt "Bir musibet başına gelirse: "Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zira “eğer” kelimesi şeytanın işine kapı açar..." (Müslim, Kader 34, [2664]) İşte şu hadis, "Şöyle olaydı böyle yapaydım". Ya ben çok kararsız bir insanım ya da başkaları kendini çok kararlı sanıyor. Bilemem. Oturduğum koltuğu dahi ha deyince kenara atamadığım için kınandım bugün de. Keşke dememek için bin defa düşünüyorum ve bu her şeyime yansıyor. Bana ne siz dünyaya bu şekilde "1 defa" geliyorsanız. Ben de şu şekil 1 defa gelmeyi yaşıyorum. Benim koltuğumun bir sorunu yok, sırf "yeni" olduğu için bir başkasıyla değiştirmek istemiyorum. CANSIZ OLMASI, "BİR ŞEY HİSSETMEYECEK" olması bana fark etmez. Bazı şeyler meşru olunca mekruhluğu kalkmıyor benim zihnimde. Sağlam olan değiştirilmemeli. Ben böyle biliyorum. Şöyle yapaydım böyle yapaydım dememek için gerekirse hayatı kendimize zindan edeceğiz ama keşke demeyeceğiz. Eğer demeyeceğiz. Dememeliyiz. Düşünseydin. Yansaydın, yakmasaydın. Bana ne? Son pişmanlıkları hiç sevmem şahsen, samimi de gelmez. Bir mesele için yeterince yanmayan sonuçlarına katlanır. Sanki biz hayatı kendimize zindan etmekten çok mutluyuz. Bazı insanların sığ düşüncelerinde ben boğuluyorum ya. Sabah sabah sinirlendim. Başka şeyler de yazarım da. Bu kadar sitem yeter. "Bir kötülüğün karşılığı, ona denk bir cezadır. Fakat kim affeder ve barışı tercih ederse (aranı düzeltirse), onun müfâkatı (ödülü) Allah’a aittir. Şüphesiz ki O, zalimleri sevmez." (Şûrâ Suresi, 40. Ayet) ve de bu ayet bize yeter. Yine derin derin dalıp etkisinden çıkılamayacak bir ayet. Herkese yaptığını yaşatsam nasıl olurdu diye düşünüyorum da. Kendimden soğuyorum. Bir keresinde bir cümle okumuştum ama
Din
Kütüb-i Sitte 14. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 19926 okunma
Puan vermedi·243 syf.··
2026 12. kitabı
1. İsyanın İçeriği: Bencilliğe ve Esarete Karşı DuruşTopçu, isyanı ilk aşamada "kendi tabiatına karşı" bir eylem olarak tanımlar. İnsanın kendi iç kuvvetlerinin zorbalığından, dar arzularından ve tutkularından kurtulması, hakiki hürriyetin ilk adımıdır. Bu bağlamda, İsyan Ahlakı nihilist (yıkıcı) bir başkaldırı değil, aksine ahlaki bir inşadır. İnsan, kendi nefsine isyan ederek, sorumluluk idealiyle donatılmış gerçek bir ahlaki varlığa dönüşür. 2. Mistik İman ve İsyandan Allah’a UlaşmakTopçu'nun felsefesinde isyan, nihayetinde Allah'a yaklaştıran bir köprüdür. O, isyanı, Hallâc‐ı Mansûr'un "Ene'l-Hakk" (Ben Hakk'ım) sözünde bulduğu mistik tavırla birleştirir. Bu mistik isyan, iradenin, sonlu olan her türlü menfaat ve mutluluk arayışını reddederek, sonsuz olana yönelmesidir. Dolayısıyla isyan, insanın kendi cüzi iradesini, ilahi iradeye boyun eğdirerek gerçek hürriyete ulaştığı bir "tercih"tir. 3. Eserin Yapısı ve Felsefi DayanaklarıKitap, hürriyet problemi, insanın esirliği, sorumluluk ideali, taklit ve inanç, mistik iman ve imandan isyana başlıkları altında 6 bölümden oluşur. Topçu, eserde Sokrates, Eflatun ve Aristo gibi klasik filozofları eleştirerek, Batı ahlak sistemlerinin yetersizliğini vurgular. Bunun yerine Maurice Blondel’in "hareket felsefesi"nden esinlenerek, insanın hareket halinde olduğu, sorumluluk aldığı ve ahlaki kadercilikten kurtulduğu bir felsefe sunar. 4. Sonuç: Ahlaklı ve Asil Bir İsyancıNurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı, insanı sorumsuz bir özgürlüğe değil, sorumlulukla yüklü bir özgürlüğe çağırır. Topçu'ya göre, mesuliyetten arındırılmış hürriyet vahşete dönüşür. İsyancının ahlakı; tutkuların esaretinden kurtulmak, ruhun metafizik ayaklanmasını başlatmak ve hakikati bulma yolunda hareket etmekle şekillenir.İsyan Ahlakı, bireyin kendi iç
İsyan AhlakıNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 20161,576 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 118. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
"DUAYI YENİDEN KEŞFETMEK" "Dua, imanda istikrarı tesis eder. İnançlı ama hiç dua etmeyen birinin imanının sabitliğinin bozulması, bir sarsıntı anında yitip gitmesi ihtimal dahilindedir. Çünkü dua, imanı canlı tutan bir ruh, onu muhafaza altına alan bir fanustur. Allah'ı hatırlatan güçlü bir zikirdir. İnsanı en hızlı şekilde tevhide taşıyan bir asansördür. İçindeki iman nurunu parlatmak isteyen kimse duaya sarılmalıdır." İnsanın en derin yalnızlığı, etrafta kimse yokken değil; elini açacak bir kapıyı unuttuğu andır. İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır. İnsan, dertleriyle meşhur bir varlık. Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir şeyle karşılaşmayalım. Geçmişin mutsuzlukları peşimizi bırakmıyor, geleceğin belirsizlikleri şimdiden kaygılandırıyor. Üstelik ne yazık ki çoğu zaman kendi duygu ve düşüncelerimiz bize teselli olacağına, acılarımızı daha da alevlendiriyor. Bir de kontrol edemediğimiz arzular, hevesler, öfke ve ihtiraslar eklenince hayatın tadı iyiden iyiye kaçıyor. Çaresizlik anında farkındalığımız yüksektir. Acı, sıkıştırır. Ama dua etmediğimizde o sıkışmışlığın içinde açılacak bir pencere olmadığını hissederiz. Asıl yalnızlık budur: Sadece kendi gücünle kalmak. Dua, her şeyi yönetenle bağ kurmaktır. Dua, “çaresizim” dediğin yerde “Sana güveniyorum” diyebilmektir. · Dua, düşmeyi engeller. · Düştüysek, kalkmayı kolaylaştırır. · Musibetlere karşı manevi bir kalkan olur. · Ümitsizlik, hüzün ve korkuyu dağıtır. Dua sadece bir istek değil; bir dalgakırandır. Başa geleni durdurmayabilir ama gelenin seni yok etmesine izin vermez. İnsan duayla Rabbine yöneldiğinde, ilahi hazinelere açılan bir kapının eşiğinde durur. O kapının ardında: Çözülmeyen mesele yoktur, ulaşılmayacak rahmet yoktur, gelecek korkusu kalmaz. Dua, sadece zor anın değil,
Edebiyat
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202699 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018869 okunma
Puan vermedi·%36 (250/688 syf.)·
Onca kitap okumuş ,analiz etmiş ve benimsemişken en değerli kitabımı neden başucuma koymam ki diye düşündüm bugün .Neden bilemem bizde hep Kuran ile ilgili eksiklik vardır .Yanlıyor muyum ?Sözde en muhafazakar kesimler bile Kuranı okuma geleneğini Arapça’ dan ibaretmiş gibi sürdürüyor .Oysa inananlar için ne güzel bir klavuz ,arayışta olanlar için ne güzel bir kaynak bu kitap . Kendimize bazı sorular sormalıyız bence ; Ben kimim ?Neye inanıyorum ?İnandıklarımı öğreniyor muyum ?Öğrendiklerimi yaşıyor muyum? Biz birbirimize bakmaya ,eleştirmeye öylesine alışmış ve bize de aynısının yapılacağından emin olmuşuz ki dünyalık düşüncelerimizi bir kenarda bırakıp araştırmaktan korkar olmuşuz . Bırakın insanlar dini istediği kadar ,istediği şekilde yaşasın ya da yaşamasın .Herkesin kendi özel şekli var neyi nasıl yaşaması gerektiğine dair .Birbirimize çok yazık ediyoruz .İnsan olmaya izin vermiyoruz neredeyse . Kuranı Kerim öyle okunan diğer kitaplar gibi değil ;ağır ,anlaşılması zor ve anladığında sonuçları olan bir kitap . Bu yüzden okuması uzun zaman alır ve belki de hayat boyunca defalarca okunması gerekir. Benim için bu okumalar lisenin ilk yılında çıktığım arayışla başladı .Önceden heceleye heceleye Arapça okurdum ,sonra düşüncelerimin peşine düştüm.Öğrenmeye başladım .Tefsirler ağır geldi , mealleri anlayamadım …. En sonunda kıymetli bir öğretmenimin tavsiyesi üzerine Feyzü’l Furkan ı aldım . Tam da istediğim gibi ,anlamakta zorlandığım can alıcı kısımlar için açıklamalar var ama bir yandan da sayfalarca tefsirlerle ağır okumalar yapmak zorunda kalmıyorsunuz . Ayetlerin kendi ağırlığı ve bazen de huzur vericilğiyle başbaşa kalabiliyorsunuz . Bu kitabı anlama yolculuğum birkaç sene önce başladı ,daha uzuuunn yıllar da devam edecek inşallah . Her ne kadar bu benim
Feyzü'l FurkanHasan Tahsin Feyizli · Server Yayınları · 20232,261 okunma