Tess Gerritsen yeni tanıdığım bir yazar. Yazlıkçılar adlı kitabını beğenerek okudum. Genel olarak dilini ve yazın şeklini çok beğendim. Yazarı daha iyi tanımak için bir iki kitabını daha okumayı düşünüyorum. O zaman Ateşin Şarkısı kitabıyla yeni bir macera başlasın…
————-
Julia’nın antikacıdan aldığı Incendio adlı bestenin, kızı ve kendisi üzerindeki etkisini çözmeye çalıştığı harika bir eser olmuş. Venedik’te yaşanan dehşet verici sahnelere yer veren bu eseri okurken kanım dondu, tüylerim ürperdi, çok çok çok duygulandım. Gerçek olayların üzerine kurgulanmış olması ayrıca hoşuma giden bir detay oldu. Tess Gerritsen’den bu romanı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Kitap Adı: Ateşin Şarkısı
Yazar: Tess Gerritsen
Sayfa Sayısı: 220
Tür: Roman / Polisiye – Gerilim (tarihsel gizem unsurları içerir)
Mart ayının son kitabını okudum ve sıra yorumlamaya geldi.
yazarın okumuş olduğum ilk kitabı.
Kitabı okurken “vay be” etkisi yaratabilir, çünkü kitapta her şey var. Olaylar, olaylar içinde olaylar, zamanlar arasında sıkışıp kalmış müzik besteleri, tarihi bilgiler, kovalamaca, cinayet ve daha birçok şey. Kitabı yerel kütüphanede bulduğumda bu kadar dolu dolu olacağını hiç düşünmemiştim. Konsantre olmuş bir şekilde okuyup, ertesi gün tekrar elime almak için sabırsızlanacağımı da tahmin etmemiştim.
Uzun zamandır bu kadar heyecanı dorukta tutan, olayları bu kadar güzel kurgulanmış bir kitap okumamıştım. Kitaptaki bazı kahramanlar ilk başta birbiriyle bağlantısız gibi görünse de, aslında her şeyin nasıl birbirine bağlandığını okudukça çözüyorsunuz. Kitap adeta domino taşları gibi; başta dağınık gibi görünse de sonunda hepsi tek tek yerine oturuyor.
Kitap daha çok şu cümlenin etrafında şekilleniyor desem yanılmış olmam:
“Daha önce duymadığım güzel müzikleri arayıp bulup toplamaya meraklıyım.”
Ama burada müzik sadece bir sanat değil; geçmişin karanlık izlerini taşıyan bir anahtar gibi. Özellikle geçmiş ile günümüz arasında kurulan bağ ve müziğin insanlar üzerindeki etkisi, hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Bazen bir melodi bile insanı hiç tahmin etmediği bir karanlığa sürükleyebiliyor.
Daha fazla spoiler vermeden altını çizdiğim cümlelere geçelim:
Alıntılar:
- Böylesine sevgi dolu bir hayat arkadaşımızı sonsuzluğa bir çöp torbası içinde göndermemiz doğru değildi.
- İlk izlenimler asla silinmez, dolayısıyla ileride geri dönüp bugünü değiştirme şansı olmayacaktı.
- Dahi kızıyla ilgili hayaller kurmaktan, kimselerin cevap bulamadığı asıl soruyu
Tess'ten Rizolli&Issıs gerilimleri dışında tarihi ve çok çarpıcı bir hikaye okumak bazı yerlerde benim ruhsal açımdan biraz yorucu ama tüyler ürperticiydi.
Ateşin şarkısını Tess aynı bir klasik müzik şarkısı gibi yazmış, hatta "Incendio" (Ateş) bestesi ile aynı hızdaydı benim beynimin içinde.
Çok okuma imkanımın olmadığı (refakatçi olmama karşın) arada derede gece her fırsatta okuyarak 4 günde bitirdim. NŞA (deniz seviyesi ve 25 santigrat derecede) hakkı 1,5 gündür.
Soykırım ve aşk hikayesi aynı anda nasıl olurun güzel bir örneği. Keyifli okumalar
Ateşin ŞarkısıTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20243,920 okunma
Bu kitap polisiye severler için de, gerilim + mistik hikaye sevenler için de uygun. Tarih, müzik ve davetsiz tehlike iç içe geçmiş. 2. Dünya Savaşı'nın bazı gerçeklikleri yer alıyor kitapta.
İki farklı zamanda geçen iki farklı hikâye okuyoruz. Her zamanki gibi Gerritsen’ın güzel kaleminden dökülen hikayeler. Biri günümüze daha yakın güncel ve Amerika’da geçerken, diğer hikâye de İtalya Venedik’te, II.Dünya Savaşı döneminde geçmektedir. 1930’lardan 2010’lara uzanan olay örgüsü ve birbirini etkileyen hikayeler. Her şey Julia’nın İtalya Roma’da bulunan bir antikacıdan aldığı kitap ve onun içinden çıkan el yazması besteyle başlamaktadır.
Tess Gerritsen’ın tüm eserleri beni oldukça tatmin etmiştir bu zamana kadar. Bu kitap da onlardan biri. Ahmet Ümit ile aynı tarzda yazdıklarını söyleyebilirim. Bu kitapta da bir yandan günümüzde bir hayattan hikaye dinlerken bir yandan da 1930’ların İtalya’sına gidip bambaşka bir hayatın gözünden dünyaya bakmaktayız. Burada asıl olan o zamanlardan günümüze kadar hikayelerin hiç ölmediği ve tarihsel ve siyasal bazı olayların ne kadar etkileyici, belirleyici ve değiştirici olduklarını görmemizi sağlamasıdır.
Sıradan bir hayat süren müzisyen Julia’nın İtalya seyahatiyle değişen ve tamamen yörüngeden çıkan hayatının hikayesi var burada. İnce bağlantılarla hikayeler arasında kurulan bağlantılar insanı hayrete düşürürken de içinde sürüklüyor. Julia’nın bulduğu eski müzik kitabı ve içinde hiç bilinmeyen kurşun kalemle yazılmış bir vals bestesi günümüz İtalya’sının gelecek faşist başbakan adayının karanlık yüzünü ortaya çıkarıyor.
Faşizm dünya tarihinin her zamanında siyaset sahnesine fırsatını buldukça ortaya çıkan ve insanların içindeki partizanlığı ve vahşeti ortaya çıkarmasını meşrulaştırdığını düşündüğüm bir akım olmuştur benim için. Bu faşizm bugün 30’lar ve 40’lardaki gibi net ve katı sınırlarla savunulmasa da günümüzde de ırkçı faşizm oldukça ön planda ve güçlü ve gelişmiş ülkelerin politika ajandalarında mevcut.
Hikayemize
Julia bir antikacıda bir beste bulur ve olaylar bu beste ile birlikte başlar. 3 yaşında, minik sevimli kızına neler olmaktadır? Bu beste kızını neden böyle etkilemektedir? Kızı ona neden saldırdı peki?
İnanılmaz ters köşe kitaplardan biri. Böyle kitaplara bayılıyorum, tahminlerin aksine çıkan bir roman ve bu nedenle aksiyonu hep diri tutuyor. Tess Gerritsen çok akıcı yazan bir yazar. Yüzmeye doyamadığınız bir deniz gibi adeta. Bir sayfa, bir sayfa daha okuyayım derken kitap bitmiş oluyor. Her kitabı soluksuz bir macera.