İnci

İnci
@incimidir
Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonra nasıl yeniden kaybedildiğini. #152824256
Mükemmel Ahenk
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2023 02:30
“Biz milyonlar her sabah altı tekerlek şaşmazlığıyla aynı saatte, aynı dakikada tek vücut uyanırız. Tek bir milyon olarak aynı saatte çalışmaya başlar, tek bir milyon olarak aynı saatte işi bitiririz. Milyonlarca eli olan tek bedende eriyerek Tablet’in belirlediği aynı dakikada gezmeye çıkar ve salona gider, Taylor egzersizlerinin yapıldığı salona gider, oradan da uyumak için ayrılırız...” Yevgeni Zamyatin eseri olan kitabın, ana vatanında çevirisi 1988’ i bulmuş, bulunduğu çevrede de baya yoğun baskılar gören yazarımız dayanamayıp kendi ülkesini terketmiş. Gönüllü sürgün… ne tuhaf bir yaşam içerisindeyiz, hayat bir kere var, keşke herkes sanatını dilediği gibi yapabilse değil mi? Sanırım bu düzeni bozuk dünya hep bir yerlerde böyle işliyor… Kitabın muhakkak okunması lazım, bir distopik severseniz şayet kaçırmayın derim ki kendi alanında bir öncü niteliğinde. Burada karakter analizlerine girmekten ziyade, basitçe bir özet geçeceğim ki aşağı yukarı bir sıfat oluşturalım okumak isteyenlere. Bir devlet düşünün, onlara göre en güzeli ancak sadece onların idealleri ve sınırlarında. Toplumun kurallarına öyle bir uymak zorundasınız ki, bir şeyler yazıp okumak istediğinizde bile saat gözeteceksiniz. Bir yerlere eğlenceye istediğiniz saatte gidemezsiniz mesela, saati var, sevişemezsiniz o da saatle :) Belirli mecralardan izin alacaksınız yoksa bu ihanet olur, yüce devlete aykırı olur :) 26.yüzyılda İyiliksever/ Velinimet yönetimi altındaki Tek Devlet herkesi bütün kılar, insanlar bireysellikten çıkmıştır, numaralarla isimlendirilir ve matematiksel niteliklerle devlet algısı sürdürülür. Hüzün, mutluluk, hayal, heyecan, aşk, tutku kısacası tüm insani duygular ilkeldir, antik çağdan kalmıştır. Bu olgular zayıflık ve iradesizlik olarak görülür aynı zamanda devlet
1000k
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aeden mi Avatar mı??
3/10
·584 syf.··
2022 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2022 18:45
Kitap hakkında ilk merak ettiğim konu neden Aeden sorusuydu ki araştırmalarım neticesinde Kohen’in bu adı Kur’an da geçen Adn adıyla bilinen cennet mekanından esinlendiği ve Aeden olarak tasarladığını öğrendim. Kitapta geçen isimler konusunda ise yazar, kitabı herhangi bir kültürden tamamen saf dışı tutmak amacıyla, bir mit içermeyen ve insana konulmayan isimleri tercih etmiş. Yazarın kaleme aldığı diğer eserleri okumadım, bu eserinde tanıştık kendisiyle. Bilim kurgu olması ve bir Türk olarak bu alanda bir kitap yazması beni heyecanlandırmıştı ancak kitabı okumaya başladığımda maalesef ki hayal kırıklığı yaşadım çünkü Avatar filmini izledim. Yazarın bu filmden oldukça etkilendiğini düşünüyorum tasvir edilen her öge, her parça, kitabın vurguladığı her anlam karış karış Avatar’ı yaşatıyor. Evrimleşmiş insan ve Aeden adlı gezegeni konu alıyor kitap. Aeden huzur dolu, saygın, oldukça gelişmiş bir gezegen. Yapılan her şeyin kendi içinde bir disiplini olduğu, fevrilikten uzak, yaşlanmanın olmadığı, telepatik iletişimi olan; o hayalleri süsleyen cennet ütopyayı gözler önüne seriyor. Baş karakter olan iki kişi de Aedenliler Sonje ve Numi. Numi, Aeden toplumundan farklı özelliklere sahip aslında Dünya merkezli, uyumsuz tasvir ediliyor, gelişen olaylar neticesinde de Dünya’ya geliyorlar ve burada yaşayan insanlara da ‘insansı’ diyorlar çünkü onların vahşilikleri, cahilce tüketimleri, dengesiz duyguları, yoksunlukları onları insan olmaya uzak bir hale getiriyor. Dünya ‘da geçen zaman, olay örgüsü aşırı derecede basit işlenmiş, zaten buraya kadar okuyan çoğu kişi klasik bir bilim kurgunun getirilerini bilerek, muhtemel doğru tahminlere başlamıştır bile..:) Yazarın canlandırdığı çeşitli varlıklar var Aeden’de. Bu varlıklara oldukça güzel ve bilimsel veriler yüklemiş, bu
1000k
AedenAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 201814,3bin okunma
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2022 17:05
“Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.” Kitapta Holden isimli ergenliğe geçiş dönemindeki bir gencin hikayesi anlatılıyor. Aslında hepimizin bir zamanlar atlattığı o dünyanın içselliği başarılı bir şekilde verilmiş. Holden’in arkadaşlıkları ve insanlara bakış açısı genellikle insanların ona nasıl davrandığını baz alarak betimlenmiş. Kitaptaki hikayede ilerledikçe, aslında Holden’in yalnızlığından birer parça ediniyorsunuz. Herkesin içinde bulunan o duygular silsilesi sizi de içine alıyor. Kitap Holden’in ailesinden ayrı geçirdiği üç günden oluşuyor. Bu süreçte yaşadığı olaylar ve düşüncelerinden aslında ortaya çoktan tek şey Holden’in aile sevgisizliğinin yetersiz kalması, herkesin ondan bir şeyler beklerken kimsenin onu değerli hissettirmemesi ve onun aslında sürekli huzura sığınma isteği. Ölen kardeşini unutamaması ve onunla ilgili her şeyi hatırlayıp üzülmesi de bu olayın onda bıraktığı izleri hissettiriyor. Her ne kadar etrafı eleştiren ve nefret söylemlerinde bulunan biri gibi gözükse de , Holden, sadece bir çocuk ve sevdikleri tarafından inciniyor. “Asla güzel ve huzurlu bir yer bulamıyordunuz, çünkü böyle bir yer yoktu.” Anlatımda argo kelimeler kullanılmış ancak çok akıcı. Okuyucuyu yormuyor ve keyifle sürüyor. Her şey çok açık ve net bir şekilde, bocalamıyorsunuz. Kitabı beğenmeyen okurların, kitabı tam olarak anlamadıklarını düşünüyorum. Ben
1000k
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
10/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 23:25
“ İçi ne kadar doldurulursa doldurulsun, yine de hafiftir hayat. Çünkü altı deliktir. Delikse ölümdür! Bütün kazançlar bu delikten kayıp gider.” Öncelikle belirtmek isterim, Hakan Günday ile bu eserde tanıştım. Yazarın edebiyatla adeta dans ettiğini farkettiğimde de, okumayı ertelediğim günler için üzüldüm. Anlatılar, yorumlar, ifadeler, düşünceler, mücadeleler ölesiye güçlü ve tutarlı, bir o kadar da okuyucuyu savunmasız hale getiriyor. Kitabın içinde yer alan hayatı ve karanlığı işliyor ve özümsüyorsunuz. Bu tamamen yazarın gücü ve edebi hakimiyetiyle ilgili, bu noktada gerçekten çok etkilendim. Kitap üç bölümden oluşuyor. Kinyas ve Kayra ana karakterlerimiz ve eser onlar üzerinden devam ediyor. Hayatları bir noktada kesişen Kinyas ve Kayra, toplumdan soyutlanmış, karanlık bir yaşam içine dahil olan olan karakterler. Kinyas ve Kayra olarak buldukları adları kullanıyorlar. Kitap sonunda Kinyas’ın gerçek adı veriliyor ama Kayra’ nın adı geçmiyor, gerçek adı da olabilir. Hayatlarında kin, nefret, boşluk, uyuşturucu, kadınlar, ölüm, hırs, para yer alıyor. İki karakter de yolculuklarının ve yaşam yönlerinin farkındalar ve gerek yolculuklarında, gerek tarzlarında bunu açıkça, esirgemeden dile getiriyorlar. Kitapta, Mekan ve zaman tasvirleri geçiyor. İngiliz sömürgesi olan Afrika’da Fransızca konuşulduğunu görüyor, ırkçılıkla da el sıkışıyorsunuz yer yer. Reggae müziklerin yanı sıra, Türk arabeskine de şahit oluyorsunuz. Kitapta korkulan, çekinilen belki de gittiğimiz bir yerde, bir eğlencede karşımıza çıkma ihtimaline karşı korktuğumuz; bir yerlerde tesadüfen tanışıldığı takdirde de “kötü şans” sınıfına girecek, topluma olmamış, uyumsuz, başkalaşmış insan betimlemesinin tüm yönleriyle cesurca işlendiğini görüyoruz. Karakterlerin hedefleri doğrultusunda giden
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2022 19:50
“Gül der ki yüzüm yüzlerden güzelken Ezer suyumu çıkarırlar bilmem neden. Bülbül de şöyle der ona sanki içinden: Bir yıl dert çekmeden var mı bir gün sevinen?” Ömer Hayyam, Horasan- Nişabur doğumludur. Hayatının büyük bir kısmı da burada ve Semerkant’ta geçmiştir. Selçuklu Sultanları ve Vezir Nizamülmülk Sarayında da görev yapmak istememiş, kendini bilime ve ilime adamıştır. Semerkant, Buhara, İsfahan ve Belh gibi sanat ve bilim merkezlerinde yol almıştır. Nişabur’da, 85 yaşları civarında da vefat ettiği tahmin edilmektedir. Ömer Hayyam, Batı’da Doğu’nun en fazla hayranlık duyulan şairi ve en tanınmış alimlerinden de bir tanesidir. Matematik ve analitik geometrinin gelişimi üzerindeki etkisi çok büyüktür. Öklid dışı geometrilerin kurulmasına öncülük etmiştir. Denklemleri de kapsayan birçok cebirsel denklemi sınıflandırmış ve bunların çoğuna çözüm teklif etmiştir. Üçüncü dereceden denklemleri sistemli bir şekilde çözdüğü için Hayyâm cebirde Hârizmî’nin gerçekleştirdiği gelişmenin ötesine geçmiştir. Astronomiye de büyük katkıları olan Hayyam, Celali takvimin ortaya çıkmasına da katkı sağlamıştır. Bunun yanı sıra fizik ve tıpla ilgilenmiş, müzik ile uğraşmış ve adını ölümsüzleştirecek olan rubailerini kaleme almıştır. Eserde, oldukça kinayeli, ama bir o kadar da haklı ve yerinde bir söylem var. Okurken bir rahatlık ve umursamazlık seziliyor ancak derinlerde de o kırgın ve somut sebepleri hissediyorsunuz. Zaten bu kadar ilim irfan peşinde olan birinin bir boş vermişlik sıfatında olması imkansız. Okurken özel bir fikir dünyasına tutulacağınız eserde, kadın, şarap, varlık, tanrı, yaradılış, insan bünyesi, fikirler, edep gibi konuları bütün olarak; düşünerek, inceleyerek ve sorgulayarak ele alıyorsunuz. Hem şimdiden, hem geçmişten hem de gelecekten biraz sunuyor
1000k
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma