Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...
Alev Alatlı'nın bakışı ve duruşuyla gündemdeki olayları yeniden okuyabilmek için bir araya gelen bu yazılar, "Şimdi Değilse Ne zaman?" sorusunu da yineleyerek tanımlıyor kendini. 'Hayır Diyebilmeli İnsan'la yeni bir pencere açılıyor zihinlerimizde... Bu kitapta, yüksek sesle, inançla ve inatla söylediklerini bir şekilde bizlere duyurmayı başaran yazarımızın, ulusal ve uluslararası gündemlere ilişkin tezlerini açık ve net duruşlarla yaptığı eleştirel yaklaşımlarını okurken; yine, Zaman'da yayımlanmış uzun soluklu bir röportajı da bulma imkanımız olacak...
Kuşlar da Gitti,İstanbul'un çürüyen, kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Yakaladıkları kuşları cami, kilise ve sinagogların kapılarında "azat buzat beni cennet kapısında gözet" diyerek satmayı meslek edinen çocuklar, artık kimsenin kuş azat etmek istemediğini gördüklerinde insanlıklarına yabancılaşırlar.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202217,9bin okunma
Mutlu Yaşam Üzerine ve Yaşamın Kısalığı Üzerine' de Seneca doğaya uyumlu yaşama mecburiyetini çeşitli açılardan ve yaşadığı dönemden örnekler vererek ele alır.
İstanbul Hatırası eseri okudukça öğreten, öğrettikçe şaşırtan bir eser. Daha esere başlamadan teşekkür sayfasına bir göz attığınızda emeğin ve bilginin niteliğini görüyorsunuz. Okuduğunuz tarihi, mimari, dini, felsefi her motif büyük bir araştırmanın ürünü.
Ahmet Ümit, kitabının ilk sayfalarında okuru Byzantion’un kurucusu olan Kral Byzas ile karşılaştırıyor. Byzas, Tanrı Posedion’a üç tarafı denizlerle çevrili, bereketli toprakları verdiği için bir boğayı kurban ederken o döneme gidiyorsunuz. Kral, Tanrı’ya adağını sunarken anlatılan bir seremoni var. Boğa ile kral göz göze geliyor. Kral her ne kadar etkilense de bu seremoniden ona bahşedilen o toprakların yerle bir olmaması için tanrıları memnun etmek zorunda olduğunu biliyor. İşte o anlatılan eşsiz şehir, İstanbul’un ilk adı. Sağlam bir giriş, diğer kısımların heyecanının garantisi olacağını daha buradan belli ediyor.
Başkomiser Nevzat, yardımcısı Ali ve Zeynep bu sefer İstanbul’un ilk tarihinden bugüne gelen sürece atıfta bulunan yedi cinayeti araştırıyor. Bu gizemli yedi cinayet, delilleri ile sizi hiç bilmediğimiz bir tarihi yolculuğa çıkarıyor. Kurbanların ortak özelliği, İstanbul’a ihanet ediyor olmaları. Katil bu kişilerden öç mü alıyor, yoksa bir ritüel mi gerçekleştiriyor sorusu hemen aklımıza takılıyor.