Mürşide

Dil ve yorum yeteneği geliştikçe daha hisli oluyoruz sanki. Hatta belki şöyle de diyebiliriz; nelerden, hangi tonlardan yapıldığı belirsiz, karmaşık haliyle içimizdeki hislerin etiketlenmiş, okunaklı ana renklere benzeyen duygular olarak dışavurulması. İçimizdekinin yüzümüzde, bedenimizde ifade buluşu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·128 syf.·
2026 35. kitabı
Samanta Schweblin’i ilk kez Yedi Boş Ev adlı öykü kitabıyla tanıdım. Başta gündelik hayattan kesitler okuyacağımı ve kitabı bitirdiğimde içimde hafif, tatlı bir his kalacağını düşünmüştüm. Oysa kitabı okurken kendimi sürekli diken üstünde, huzursuz ve rahatsız hissettim. Öyle sıradan şeyler okuyoruz ki, insan böylesine doğal olanda nasıl böyle güçlü bir terslik hissine kapıldığını sorguluyor. Devamı: medium.com/t%C3%BCrkiye/ye...
Yedi Boş EvSamanta Schweblin · Can Yayınları · 2022701 okunma
Bu ben diye konuşan anlatıcı seslerin, herkes koşarken duran, "herkes ayn ı bir ben başka, herkes sıradan ben özel, herkes sıkıcı ben şahane deli" tonu çok rahatsız edici bir klişe benim için. Bunları okuya okuya insanlar -anlatanı da yazarla karıştırdığ ından- ancak bu çok özel, çok deli, çok cadı insanların yazabileceğini varsaymaya başlıyor. Bunun en kökensel örneği Oğuz Atay'mış gibi (diğeri de Tezer Özlü olabilir) ve bunu oralarda çok sevdik, seviyoruz hepimiz. Ama o gün bugündür neredeyse bütün ben'ler tutunamayan. Bu kadar kalabalık bir tutunamayanlar ordusu hiç değilse birbirine tutunuyordur bence
Tam olarak kim olduğunuzu bilmemenin korkunç hissi, kim olmadığınızı kanıtlamaya umutsuzca çalışmanıza yol açabilir - ayrıcalıklılardan herkese, vb. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz.
En mutlak gerçek bile bir gün omurgasını kıracaktır. Gerçek şu ki, eski vatan artık onarılamaz, siyasi, ahlaki ve diğer açılardan yeni bir vatan bulmalıyız. Eğer tereddüt eder ve eski siyasi sığınaklara tutunursak, siyasi ve ahlaki sığınaklarımızın kırılgan güvenliğinden ayrılmayı ertelersek, artık gerçekle bağlantı kuramayız. O zaman hayatta kalma için harekete geçirici enerji bastırılır; hayatta kalma görevini bilmenin korkutucu ama aynı zamanda güçlendirici netliği gecikmeli olarak gelir. Yabancıların içinde bulundukları koşullarla barıştıklarında hissettikleri canlılık engellenir.