…Biz geleceği düşündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein'ın dediği gibi, zaman içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düşünme biçimimiz. Benim bu
kitaptan anladığım şey, gerçek olana odaklanmamız gerektiği çünkü zamanı bu şekilde yaratıyoruz. Durmadan gelecek denen o soyut hiçliği düşünerek değil."
“Madem ki gerçek bu,” dedi, “hayatta bana verilen her şeyi boşa harcayarak gidiyorum. Üstelik artık düzeltme imkânım da yok. O hâlde niye uğraşıyorum ki?
Fakat nedir bunun anlamı? Neden böyle oluyor? Hayatın bu derece anlamsız ve çirkin olması mümkün değil, asla. Hayat gerçekten bu derece çirkin ve anlamsızsa bu, ölmek için bir sebep olabilir mi? Hem de böyle acılar içinde… Başka bir şey var bunda. Belki de gerektiği gibi yaşamadım, diye düşündü bir an kendi kendine. Fakat nasıl olur? Her şeyi gerektiği gibi yaptım, diyordu.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Yüz yüze veya arkadan çekiştiren, kovuculuk yaparak insanları birbirine düşüren/kaş göz işareti yapıp alay eden her kişiye lanet olsun!
2. O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı,
3. Sanır ki, malı sonsuzlaştıracaktır kendisini.
4. Hayır, iş, sandığı gibi değil! Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana/Hutame'ye.
5. Hutame'nin ne olduğunu sana öğreten nedir?
6. Allah'ın, ateşidir o, tutuşturulmuş
7. Ki, tırmanıp işler yüreklere.
8. O, onların üzerine kilitlenecektir.
9. Uzatılmış sütunlar arasında.