Ancak Ebu el-Huda'nın daha büyük hırsları vardı ve 1878 yılında sultanın gözüne girmişti bile. Bir rivayete göre, rüyasında Hz. Peygamber'i gördüğünü ve onun Sultan Abdülhamid'e şahsen ve özel olarak iletmesi için kendisine önemli bir mesaj verdiğini söyleyerek İstanbul'daki Yıldız Sarayı'na gelmişti. Ancak anlaşılan o ki hiç Türkçe bilmediğinden ve sultan da Arapça bilmediğinden, Ebu el-Huda sultanın adamları tarafından saraydan kovulmuştu. İki gün sonra ise saraya akıcı bir şekilde Türkçe konuşarak dönmüş ve böylece hiçbir aracı olmaksızın Peygamber'in mesajını iletebilmişti. Sultanın bu değişim karşısında merakı uyanmıştı ve Halep'teki casuslarından da Ebu el-Huda'nın gerçekten de hiç Türkçe bilmediği duyumunu alınça, büyülenmişti. Öyle görünüyordu ki, Peygamber, Ebu el-Huda'nın ezoterik bilgiye dair iddiasının haklılığını göstermek için dilsel bir mucize göstermişti. Bu olaydan sonra, Ebu el-Huda sultana ruhani rehber olarak hizmet etti ve onun Arap topraklarında popüler olan ancak İstanbul'da neredeyse hiç bilinmeyen Rıfaiye tarikatına girmesine önayak oldu. Başkentteki Jön Türk fraksiyonu Ebu el-Huda'yı sultan üzerinde tabi olmayan bir kontrol kurmuş olan dini bir şarlatan olarak gördü. Ayrıca Arapların sözde batıl inanç ve geri kalmışlığını ima ederek, onun Arap kökenlerine yüklendi. Ancak Ebu el-Huda'nın saraydaki pozisyonu güvencedeydi. Kendini sultanın Arap uzmanlarından biri konumuna yükselten Ebu el-Huda, Arap kardeşlerini sultanın cihanşümul halifelik iddiasını onaylamaya teşvik ediyordu. Ancak, herkes bunu yapmaya hazır değildi.
Sayfa 227
“İnsanlardaki kusurların sadece iki kaynağı olduğunu söylerdi: Tembellik ve batıl inanç. Ve sadece iki erdem olduğunu: Çalışma ve akıl.”
Sayfa 136·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Konstantin aradığını bulmuştu. Yüzyıllardır baskıladıkları bu inanç hangi topluluğa sirayet etse, o toplumlarda ahlak düzeliyor, uyumlu bir yaşam başlıyor, farklı kitleler birbirleriyle kardeşçe bir yaşantı sergiliyordu. "Bir kişi senin sağ yanağına vurursa sen ona sol yanağını dön" anlayışı hangi zalim diktatörün hoşuna gitmezdi ki...
Sayfa 210·Kitabı okuyor
Din
"Çoğu kez, masal anlattım; ama pek az yalan söyledim."
Masal
İçeri almadığımız bir misafiri uğurlayamayız.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
1000Kitap
Din asırlardan beri yaşayan ve nesilleri huzura kavuşturan, tecrübeden geçmiş bir inançlar manzumesi; sıcak, dost, köklü. Batı’nın dünyevî dediği kültür ise, hâkimiyetini tahkim için düşman ülkelere ihraç ettiği sefil bir ideoloji. Taarruzun hedefi haçlı seferlerinden beri aynıdır; kılıçla kazanılamayan zaferi yalanla kazanmak. İdeolojiler tahribe yeltendikleri imanın yerine sahtelerini ikame etmek için uydurulan birer ersatz’dır. Başka bir deyişle, remizleri, merasimleri ve kiliseleriyle çağın icaplarına uydurulmuş birer inanç manzumesi. Rüştünü idrak etmemiş nesillere ilim diye yutturulan, yalnız zarflarıyla ilmî, muhtevalarıyla masal, birer bulamaç.
Alıntı