Yapayalnız bir öğretmen, yabancı hem toprağa hem dile hem kendine aslında…Bir köy, çaresiz, umutsuz… tek umudu oluyor bu yabancı öğretmen köylünün… bu köylü elleriyle gömüyor bebelerini toprağa, ölüyor çocuklar sebepsiz…Doktor şehirde bile yok… Öğretmen bir başına açıyor okulu kapatıyor okulu, gerçekliğini ve gerekliliğini sorguluyor sıklıkla… yalnızlıktan hayaller görüyor. Bir başka yabancı Halit…hapis yatmış suçu büyük ama kendinin değil! Başkası için yatmış yok yere yıllarca. Halit’i sorguluyor gerçeği bulmak için öğretmen. Tek dayanağı süryani bir kitapçıyken yok oluyor bir anda… elinde 10 kitap bir mühür ve bir haritayla… Haritayı denizci olduğu için veriyor kitapçı öğretmene… Denizci dediysem kaptanıymış bir zamanlar Nuh’un gemisinin…O nedenle kalmış bizimki o dağ başında… çıkmazın ortasında kaldığı ve Halit’ini kaybettiği anda bir müfettiş çıkagelir, görevi biter. Geri dönüş başlar ama nereye? Nasıl?…
Öğretmenlik işte tam da bunu yaşatır insana hem Hakkari’de hem büyük bir şehrin orta yerinde…
Dayanacak bir neden, duygusal ve sosyal bir destek bulacak ki devam edecek öğretmeye, emeğini üretmeye, gönlünü açmaya…
Herkesin okumasını ve edebiyatımızda nitelikli örneklerin olduğunu görerek gurur duymasını istediğim bir kitap.
Hakkari’de Bir MevsimFerit Edgü