Faruki ve İslam Kültür Atlası
Puan vermedi·
Kalemin Kılıçtan Daha Keskin Olduğunun Örneği Faruki, kolayı yani salt teorisyen olmayı seçmedi, zoru yani pratisyen olmayı seçti. Ümmet bilincine sahipti. Medeniyetimizin kadim köklerine inmeyi ve hâkim kılmayı çözüm olarak gördü. İnandıklarını savundu, bu uğurda yaşadı ve şehit edildi… Allah rahmet etsin, bizi de affetsin… İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran‟dır.” Ne doğunun adamı ne de batının… Doğunun hüzünlerini, kaygılarını ve duygularını batıya taşıyan adam… Böyle anılıyor şimdilerde kendisi… Vefat haberini Türkiye‟de ilk duyuran Mustafa Özcan hakkında şöyle diyecekti; “Öncü... Davetçi... Derdi olan bir insan... Organizatörlük yönü ağır basıyor… Sadece akademisyen olsaydı bir sorun teşkil etmeyecekti, o davasını teşkilatlı bir organizasyonla pratik hayata taşımaya çalışıyordu.” Lütfi (Arslan) abinin sürekli sor(dur)duğu iki sorudan ikincisi olan; bir gün dünya uyandığında biz uyanamasak dünyadan ne eksilecek sualine Faruki, hayatıyla en güzel cevabı vermişti sanırım… 21 Ocak 1921 `de Filistin`in Yafa şehrinde doğdu. Babası Abdulhüda Faruki İslami ilimlerde derin bilgiye sahip bir kadıydı. İslami eğitimine babasının gözetiminde evde ve mescitlerde baş ladı. İlk ve orta öğrenimini Saint Joseph Koleji`nde yaptı. Felsefe öğrencisi olarak girdiği Beyrut Amerikan Üniversitesi`nden 1941`de mezun oldu. 1945-1948 yılları arasında Celîle`nin son Filistinli valisi olarak görev yaptı. Görevi süresince Filistinlilerin haklarının ısrarlı bir savunucusu oldu. 1948`de İsrail Devleti`nin kurulup Filistin`in işgal edilmesi üzerine akrabalarının bir çoğu Beyrut`a iltica etmişlerdi. O ilk önce direnişe katıldı, ardından Müslümanlar
Alıntı
İslam Kültür Atlasıİsmail Raci Faruki · İnkılab Yayınları · 2022136 okunma
8/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:00
Émile Zola’nın Rougon-Macquart destanının üçüncü kitabı Le Ventre de Paris (kelime anlamıyla Paris’in Karnı) adını taşır ve Paris’teki büyük pazar yerinin, sürgüne gönderildiği yurtdışından gizlice Fransa’ya dönen kaçak Florent’in gözlemleriyle yapılan tasviriyle başlar. Tehlikelerle dolu zorlu yolculuğunun ardından sabahın erken saatlerinde kendine gelmeye çalışan Florent, Paris’in dükkân sahiplerinin üreticiler tarafından arabalarla getirilen taze ürünleri teslim alışını izler. Bu bölüm, Paris gibi devasa bir şehrin nasıl beslendiğine dair etkileyici bir fikir verir; sanki doymak bilmez iştaha sahip dev bir canlı beslenmektedir. Anlatı ilerledikçe Florent, sokakları dolduran sebzeler, meyveler ve diğer ürünlerle bunları teslim alan insanların oluşturduğu kalabalık yüzünden pazardan çıkmakta zorlanır. Sonunda bu sokaklardan kurtulmayı başarır ve eski bir tanıdığı olan Gavard ile karşılaşır. Gavard onu görünce büyük şaşkınlık yaşar, ardından Florent’i bir kasap dükkânına götürerek buranın Florent’in kardeşi Quenu ile eşi Lisa’ya ait olduğunu söyler. Bu noktada Macquart ailesiyle bağlantı kurulur; çünkü Lisa, Antoine Macquart’ın en büyük kızıdır. Ayrıca Florent’in neden sürgüne gönderildiğini de öğreniriz. Florent bir cumhuriyetçidir ve İkinci İmparatorluk’u başlatan darbeyi takip eden günlerde (Zola’nın Rougon-Macquart dizisinin temel tarihsel arka planı) cinayet şüphesiyle tutuklanmış ve sürgüne gönderilmiştir. Hikâye ilerledikçe Zola, İkinci İmparatorluk’un ilk yıllarında yaşayan Parislilerin başkalarından nefret etmek için ne kadar küçük ve önemsiz gerekçeler bulabildiklerini, hatta onları utandırmak ve sonunda zarar vermek için ne denli aşırı davranışlara başvurduklarını ayrıntılı biçimde anlatır. Genel olarak bu serideki karakterler ne büyük kahramanlardır ne
Paris'in KarnıEmile Zola · Payel Yayınevi · 200689 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·631 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 02:55
İlk defa bir kitaba inceleme yazıyorum. Öncelikle uzun bir aradan sonra tekrar fantastik okumaya başladığım için bu kitap bana resmen şifa gibi geldi. Hatta bu serinin ileride çok değerleneceğine inanıyorum. O yüzden şimdiden yerimi ayırtmış olmak bana ayrı bir keyif veriyor. Kitabın henüz Türkçe çevirisi yok. Ben İngilizce okudum ve dili oldukça akıcı, rahat okunuyor; bu konuda içiniz rahat olsun. Bu, yazardan okuduğum ilk kitaptı ama yarattığı dünyayı, karakterlerin hikâyelerini ve özellikle Aris ile Raker arasındaki uyumu çok sevdim. İhtiyacım olan enemies to lovers tam olarak buymuş dedirtti. Yazarın diğer serisini okuduysanız diye minik bir not bırakayım: Kendisi bu serinin daha karanlık ve daha spicy olacağını söylemiş. Bunun sebebi de bu serinin, tam anlamıyla yazdığı ilk yetişkin romanı olması. Kitap oldukça akıcıydı; hiçbir noktada kitaptan kopmadım. Sadece olayların bu kadar art arda yaşanması yer yer biraz yorucuydu (karakterin bela paratoneri olması bazı sahnelerde gereğinden fazla hissediliyor). Yan karakterlere de biraz daha yer verilebilirdi ama ikinci kitapta bunu telafi edeceğini düşünüyorum. Üstelik ikinci kitap da bu yılın sonunda çıkacak, yani devamı için uzun süre beklemeniz gerekmeyecek. Aşağısı belki biraz spoiler. Kitap boyunca “Oldular, olacaklar, allah kahretmesin, yine olmadılar” diye çıtırdan kafayı sıyırmalı, son 100 sayfada ise “NOLUYORUZ NE DİYORSUN SEN NASIL YANİ” diyerek soluksuz okumalı, oldukça keyifli bir deneyimdi benim için. Yazar finalde gerçekten iyi bir plot twist bırakmış. Henüz internette yeterince spoiler dolaşmıyorken okumanızı tavsiye ederim.
StarsideAlex Aster · Avon · 20261 okunma
10k takipçim varmış gibi kitap tavsiye edeceğim şimdi.
Puan vermedi·304 syf.··
2026 14. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Anadilimizin zihnimizin belli yönlerini şekillendirebileceğini savunan yazar, bu savını (aslında bir oranda kanıtlanmış bir gerçeklik bu) açıklamak için konunun en başından alıyor. Ortalama 150 yıl içinde dil hakkında insanlar neleri araştırıp neleri savunmuşlar, doğa-kültür savaşı bu meselede nasıl seyretmiş, "bilim" insanları hangi hatalara düşmüş... Kitabın ilk yarısında tüm bunları özetleyip ikinci yarısında ise dilin zihin için belli başlı alanlarda bir mercek görevi gördüğünü ispatlayan deneyleri aktarıyor. Kitap 2010 yılında yayımlanmış, son 16 senede ne gelişmeler olduğunu araştırma isteği de uyanmıyor değil. :) Okurken insanın dikkatini celbeden mizahi üslup ve eleştirel bilim tarihi anlatımı gibi bazı unsurların yanında daha dikkate değer bir konu da tarih anlatmayan kısa bir kitapta bile Batılıların tarihinden utanması gerektiğinin bir sürü örneğinin görülebilmesi. Avrupa'daki sergilere ve hayvanat bahçelerine siyahi insanların "daha önce görülmemiş egzotik tür" tanıtımıyla getirilmesinden farklı Aborjin kabilelerinin toprağının nasıl sömürüldüğüne ve dillerinin İngilizce yüzünden gözümüzün önünde öldüğüne kadar birçok misal var. Yazar bu serpiştirmeyi bilerek yapmış zaten. Avrupa merkezli bakışın değişmesi gerektiğine falan parmak basmış ama kendisi de belli yerlerde aynı hataya düşmüş bana kalırsa. Kısacası genel anlamda oldukça bilgilendirici ve yararlı bir ürün ortaya konmuş. Tavsiye edilir.
Dilin AynasındanGuy Deutscher · Metis Yayıncılık · 2013188 okunma
Puan vermedi·16 syf.··
2026 13. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:17
İlk kez ömrümde öyle ya da böyle bi şekilde İngilizce kitap daha doğrusu kısacık bi masalı okumayı başardım:) insanlık adına küçük benim için ise epeyce büyük bi adım. Umarım bunun devamı artarak gelir. Ve hiç çeviriye falan ihtiyaç duymadan basit İngilizce hikayaleri okumayı umarım başarırım İyi okumalar, Güzel paylaşımlar.
RapunzelGrimm Kardeşler · Selin Yayınları · 20141,787 okunma
Açılan sanduka
6/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:44
Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi, Latife Hanım ile tanışma süreci, Sandukasından çıkan bazı özel eşyaları, resimleri, notları,mektuplar, döneme şahit olan kişilerin anıları ile …  vefatından sonra, birinci derece yakınları tarafından yazarla paylaşılan, gelinliği ve resimlerle zenginleştirilmiş belgesel roman tarzında kalem alınmış, önemli tarihi bir incelemedir … Henüz çok genç olan cumhuriyetin, rol modelİ olan Latife hanımın, evliliği sırasında göz önünde olan tavır ve davranışları.kimi zaman şahit olan kişilerin notları ,eğitimli vizyoner, İngilizce Fransızca İspanyolca Almanca bilen genç Cumhuriyet kadınının, evliliği bittikten sonra, yalnızlaştırılan Latife hanımın 50 yıllık yalnızlığı… kitabı okurken beklentim daha önce bildiğim şeylerle karşılaşmaktan ziyade, çok da farklı ve çok daha özel dünyasıyla merak edilen Latife Hanım’ı tanımaktı… Duygusal ve hüzünlü bir susuş. Belki de en çok işte o zamanları okuyup kendisini duygularını tanımak isterdim… daha akıcı ve bazı yerlerde tekrara kaçmadan yazmasını tercih eder miydim? evet kesinlikle..
İnsan ve Hayat
Latife Hanım'ın Kağıtları Açılan SandukaFatih Bayhan · Timaş Yayınları · 2017160 okunma