Edebiyat, sanat, yazının bulunmasından daha eski bir tarihe sahiptir. Edebiyat, sanat; duygularımızı, düşüncelerimizi, hayal dünyamızı, dışa vurumdur. Cehalete ışık tutmak için, mücadele eder. Yazarlarımız ve şairlerimiz yaşadıkları toplumların sosyolojik dokularından beslenerek, gelecek nesillere, meydana getirdikleri eserlerle mesajlar aracılığıyla ışık tutar. Bu yazıda dünyaya mal olmuş yazarlarımızdan Anton Pavloviç Çehov’un(1860-1904) ‘’Hikayelerden bir demet’’ adlı eserini ele alacağız. Kısa hikayeleriyle bilinen aynı zamanda Hiciv ustası olan Çehov: mübalağadan, süslü anlatımdan, dolambaçlı yollardan uzak; yalın ve sade bir dil kullanıyor olması, anlaşılmayı kolaylaştırsa da, bazı hikayelerinde akıcılığını yitirmiştir. ‘’Eskiden anacağım, liberalizm daha bilinmezken, davetlere karşı çıkmazlardı. Davetlere giderlerken baskı altında değilmiş gibi değil de, bundan zevk alarak giderlerdi. Efendim ziyaret etmek şöyle dursun, daha biri olsa da, onu da ziyaret edip hürmetimizi göstersek diye düşünürdük.’’
Bayram Borcu hikayesinde, dönemin sosyolojik dokusundan yola çıkarak, Liberalizmi, sıradan bir olay örgüsüyle ilişkilendirerek eleştirmiş, kötümser bir yaklaşıma sahip olduğu, gelecekten ümitli olduğunu ve düzene karşı duruşunu işlemiştir. Yalınlığı göz kamaştırıcı olmakla birlikte, yazılarında okuyucuya hayal kurma fırsatı vermek yerine, her şeyi açıkça beyan etmiştir. Bu özelliği ise, okuyucuyu zaman zaman sıkmıştır. Gerçeküstü akımının zirvesindeki isimlerden biri olan Anton Çehov, hikayelerden bir demet adlı eserinde, olaydan ve meraktan çok, insanların anlık duygularını, ruhsal tepkilerini, düşüncelerini, sosyal kimliklerini ön plana çıkarır. Aynı zamanda, tiyatro oyun yazarı olmasının vermiş olduğu güç, en dramatik sahneleri bile mizah ile yoğurup, ilk okuyuşta