Puan vermedi
Bazı kitapları beğenirsiniz, bazı kitapları seversiniz; bazıları ise içinizde bir yere yerleşir ve uzun süre oradan çıkmaz. Akhilleus'un Şarkısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitaba başlarken Yunan mitolojisinden bildiğim bir hikâyeyi okuyacağımı düşünüyordum. Fakat karşıma çıkan şey bir savaş destanından çok daha fazlasıydı. Bu, Patroklos ve Akhilleus'un dostlukla başlayıp zamanla derinleşen bağlarının, sevginin, sadakatin ve kaçınılmaz kaderin hikâyesiydi. Madeline Miller'ın anlatımı o kadar etkileyiciydi ki karakterler mitolojik figürler olmaktan çıkıp gerçek insanlara dönüştü. Özellikle Patroklos'un gözünden anlatılan hikâye, yaşanan her mutluluğu daha değerli, her acıyı ise daha ağır hissettirdi. Kitabın son sayfalarına yaklaştıkça ne olacağını bilsem de okumayı bırakmak istemedim. Çünkü bazı sonlar sürpriz oldukları için değil, kaçınılmaz oldukları hâlde insanın kalbini kırdıkları için unutulmazdır. Akhilleus'un Şarkısı bana yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmadı; sevginin zamanın, savaşın ve hatta ölümün ötesine nasıl geçebileceğini gösterdi. Şimdiye kadar yüzlerce karakter tanıdım, onlarca kitap okudum. Ama çok azı bende Patroklos ve Akhilleus kadar iz bıraktı. Bu yüzden Akhilleus'un Şarkısı, benim için sadece çok sevdiğim bir kitap değil, aynı zamanda şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
KEŞKE OKUMAK İÇİN BİR YIL BEKLEMEMESEYMİŞİM
Puan vermedi·552 syf.··
2026 44. kitabı
Bu kitabı okuyalı aslında gerçekten bayağı bir zaman oldu. Ama dönüp profilime baktığımda, hayatımda bu kadar özel bir yeri olan, en sevdiğim serinin ikinci kısmının ilk kitabı hakkında hiçbir şey yazmadığımı fark ettim. Burası benim kitap günlüğüm gibiyse, bu başlangıcın incelemesi burada kesinlikle durmalıydı. Yazmasam eksik kalacaktı, o yüzden biraz nostalji yapıp o dönem hissettiklerimi buraya aktarmak istedim.Ben bu kitabı Şimşek Hırsızı serisinden baya bi sonra okudum 1 yıl faln sonra olabilir.NİYE BÖYLE Bİ MALLIK YAPTIM BİLMİYOM keşke okumak için o kadar zaman beklememeseymişiimm☆ Kitabın başında Percy’yi göremeyince, hatta adını bile duyamayınca açıkçası biraz modum düşmüştü. Yalan yok, ilk birkaç bölüm boyunca hep bir önyargı vardı içimdee; Ama Rick Riordan ’ın anlatımı öyle bir şey ki, insanı bir şekilde o hikayenin içine çekmeyi her zaman başarıyor. Hikaye ilerledikçe, karşımıza çıkan o yeni üçlüye (Jason, Piper ve Leo) yavaş yavaş, hiç fark etmeden çok ısındım. Bu kitapta yazar anlatım tarzını da değiştirmişti; tek bir karakterin ağzından okumak yerine, her bölümde farklı bir karakterin kafasının içine giriyorduk. Bu teknik, karakterleri çok daha yakından tanımamı ve onlarla bağ kurmamı inanılmaz kolaylaştırdı. Karakterlerin bendeki yeri hala çok ayrıdır: Jason’ın o hiçbir şey hatırlamadan uyanıp yine de içgüdüsel olarak liderlik yapmaya çalışması, o gizemli ve ne olduğunu çözmeye çalışan halleri çok etkileyiciydi. Piper’ın sadece "güzel ve popüler kız" klişesinden çok uzak, kendi içinde büyük çatışmaları olan ve göründüğünden çok daha güçlü duran yapısını çok sevmiştim. Leo ise bence kitabın (ve hatta tüm serinin) gizli kahramanıydı. Ne zaman ortam çok gerilse ya da karamsar bir hava hakim olsa, o zeki, bazen hüzünlü ama her zaman ortamı yumuşatan
Alıntı
Kayıp KahramanRick Riordan · Doğan Kitap · 20183,193 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20263 okunma
Lahmacun Turkish pizza değildir !
Puan vermedi·567 syf.··
2026 1. kitabı
Daniel Kahneman'ın Varlık Yayınevi'nden Osman Çetin Deniztekin ve Filiz Nayır Deniztekin çeviriyle yayımlanmış 30.Basım 2025 tarihli kitabını okudum. Çevirmenlere verdiğim puan 0 SIFIR'dır. SIFIR. İngilizce yemek kitabı okuduğunuzu düşünün ve TURKISH PIZZA diyerekten LAHMACUN tarifini verdiklerini, LAHMACUNU yazdıklarını düşünün ama LAHMACUN sözcüğü yok. Bir ingiliz/Amerikalı olsaydınız ne anlardınız? Eğer Lahmacunu yani kitapta geçen psikolojik terimlerin gerçek adlarını bilmiyorsanız sıkılırsınız, bu kitap var olan ilginizi de yok eder, birşey öğrenemezsiniz, sıkılırsınız. Sıkılırsınızı 2 kere yazdım. Heuristics'leri KISA YOLLAR diye çevirdiğinde kısa yollar(Heuristics) diye yazmalısın, "mihaly csikszentmihalyi (siks-sentmihalyi diye telaffuz edilir)" diye yazmayı akıl ediyorsun ancak "akış deyimi söz dağarcığımıza girmiştir" yazıyorsun. Akış nedir? FLOW tüm dünya bunu FLOW olarak biliyor literatürde flow yazıyor bu FLOW!!! türkçesini gene yazarsın kitap türkçe ancak akış diye bahsettiğin şeyin FLOW olduğu yazmalısın. Korkunç kötü bir çeviri.
1000Kitap
Hızlı ve Yavaş DüşünmeDaniel Kahneman · Varlık Yayınları · 20181,821 okunma
İnsanlığın ve Tüm Callahan'ın Yerleri şerefine
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:22
Callahan'ın Yeri, dertleşmek isteyene alan açan sıradan bir bardır. Piyanist Eddie'nin densiz sorgulamalara beyzbol sopasıyla müdahale etmesini saymazsak, yahut Pyotr'ın alkolü fazla kaçıranları evlerine bırakıp, geceyi orada geçirdikten sonra kahvaltıyı hazırlayıp ortadan kaybolmasını da. Bu barda her içki yarım senttir ve kadehler şömineye hunharca fırlatılıp kırılır. Çeşitli ritüeller etrafında kendine has bir kültür oluşturmuştur burası. En kötü espri bile burada kabul hatta teşvik edilir; çünkü bar müdavimi olan doktora rağmen mizah en iyi ilaçtır. Ama en önemlisi, burayı arayarak bulmak imkansızdır, bar ihtiyacı olanı kendine çeker; anlayışa, hoşgörüye, yardıma veya şefkate ihtiyacı olanları. Üstelik burayı bulabilmeniz için sadece sekiz ay ömrünüzün kalmış olması veya ailenizin ölümünün sorumluluğunu taşıyor olmanız gerekmez. Gezegeni yok etmek için yola çıkmış ancak bu karardan pişman olmuş bir uzaylı da olabilirsiniz, alkolik bir vampir, bir zaman yolcusu, hatta vantrilok bir köpek bile olabilirsiniz. Burada bunlara kimse şaşırmaz ve samimiyetinizin karşılığını alırsınız, çünkü bu bar mucizelerin gerçek olduğu bir yerdir. Yine de burada sorunlar sihirle çözülmez. Çoğu zaman çözüm, birinin hikayesini gerçekten dinlemekle başlar. Ve sadece hatalarının bedelini ödemeye razı olanlar bu ailenin müdavimi olabilirler. Hippi hareketinin filizlendiği 1973'te ilk Callahan öyküsünün bir dergide yayımlanmasının ardından okuyucunun büyük teveccühü ile karşılaşan Spider Robinson, yirmi yıl boyunca Callahan evrenini ve bu barın gerçek hayattaki müdavimlerini genişletmeye devam eder. Yazar, istilacı uzaylıların ve tehditkar teknolojilerin egemen olduğu ana akım bilimkurguya karşı bu dışlanmışlarla iki kadeh tokuşturup dertleşerek tüm klişeleri çökertmiştir. Hikayelerdeki
Callahan GünlükleriSpider Robinson · İthaki Yayınları · 202378 okunma
8/10
·392 syf.··
2026 30. kitabı
İnsanoğlu , yaratılandır ama içinde hep birşeyler yaratma isteği ile yaşar.Bir eser ortaya çıkarma, bir şey keşfetme , bilimsel bir buluş ortaya koyma, hastalıkları iyileştirme vb. gibi şeyler hep bu arzu ile mümkün olmuştur. Bu kitaptaki bilimsel araştırmanın temelinde ise mantarlar var. Zehirli mantarlar olduğunu hepimiz biliriz.Peki mantarların; dehb ,alzheimer gibi hastalıklar için ilaç üretmede bilimsel deneylere tabi tutulabileceğini hatta ölüme karşı bir silah olarak kullanabileceğini hiç düşündünüz mü?Yazarımız çok güzel düşünmüş.Ve bunu en karanlık haliyle biz okuyuculara aktarmış. Psikolojik gerilim türünde olan kitapta; yüksek lisans öğrencisi Sdyney Denik sevdiklerini kaybetmesi üzerine biraz uzaklaşmak ve babannesini ondan alan Alzheimer hastalığı hakkında araştırma yapmak amacıyla burs kazandığı Ünlü Madrona Vakfına gider.Vancouver Adasında yer alan bu araştırma merkezi hiç de masum değildir.Bunu zamanla anlayan Sdyney ; hem insanlığa hem hayvanlara zarar veren bilimsel deneylerin içinde bulur kendini.Yaşananlar tüyler ürperticidir. Sdyney ; eğitimin ilk günü ortadan kaybolan öğrenciyi tek gören kişidir.Duvarların ardında gölgeler gezinir, yazın ortasında kar yağar , ölü hayvanlar canlanır, ağaçta asılı olan boynu kırık genç kızı ondan başkası görmez.Herkes ona özel özel biri olduğunu söyler.Tüm bunlar Sdyney 'in beyninde oluşan halisinasyonlardan mı kaynaklanır yoksa Madrona Vakfı'ndan mı başlarda bilinmez. Gördükleri gerçek ise kötü olan kimdir ?Vakıf mı yoksa tüm kötülüklere zekası yeten insanoğlu mu ? Bu korku ve gerilimin ortasında hikayeye renk katan bir aşk da yer alır.Başlarda maddi boyutta olan bu aşkın kitabın sonuna yaklaştıkça ne kadar derin ve duygusal olduğu ortaya çıkacak.İşte o zaman Wes ve Syd aşkı sizi daha çok ssracak. Bir korku-
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202565 okunma