(...) Ha, utanmadan, bir de bildiri yazdırmışlar Atıf Hoca‘ya, vatan hainliğini isbatlamak üzere: Bildirinin muhtevâsı şöyle dursun, kendisi Atıf Hoca‘ya değil, muhtemelen Mustafa Sabri Efendi‘ye aittir. Atıf Hoca‘nın bu bildiri ile tek ilgisi, Tahirülmevlevî ile birlikte Mustafa Sabri Efendi‘ye gidip, bu bildiriye katılmadıklarını, imza atmayacaklarını, yanlış olduğunu düşündüklerini söylemekten ibarettir.Nasıl? İlginç değil mi? Bence de… Daha ilginci de var:Bu hikâyenin, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Gölgeler romanında (1986) ayrıntılarıyla yer alması… Neden acaba? 25 yıl sonra kendisine “Zamanın Atıf Hoca’sı” lâkabı yakıştırılacağını tahmin ettiği için mi?..
GÖLGELER -Yaşadığımız Günler-I-, 1 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
“Benim kafama takılan bütün iyi şeyler için Tanrı’ya teşekkür etmeniz, ama kötü bir şey olunca suçu onda aramamanız. Böyle bir öğretiye inanmam imkansız.”
"Kâğıdı imzaladım, senle ya da sensiz göndereceğime dair söz verdim ona. Sırf kâğıt yüzünden, imzam yüzünden ve verdiğim söz yüzünden değil. İnsan hayatında o kadar çok söz veriyor, o kadar çok imza atıyor ki, hepsini yerine getirmeye çalışsa yaşayacak zamanı olmaz. Mesele bu değil. Başka bir şey. O bunları çalmadı, herhangi bir yerden toplamadı, piyangoda ya da borsada, ya da kumarda kazanmadı. Sadakatle, çok sıkı ve dürüst çalışarak elde etti. Hiçbir şeye saygım yok. Ama saygı duyduğum tek bir şey var. Birisinin sıkı çalışarak, dürüstçe, elleriyle çalışarak elde ettiği şeye saygı duyarım."
“Bilirsiniz,
Hemze Elifin bir şeklidir.
Elif de hilâl gibidir.
Hilâl lâleye,
Lâle de Allah'a çıkar sonunda.
Ve ben şimdilerde on altıncı asırlardan kalma çini bir pencere alınlığında, tam sağ alt köşeye imza düşürülmüş Mavi bir Osmanlı Lâlesi neler düşünür, onu merak etmekteyim...”
Her neslin bir sâbikūn (öne geçen)’u vardır. Ama en hakikileri o ilk nesildeydi. En, en iyileri. Aynı şekilde, o neslin kûffarları, inanmayanları Ebu Cehil, Ebu
Leheb gibi ya da Kur’ân’da bahsedilen Firavun’u bile bir daha görmeyeceğiz. Onlara yakın kişileri göreceğiz, ama bir Firavun daha gelmeyecek. Bir daha “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!” (Nâziât, 24) tipleri olmayacak. Adam şeytanın bile imza isteyeceği türden şeyler yapıyordu. En üst seviyede, anladınız mı? Ebu Leheb şaka değil. Resûlullah’ın (sav) amcası ve ona lanet okuyor.