Puan vermedi·531 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:10
Gerilim -polisiye tarzındaki bu romanında Simmel, yine toplumsal sorunlara, insan psikolojisine ,insan vicdanına ölüm ve sonrasına dair sorular,sorgulamalar yapmaktadır. İkinci Dünya savaşı sonrası silahlanma ve özellikle nükleer silah yarışının yarattığı korku, Almanya'daki neonazilerin özellikle Türk düşmanlığı gibi toplumsal siyasal sorunların yanında, bir suçlunun vicdanına nasıl yenik düştüğünü de göstermektedir. Kitabın asıl sorgusu ise kişi geçmişini silebilir mi,geçmişinden bağımsız yeni bir dünya kurabilir mi sorusudur. Geçmişinden tamamen kaçıp kurtulmak ve Bambaşka biri olmak mümkün müdür? Kitabın baş kahramanı Parisli ünlü avukat Duhamel, bir uçak kazasından kurtulunca yeni bir kimliğe bürünür,ancak geçmişi peşini bırakmaz. Kitap hayatın akışına uygun sürpriz bir sonla biter.
Bırakın YaşasınlarJ. Mario Simmel · Altın Kitaplar · 198347 okunma
Para Nereden Gelir
7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2024 51. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2024 00:00
J. K. Galbraith'in Para adındaki kitabı parayı anlatıyor. Kitabın içinde paraya ne olduğundan madeni paralara, kağıt paraya, bankalara, enflasyona, para savaşlarına vb. çeşitli bölümler yer almaktadır. ABD'de bankacılığın başlaması, gelişmesi, çoğalması ve sonra tek bir özel merkez bankasına giden yolun nasıl oluştuğu da anlatılıyor. Birinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan 'yeni düzen' ve Almanya'da yaşanan yüksek enflasyon ve sonunda ortaya çıkan çöküş de burada anlatılıyor. FED, bankacılık, para piyasaları, enflasyon, deflasyon, fiyat istikrarı, çöküşler, ekonomistler, Keynesciler ve karşıtları ve fayda zarar gibi çeşitli kavramlarla para durumu ele alınıyor. Eğer iktisat, işletme üzerine kitap okuyorsanız, geçmişte yaşananlara bakarak neler olduğunu görebilir ve geçen sürede değişiklikleri sorgulayabilirsiniz. Konuya ilgi duyanlara tavsiye ediyorum. Kitabın Türkçe baskısı 1990 yılında Altın Kitaplar tarafından yapılmıştır. Ezcümle: Bu kitabı 29 Ekim - 8 Kasım 2024 tarihleri arasında okudum. Bu yazı ise 28 Haziran 2026'da 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
Ekonomi-Emek-İş Dünyası İnsan ve Toplum
ParaJohn Kenneth Galbraith · Altın Kitaplar · 199027 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·328 syf.··
2026 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 10:02
Norveçli yazar Vigdis Hjorth’un Annem Öldü mü? romanı, annesiyle yıllardır görüşmeyen bir kadının hikâyesini anlatırken, derinlerde hafıza, inkâr, aile içi güç dengeleri ve bireyin kendi gerçeğini savunma mücadelesini sorgulayan çarpıcı bir psikolojik roman. “Annem öldü mü?” sorusu aslında biyolojik bir meraktan çok, anneyle ilişkisinin gerçekten ölüp ölmediğini sorgulayan metaforik bir sorudur. Bir insan hayatta olabilir ama ilişki ölmüş olabilir. Ya da tam tersine, ilişki bütün kırgınlıklara rağmen insanın içinde yaşamaya devam edebilir. Roman, okuru kolay cevaplar vermek yerine şu rahatsız edici soruyla baş başa bırakır: Bir ailede gerçek kime aittir; en yüksek sesle konuşana mı, en çok acı çekene mi?
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,826 okunma
Bir ARAF hikâyesi
8/10
·212 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:03
Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, derin bir iç çekme isteğiydi.. Bazı kitapların kapağını kapatıp rafına kaldırırsınız ve hikaye orada biter. Bazıları ise son sayfasını okusanız bile zihninizin koridorlarında yankılanmaya, sizinle yaşamaya, sorular sordurmaya, ihtimalleri düşündürmeye devam eder. Ha bir de hüzünlendirmeye.. (´-`) Alper Turgay Cehiz ’in kaleme aldığı Araf , benim için tam olarak bu ikinci kategoriye giren, bittiği yerde içimde yeni bir yolculuk başlatan kitaplardan oldu. Bazen hayat istediğimiz gibi akmaz, en çok istediklerimiz hep içimizde birer ukde olarak kalır ya; hepimiz dışarıya bambaşka yüzler sergilerken, içimizde kimseye anlatamadığımız, kendimizden bile sakladığımız sırlarla yaşarız. İşte Araf , bu saklanan sırların insanı nasıl bir çıkmaza sürüklediğini çok iyi özetlemiş. Bazen birini çok sevmek de o sırların arkasına saklanıyor, bazen de geçmişten gelen bir kırgınlık bugünü tamamen gölgeliyor. Kitap tam olarak adının hakkını verip, bizi o sıkışmışlık duygusunun tam ortasına bırakıyor. Ercan’ın çocukluğundan taşıdığı baba sevgisizliğinin o yarası, Beren, Adara ve Sezer’in kesişen yolları, tek bir kişinin etrafındaki kaç kişinin hayatını etkileyebileceği, aslında hepimizin hayatında en az bir kez olsun uğradığı o "keşkeler" durağını temsil ediyor. Yazarın dilindeki o sadelik, romanı bir kurgu olmaktan çıkarıp hayatın kendisi yapmış. Süslü cümlelerle edebiyat parçalamıyor; tam aksine, hayat ne kadar yalın ve yalansızsa o kadar duru bir dille anlatıyor her şeyi. Karakterlerin o çıkmazlarını, fedakârlıklarını ve "keşke" dedikleri anları okurken şunu anlıyorsunuz: Ercan ya da Beren sadece kitaptaki birer isim, birer karakter değil. **Aslında hepimiz kendi hayatlarımızın kuytusunda belki birer Ercan’ız, birer Adara’yız, birer Beren'iz.
1000Kitap
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202635 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:03
David Grossman’ın Bir At Bara Girmiş romanı, ilk bakışta tek mekânda geçen, bir stand-up gösterisini anlatan kısa bir eser gibi görünse de, aslında travma, suçluluk, yas ve insanın kendinden kaçma çabası üzerine derin bir psikolojik romandır. Komedyen Dovale, İsrail’in küçük bir kasabasında sahneye çıkar. Seyirci başlangıçta kaba, rahatsız edici ve yer yer başarısız görünen gösterisinin ilerleyen dakikalarında aslında bir komedi izlemek yerine, bir insanın ruhsal çözülüşüne tanıklık ettiğini fark eder. Şakalar giderek itiraflara, kahkahalar sessizliğe dönüşür. Grossman burada stand-up sahnesini bir terapi odasına çevirir. Romanın en güçlü alt metni, mizahın bir savunma mekanizması olmasıdır. Dovale çocukluğundan beri insanları güldürerek hayatta kalmıştır. Onun için kahkaha, acıyı görünmez kılan bir maskedir. Ancak maskeyi ne kadar uzun süre taşırsa, altında kalan çocuk da o kadar yalnızlaşır, “İnsan gerçekten ne zamana kadar kendi acısını şakaya dönüştürebilir?” Merkezde yer alan çocukluk travması ise yalnızca kişisel değildir; aynı zamanda İsrail toplumunun ortak hafızasına da dokunur. Roman boyunca savaş, askerlik, kayıp ve ebeveynlerle kurulan kırılgan ilişkiler doğrudan anlatılmasa bile her cümlenin arkasında hissedilir. Dovale’nin hikâyesi tek bir insanın değil, travmayla büyüyen bir toplumun hikâyesidir. Romandaki en çarpıcı an, Dovale’nin çocukken o çocuk aklı ve durum karşısındaki şaşkınlığıyla anne yada babasından birini seçmek zorunda hissetmesidir. Bu seçim, yalnızca bir çocuğun yaşayamayacağı kadar ağır bir yük değildir; aynı zamanda hayatın bazen insanı doğru cevabı olmayan seçimlerle karşı karşıya bırakmasının simgesidir. Dovale’nin bütün yetişkin hayatı, aslında o gün veremediği kararın gölgesinde geçer. Kitabın adı da bu açıdan ironiktir. “Bir at
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018809 okunma
YAŞAR KEMAL: KUŞLAR DA GİTTİ
Puan vermedi·79 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:05
"İnsanlık öldü mü?" dedim. "Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?" "Nerede kaldı acaba?" Türk Edebiyatının en iyi kalemlerinden ve insanı en iyi anlatan yazarlarından Yaşar Kemal'in yine betimlemelerle, güçlü insan tasvirleriyle, akıcı bir dille köyden kente göçmüş insanların yaşam koşullarını ve umutlarını, umutsuzluklarını, İstanbul'da verdikleri yaşam mücadelelerini anlattığı eseri, Kuşlar Da Gitti... Eser, kuş avlayan ve avladıkları bu kuşları satmaya uğraşan, memleketlerinden kopup gelmiş yoksul üç çocuğun (Süleyman, Hayri ve Semih) mücadelesini anlatıyor. Kuşlar Da Gitti, yüzeyde bu üç çocuğun kuş yakalayıp satma hikayesi gibi görünse de, esasında insanlığın değerlerini, özünü, insanlığını kaybedişini anlatıyor. Kitabı okurken doğrusu bu afacanlara pek içerledim. Kuşları yakalayıp kafeste üst üste, adım atamayacak kadar sıkışık bir vaziyette tutup özgürlüklerini kısıtlamaları çok üzücü fakat yoksulluk ve açlığın insanı ne hallere düşürdüğü de bir gerçek. Kitap 79 sayfacık, 1-2 saate bitebilecek bir kalınlıkta. Bitirdikten sonra Yaşar Kemal'in okuduğum diğer eserleri gibi üzerimde çok sarsıcı bir etki bırakmadı ama nihayetinde okuduğum için memnunum.
1000Kitap
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma