ESİN TARAKÇIOĞLU kimdir
Esin Tarakçıoğlu, 11 Kasım 1971 tarihinde Ankara'da doğmuş bir yazar ve şairdir. İlk ve ortaöğrenimini Ankara Yenimahalle Yunus Emre İlköğretim ve Ortaokulu'nda, lise eğitimini ise Yunus Emre Kız Meslek Lisesi'nde tamamlamıştır. Yazın hayatına deneme ve şiir türlerinde eserler vererek başlayan Tarakçıoğlu, yazılarını çeşitli internet sitelerinde yayımlamıştır. Halen Aksaray'da yaşamını sürdürmektedir. Yazarın "Hayattan Esintiler" adlı kitabı, gençliğinden itibaren yaşadığı zorluklar, sıkıntılar ve bu süreçte edindiği deneyimlerle nasıl başa çıktığını anlatmaktadır. Bu eserinde, okuyucularına kendi yaşamından kesitler sunarak, karşılaştığı zorluklara rağmen nasıl yeniden ayağa kalktığını ve hayata tutunduğunu paylaşmaktadır. Esin Tarakçıoğlu, aynı zamanda Yılın En İyi Engelsiz Yazarı olarak Uluslararası bir ödül almıştır. "engelsiz yazar" unvanıyla da tanınmaktadır. Bu unvanı, engelli bireylerin sesini duyurmak ve onların yaşadığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla kullanmaktadır. Kitap imza günlerinde ve çeşitli etkinliklerde, hayatından kesitler sunarak okuyucularıyla buluşmakta ve onlara ilham vermektedir. Yazarlık serüveninde, okuyucularına sürekli olarak kendilerini geliştirmeleri, bulundukları konumla yetinmemeleri ve Allah'ın sunduğu yetenekleri en iyi şekilde kullanmaları gerektiği mesajını vermektedir. Bu yaklaşımıyla, birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur. Esin Tarakçıoğlu'nun şiirlerine ve diğer eserlerine Antoloji.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, "Hayattan Esintiler" adlı kitabının sesli versiyonunu dinlemek isterseniz, YouTube de seslendirmesi de mevcuttur.Aynı zamanda ingilizce çevirisi de yapılmıştır.
İnsan ve Duygular
Günaydın:)
"Tek gayem varoluşuma kendi imzamı atmak... Sonra da bu garip dünyadan, dev bir tavuk kostümü içinde, flamingo dansı yaparak, elinde dev bir muz ve bir kutu patates cipsiyle, uzay kedileriyle birlikte göçüp gitmek. Yanımda konuşan bir kaktüs olacak, sürekli bana 'Sen aslında bir sandviçsin, farkında mısın?' diyecek. Giderken evrenin kapısında 'Burada bekleyen yok, hadi geç!' yazan neon ışıklı bir tabela asacağım. Hayat kısa, ben de hızlıca imza atıp, 'Dünya, sen bir çılgın lunaparksın, ben de biletimi aldım, hadi uçuyorum!' deyip, gökkuşağından kayarak başka bir boyuta ışınlanacağım. Orada da tavşanlarla tavla oynayıp, 'Asıl anlam burada saklıymış, ama kimse söylememiş!' diye bağıracağım. Çünkü neden olmasın, hayat zaten bir absürt tiyatro!"
Hayata Dair
Reklam
Karneye hâlâ imza bile atmayan öğretmenin hazır olan karne köşesi. İlçede yapılan eğitim festivali sebebiyle yıl sonu iş ve işlemleri bitmedi. Haliyle karneleri bile henüz göremedim. Alan değişikliği olursa haber edin okul öncesi ya da teknoloji tasarım dersine geçiş yapabilirim. Branşımın dışında bütün işlere ele attım.
(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
Sözündən dönənləri, əhdinə xilaf çıxanları belə qoruyan bir Hüseynimiz (ə) var... O, Tasua gecəsi xeymələrin arxasında çala qazıb Kufədən gələn 18 min "dəvət" məktubunun hamısını yandırdı. İstəmədi ki, Yezidin ordusu o məktubları tapıb müəlliflərini incitsin. İnsanlıq tarixi belə bir böyüklük görmədi: Səni çağıranlar qorxub geri çəkilsin, sən isə canından keçdiyin anlarda belə onların təhlükəsizliyini düşünəsən.Bu gün biz bir imza ilə, bir sözlə dostumuzu, qardaşımızı satarkən; Kərbəlanın bu gecəsi bizə deyir: "Bizim yolumuzda bizi tərk edənin də fikrini çəkmək var." Bu böyüklükdür ürəyimizi dağlayan...Kaş anlayalar, kaş görələr Kərbəlanın başdan-başa gözəllik olduğunu...
Linçlenmeyeceksem medreselerde yapılan program hakkında iki kelam bişey söylemek istiyorum. Yazlıkçı dönemi başlicak diye bugün program yapalım dedik. Hocalar toplandık, çocukların ölüm fermanına imza attık resmen. Medreseye daha yeni gelen ÇOCUKlar saat gece 3 te teheccüde kalkıp işrak namazından sonraya kadar uyanık kalıp, işraktan sonra 1 saat uyuyup günün geri kalan kısmında ise 0 uyku devam edicekler. Ne yaptıysam bu düşünceden onları geri döndüremedim. Ya arkadaşlar bizim okuduğumuz kitaplar acaba bir mi? İnandığımız peygamber? Ben ciddi şüphelere düşmeye başladım. Kardeşim bu çocuklar daha namaz kılmıyor, daha İslam'ın şartını bilmiyooor. Sen bunları teheccüde uyandırınca iyi halt ettiğini mi düşünüyorsun? Çocuk 3 gün sonra kaçar ya. Az merhamet.. "Kolaylaştırın zorlaştırmayın" Hadisi nerde kaldı? Vallahi üzülüyorum ya. Çocuk bunları islam sanıp, İslam'dan soğucak diye ödüm kopuyor. Babamda medrese ehli biri ama cemaat medreseleri değil, doğuda okudu. Bazen medresedeki programdan bahsediyorum, çocukları teheccüde zorla uyandırdığımızdan falan, Adam o kadar şaşırıyor ki. "Siz ne biçim hocasınız, ne biçim müslümansınız" diye bize giydiriyor. Nedenini sorduğumda bana "bizim hocamız teheccüde kalkar biz rahatsız olmayalım diye daha çok titizlikle hareket ederdi. Başta uyurduk sonra hocamız kılıyor diye hevesle başladık. Kimse bizi zorla nafile kılalım diye zorlamazdı" Dedi. O zaman dank etti. Ya bilmiyorum arkadaşlar.. içerden bilgi; çocuklarınızı bir yere teslim edeceğiniz zaman en ince ayrıntısına kadar sorun, öğrenin. Çocuğum burda abad mı olur berbat mı olur muhasebesini iyi yapın. Çok doluyum bu konuda yahu..
İnsan ve Hayat
Reklam
Reklam