Jane Austen çok bağıran bir yazar değil. Gösterişli olaylar kurmaz, dünyayı büyütmez. Tam tersine insanı küçültür gibi yapıp en ince detayını büyütür. Elizabeth önce Darcy’yi yanlış okur, Darcy de Elizabeth’i yanlış anlatır. Hikâye aslında iki insanın değil, iki yanlış algının çarpışmasıdır.
Bu kitabın yeri bende çok farklı ve kütüphanemde her zaman ilk koyacağım roman, çünkü bana sadece bir hikâye değil, insanları okuma biçimi öğretti. Okurken büyük olaylar değil, küçük cümlelerin ve bakışların ne kadar belirleyici olabileceğini hissediyorum. Sanki kitap bana “acele etme, hemen yargılama” diyor. Bu yüzden her seferinde yeniden okunabilecek ve filmi defalarca izlenebilecek bir şey gibi geliyor; çünkü ben değiştikçe kitap da farklı anlamlar açıyor.
Bu yüzden benim için sadece bir roman değil, tekrar tekrar dönüp bakacağım bir bakış açısı ve onun yazdıkları sadece okunmaz, bir tür ahlaki ağırlık bırakır.