İ M R E N A T I C I

İ M R E N A T I C I
@imrenatc
Lion’s mom ♡
Puan vermedi·107 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 17:45
Katilin kim olduğu gizli değil, olayın sonunda ne olacağı belli, hatta kasabadaki çoğu insan bunu biliyor. Ama yine de hiçbir şey değişmiyor. Santiago Nasar karakteri özellikle ilginç çünkü roman boyunca onu tam olarak tanıyamıyoruz. Suçlu mu, masum mu, gerçekten ne yaptı, bunlar net değil. Márquez bilinçli olarak kesin cevap vermiyor. Çünkü kitabın asıl meselesi “o hak etti mi?” sorusu değil. Asıl soru şu: Bir insanın öldürüleceğini herkes biliyorsa ve yine de engel olunmuyorsa, gerçek suçlu kim? Bu yüzden Kırmızı Pazartesi sadece bir “cinayet romanı” değil; toplum psikolojisi, vicdan ve kader üzerine çok sert bir hikâye. Kısa olmasına rağmen insanı uzun süre düşündürmesinin nedeni de bu.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi
Jane Austen çok bağıran bir yazar değil. Gösterişli olaylar kurmaz, dünyayı büyütmez. Tam tersine insanı küçültür gibi yapıp en ince detayını büyütür. Elizabeth önce Darcy’yi yanlış okur, Darcy de Elizabeth’i yanlış anlatır. Hikâye aslında iki insanın değil, iki yanlış algının çarpışmasıdır. Bu kitabın yeri bende çok farklı ve kütüphanemde her zaman ilk koyacağım roman, çünkü bana sadece bir hikâye değil, insanları okuma biçimi öğretti. Okurken büyük olaylar değil, küçük cümlelerin ve bakışların ne kadar belirleyici olabileceğini hissediyorum. Sanki kitap bana “acele etme, hemen yargılama” diyor. Bu yüzden her seferinde yeniden okunabilecek ve filmi defalarca izlenebilecek bir şey gibi geliyor; çünkü ben değiştikçe kitap da farklı anlamlar açıyor. Bu yüzden benim için sadece bir roman değil, tekrar tekrar dönüp bakacağım bir bakış açısı ve onun yazdıkları sadece okunmaz, bir tür ahlaki ağırlık bırakır.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,7bin okunma
Puan vermedi
Adalet dediğimiz şey gerçekten adil mi? Jean Valjean isimli karakterimiz, aç olduğu için ekmek çalar ve yıllarca ağır bir cezaya çarptırılır. Hapisten çıktıktan sonra toplum ona ikinci bir şans vermez. Hikâye boyunca hem kaçış hem de kendini affettirme mücadelesi vardır. Bu kitap bana göre “iyi bir adamın kötü muameleye rağmen iyi kalmaya çalışması” değil sadece. Daha sert bir şey söylüyor:İnsan bazen suçtan değil, toplumun ona verdiği etiketten dolayı mahvolur. Jean Valjean aslında değişmiş bir adamdır ama dünya onu değiştirmeye izin vermez. Sürekli geçmişiyle tanımlanır. Kitabın en acı tarafı da bu: İnsan değişebilir ama sistem onu eski haline kilitleyebilir. Karakterler birey gibi başlar ama çoğu zaman bir fikrin temsilcisine dönüşür: adalet, yoksulluk, merhamet, suç gibi.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,2bin okunma
Puan vermedi·687 syf.··
2021 4. kitabı
Bu kitap rahatsız eder. Sessiz sessiz, yavaş yavaş. Dostoyevski karakter yazmaz, zihin yazar. Karakterlerin içinde dolaşırsın. Düşünceler çarpışır, fikirler birbirini iter. Ve en önemli şey: Kimse tamamen iyi ya da kötü değildir. Yoksul ve zeki bir genç olan Raskolnikov, kendince “üstün insanlar bazı kuralları çiğneyebilir” diye düşünerek bir tefeci kadını öldürür. Bir insanın “haklı olduğunu düşündüğü bir suçtan” sonra kendi zihni tarafından nasıl cezalandırıldığının hikâyesi anlatılır . Okurken şöyle bir his oluşuyor: Sanki odada hava yok. Sürekli bir baskı var ve bir şey olacak ama olmuyor. Raskolnikov bazen haklı gibi geliyor. Ve o an insan kendinden şüphe ediyor. “Ben olsam ben de mi böyle düşünürdüm?” sorusu geliyor. Bu roman bir cinayetin hikâyesi değil, “bir insan kendini ne kadar kandırabilir?” sorusunun hikâyesi.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025193,9bin okunma
Puan vermedi·848 syf.··
2025 6. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 07:24
Murakami’nin dünyasında sıradanlık ile tuhaflık iç içe geçer. Bu yüzden kitapları, klasik olay örgüsünden çok “his” üzerine kuruludur. Murakami okumak biraz gece tek başına yürümek gibi. Her şey tanıdık ama bir o kadar da tuhaf gelir. Gürültülü bir anlatım yoktur; aksine sessizlik hâkimdir. Ama o sessizlikte insan kendi iç sesini daha net duyar. Eğer hızlı aksiyon, net cevaplar ve kesin sonlar arıyorsan seni tatmin etmeyebilir. Ama “hissetmek” istiyorsan, Murakami tam orada durur. Bir noktadan sonra kitabı okumayı bırakıp kitabın içinde yaşamaya başlıyorsun. Çünkü: * Günler tekrar ediyor * Rutinler uzuyor * Diyaloglar bazen boş gibi geliyor Ama bu “boşluk hissi” aslında kasıtlı. Murakami sana olay vermek yerine zaman veriyor. Ve zaman uzadıkça şu oluyor: Sen de karakter gibi düşünmeye başlıyorsun. Bu kitabı ve yazarı seviyorum çünkü bana cevap vermiyor. Her şey biraz eksik, biraz belirsiz kalıyor ama tam da bu yüzden gerçek hissettiriyor.
Kumandanı ÖldürmekHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,281 okunma