''Etrafımda hiçbir ağaç yok. Göremediğim için belki de var; fakat gece onları o kadar sımsıkı yakalamış ki...
O halde niçin ağaçların, gecenin beri tarafına doğru aktığını hissediyorum?
Bakın geride bıraktığım ışıklara. Sonra dinleyin. Dinleyin, sesi işitiyor musunuz? Mızmız hımhım bir ses...
Ne hışırdayarak, hatta gürleyerek geçen rüzgar bu mızmız sesi örtebiliyor, ne de yakınlarda gece ile büyüyerek akan derenin homurtusu.
Çünkü bu ses bütün geride bıraktıklarımın sesidir.
Artık ben, at sırtında bir nehir gibi geçiyorum. Fakat o sesler benim itiyatlarımın bağdaş kurup oturdukları yerin sesleridir.
Ne kadar kaçmak ve uzlaşmak arzusuyla dolu isem, o kadar da bağlanmak, kalmak, bağdaş kurup oturmak istiyorum.''
Hikâyecinin Kaderi, Gece ve At.