"Hayalindeki araba hangisi?" "1967 model bir Chevy Impala. İçine bir de Dean Winchester koyarsanız hiç itirazım olmaz."
Dean, Impala'yı çalıştırıp gaza bastı ve tatmin edici gürültüyü dinledi. Geri kalan her şey cehenneme doğru sürüklenirken bile güvenebileceği bir şey olduğunu bilmek güzeldi.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
piri reis okulunun yanından girilen dergâhtan bir zat çıkar: ''hûûûû'' çeker, o sırada impala'nın üzerine düşmekte olan bir dal parçası yön değiştirerek asfalta çakılır.
let it happen- tame impala
Her şeyi kendi haline bırakmanın, hayatın bana cömertçe sunduğu zevk ve mutlulukların tadını telaşlanmadan çıkarmanın en iyi şey olduğu sonucuna vardım.
Sayfa 69·Kitabı okudu
İlişkide sahip olmak mı yoksa olmak mı
Bir baska deyisle iliskinize Erich Fromm'un Sabip Olmak. ya da Olmak adli kitabinda dile getirdigi üzere "sahip olmak" gözüyle mi, "olmak" gözüyle mi bakiyorsunuz? Sahip olmak, nesneleri ya da insanlari elde edip onlari kendi egemenligine almaktr. Olmak ise öze dönük bir kavramdir; insanin var olan özelliklerini, insancil potansiyelini zenginlegtirmesine yönelik bir destektir. Bilinçli bir sevgi. Sevdigin seyin gelisip yücelmesine yönelik etkin bir çaba. Kadin varolusuyla erkegin içinde, erkek de erkekligiyle kadinin içinde bir seyi tamamliyor. Bu tamamlanma duygusunu ise herkesin içi biliyor.
Arkamı dönmeden hemen önce, "Oğuz?" diye seslendiğimde bana döndü bakışları. Cebimden çıkardığım Impala'nın anahtarını ona doğru fırlattım. "Sen de benimkini al o zaman. Biz gelene kadar sende kalsın." Oğuz anahtarı havada yakaladı. Bir bana, bir de elindeki anahtara gözleri kocaman açılarak baktı. "Oha!" diye soludu şaşkınlık içinde. "Impala'yı mı verdi bu şimdi bana?" Evet, biraz öyle olmuştu. Kısa bir süreliğine değiş tokuş olarak düşünebilirdi. Tam ona, "Aynen öyle," demek için hazırlanıyordum ki Batuhan'ın bana attığı çirkin bakışları gördüm ve dudaklarımı birbirine kenetlemek zorunda kaldım. Gelecek olanı zaten biliyordum. "Senin gibi dosta yazıklar olsun! O arabayı ben bile bir kez sürmedim şerefsiz! Adi köpek!" Evet, bu da doğruydu. Impala'yı bir kez olsun Batuhan'a vermemiştim çünkü en az Nisa kadar değerliydi benim için. Gerçi Nisa çok daha değerliydi ama şimdi konumuz bu muydu yani? Zaman daralıyordu ve bizim hemen yola çıkmamız gerekiyordu. Benim bir şey söylememe gerek kalmadı çünkü Senem dişlerinin arasından âdeta tıslarcasına, "Derdimiz bu mu şimdi geri zekâlı?" diye sitem ederken bir tane de Batuhan'ın ensesine şamarı geçirdi. Anlaşılan bugün herkesi şamar oğlanına çevirecekti. Hak ediyorduk doğrusu. Ne diyelim?