Bazen kendinizi bir insana yakın hissetmeniz için bir şeyler paylaşmanız gerekmez. Benzer acıları yaşayan insanlar, kendiliğinden ortaya çıkan görünmez bağlarla birbirlerine bağlanabilirler. Hatta bazen birbirlerinin tam olarak farkında bile olmadan yaparlar bunu.
Sonra özlüyorsun işte. Onunla çok şey de yaşamış olsan, henüz neredeyse hiçbir şey yaşamamış da olsan, bir gün önce de görsen, hiç görmemiş de olsan, çörekleniyor içine o melun his. Tarifi zor.
Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime anne dedim, hadi çay koy da içelim.
Yine hayallerime dönüyordum. Bir kamyon alıp cangılı geçecek, kanoyla ırmaklardan inecektim. Yüzüme vuran güneş. Özgürlük. Yükselen ateş.
Uzaklarda bir çiftlikte ölecektim, kimseyi rahatsız etmeden. Hiç kimseyi. Tek başıma. İşte bu kadar.
Yine kendimi tutamayarak her söylediğimi birbirine karıştırmaya başlamıştım. Zaten hep aşırıya kaçar, her şeyi karmakarışık ederdim. Soğukkanlılık diye bir şeyden eser yoktu bende.