“Akhilleus doğruluyor, geriye doğru bir adım atıyor. Her türlü ifadeden arınmış, okunamaz ve ulaşılamaz yüzü, açıklamaların ağzımda donup kalmasına yol açıyor. Dönüp koşmaya başlıyor, dünyanın en hızlı koşan çocuğu kumsaldan yukarı doğru, benden uzağa koşuyor.
Yan tarafım onun yokluğuyla buz gibi. Cildim gerilmiş, biliyorum ki yüzüm de kıpkırmızı ve yanmış gibi hassas.
Ah tanrılar, diye düşünüyorum, tanrılar, lütfen Akhilleus benden nefret etmesin.
Tanrıları bu işe karıştırmamam gerektiğini bilmeliydim.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kimi zaman bir kitap okursunuz ve o kitap içinizi tuhaf bir tür coşkunlukla doldurur ve paramparça olmuş dünyanın, hayatta olan tüm insanlar o kitabı okumadan tekrar bir araya gelmeyeceğini hissedersiniz."
"Bir zamanlar herkesin çok değer verdiği kanatları varmış ama bu kanatlar nedense yok olmuş. Ben de o güne dek birçok kez uçmayı dilemiştim. Fakat yine de Hallia'nın bayır aşağı her adımda bana yaklaşmasını izlediğimde o yanımda olduğu sürece yerden ayağım kesilmeden de uçabileceğimi biliyordum."
“Nefret. Yargılama. Cezalandırma. Senin de söylediğin gibi intikam, kaybettiğim şeyi geri getirmeyecek. Senin kaybettiklerini de. Sahip olduğumuz tek şey şu an. Ve tek derdimiz onu en iyi şekilde değerlendirmek olmalı.”