Gerçek hayatta iki kelimeyi yan yana getirip kendini ifade edemeyenlerin, klavye başına geçince birden ahlak bekçiliğine soyunması, çağımızın en trajikomik tiyatrosudur. Sokakta yürürken yüzünüze bakacak cesareti, iki cümle kuracak derinliği olmayan insanlar; dijital ekranların arkasına gizlendiklerinde birer erdem anıtına, adalet dağıtıcısına dönüşüyorlar.
Gerçek dünyada sıradanlığın ve silikliğin sınırlarında gezenlerin, sosyal medyanın sahte ışıkları altında aniden birer "prens" ya da "prenses" kesilmesi tam bir illüzyon. Hayatta hiçbir karşılığı olmayan bu yapay asalet ve sonradan görme ahlak dersleri, aslında derin bir yetersizlik duygusunun gürültülü bir çığlığından başka bir şey değil.
Çünkü bilirler ki, o parlak filtreler ve iddialı cümleler sustuğunda, geriye sadece yü korktukla gerçeklik kalacaktır.
By Hakan