Bir topluluğu ulus yapan şey biyolojiden ziyade, paylaştıkları o ortak "hayal", yani anlatıdır. Kürtlerin elinde aslında bu anlatı için çok zengin bir ham malzeme var: Zerdüştlük kökenleri, Demirci Kawa (Newroz) efsanesi, Gılgamış, Mem û Zîn gibi destanlar ve Mezopotamya’nın en eski inanç katmanları. Eksik Olan Ne? Bu malzeme hiçbir zaman modern, seküler ve standardize edilmiş tek bir "milli mitolojiye" dönüştürülemedi. Bölgesel dengeler ve dini (Pagan/Sünni/Şii) bariyerler nedeniyle bu hikayeler hep yerel folklor düzeyinde kaldı. Çözüm; tıpkı Yahudilerin Tevrat anlatılarını seküler bir ulus bilincine (Siyonizm) dönüştürmesi veya İskandinavların Thor/Odin mitlerini modern kimliklerinin estetik bir parçası yapması gibi; Kürt entelektüellerinin de bu kadim tanrıları ve destanları aşiretler üstü, modern bir edebiyat, sinema ve sanat diliyle yeniden üretmesi gerekir. Bugün Kürt dünyasındaki en büyük yapısal felaket, meclislerin ve karar mekanizmalarının siyasi partilerin (KDP, PKK, DEM vb.) veya feodal ailelerin (Barzani, Talabani) tekelinde olmasıdır. Bir partinin ak dediğine diğeri kara diyor. Yahudilerin tarih boyunca devletleri yokken bile toplumu bir arada tutan, küresel ölçekte çalışan din/bilge konseyleri (Sanhedrin mantığı) vardı. Kürtlerin siyasi partilerden, silahlardan ve ideolojilerden bağımsız; küresel akademisyenlerin, sanatçıların, hukukçuların ve kanaat önderlerinin yer aldığı transnational (uluslararası) bir Yüksek Kültür ve Strateji Meclisi kurması gerekiyor. Bu meclis, partilerin günlük çıkarlarının ötesinde, 100 yıllık stratejiler üreten bir "akıl merkezi" olmalı. Ortak mitoloji ve ortak meclis kurulsa bile, bunu uluslararası statükoya kabul ettirecek finansal ve entelektüel lobi mekanizması olmadan oyun kurulamaz. Batı’da lobi yapmak "Bize
Sosyoloji
Ulusların tarih sahnesinde kalıcı yapılar (devletler, özerk kurumlar veya güçlü lobiler) inşa edebilmesi, sadece nüfus çokluğuna değil; o nüfusu aynı ülkü etrafında eritecek "büyük bir ortak anlatıya" ve kurumsal bir çimentoya bağlıdır. Tarihte topraksız veya devletsiz kalmış toplulukları bir arada tutan şey her zaman aşkın (transandantal) bir kurum veya ideoloji olmuştur: Ermeniler ve Yahudiler: Ermenileri asimilasyondan koruyan ve birleştiren şey, devletleri yokken bile bir "proto-devlet" gibi çalışan Ermeni Apostolik Kilisesiydi. Keza Yahudileri bin yıllık diasporada koruyan dini getto disiplini ve ardından gelen Siyonizm ideolojisiydi. İranlılar: Şah İsmail (Safeviler) döneminde Şiilik, Fars kimliğiyle öyle bir harmanlandı ki, parçalanmış aşiretlerden homojen bir imparatorluk anlatısı çıktı. Kürt Çıkmazı: Kürtler hiçbir zaman tek bir inanç veya ideolojik çatı altında birleşemedi. Büyük çoğunluğu Sünni (Şafi) olmakla birlikte; Alevi Kürtler, Ezidiler ve Yarsaniler gibi inançsal fay hatları var. Sünni Kürtlerin dini aidiyeti de onları ulusal bir kimlikten ziyade, çoğunlukla egemen İslam devletlerinin (Osmanlı vb.) tebaası olmaya itti. Yani din, Kürtlerde birleştirici değil, aksine uluslaşmayı geciktirici bir rol oynadı. Kürt coğrafyasının (Zagros ve Bohtan dağları vb.) sarp ve izole yapısı, tarih boyunca merkezi bir otoritenin kurulmasını engelledi. Bu izolasyon, ortak bir edebi/resmi dilin gelişmesini de ket vurdu. Bugün Kurmancî, Soranî ve Zazakî konuşan gruplar arasında dilsel bir bariyer var. Dağlar, aşiret kültürünü besledi. Bir Kürt, kendini önce ulusunun bir parçası olarak değil; Barzani, Talabani, Berzenci, Bucak, Jirki, İzol, Bekran veya bir başka aşiretin üyesi olarak kodladı. Bu yerel sadakat, uluslararası statükonun Kürtleri birbirine karşı
Sosyoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
𝐃𝐞𝐦𝐢𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐚ğı𝐫 𝐛ıc𝐚𝐤𝐭𝐚𝐧 𝐊𝐞𝐬𝐤𝐢𝐧 𝐚𝐡ı𝐦 𝐯𝐚𝐫 𝐬𝐚𝐧𝐚. Ö𝐦𝐫ü𝐧𝐞 𝐲ü𝐤 𝐚𝐡𝐢𝐫𝐞𝐭𝐢𝐧𝐞 𝐦𝐢𝐫𝐚𝐬 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧...
İnanç başladığında, endişe biter. - Sami Yusuf
Her seferinde Rabbi tarafından yardım edilen birine göre fazla endişelenmiyormusun?
İyilik benim kendime olan inancım bende biliyorum kimsenin buna değmeyeceğini…