8/10
·312 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:52
Gece Açan Çiçekler Tarık Tufan’ın kalemi beni her kitapta biraz daha kendine hayran bırakıyor. Sayfalar arasında kaybolurken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Kitap bittiğinde ise geriye, uzun süre etkisinden çıkamadığım o tanıdık boşluk hissi kalıyor… Halide… Ah, benim üzümlü kekim… Zorba bir annenin en büyük kızı. Kardeşleri Zeliha, Nihal ve Cihangir’e yalnızca ablalık değil, sevgisiyle annelik etmiş bir kadın. Ama hayat onun için de merhametli davranmıyor. Canfeda Konağı’nda tam on altı yıl boyunca yalnızlığa mahkûm kalıyor. İçindeki kırgınlıklar, yarım kalmışlıklar ve susturulmuş acılarla birlikte sadece bekliyor… Ta ki bir gün bütün kardeşler aynı çatı altında buluşup yıllardır saklanan hikâyelerini ortaya dökene kadar. Dışarıda İstanbul’u kasıp kavuran büyük bir patlama ve kaos hüküm sürerken, konağın duvarları arasında yaşananlar dışarıdaki yangından çok daha yakıcı. Peki bütün bu mutsuzlukların, kırgınlıkların ve yarım kalan hayatların asıl sorumlusu kim? Tam her şeyi anlamaya başladığınızı düşündüğünüz anda hikâye sizi Osmanlı dönemine götürüyor. Derviş Ali ve Handan’ın hikâyesine… Peki bu iki insanın yolları nasıl kesişiyor? Handan Hanım’ın tablosunun Canfeda Konağı’nda asılı olması gerçekten bir tesadüf mü? Katman katman açılan, açıldıkça yeni sırlar ortaya seren; kimi zaman gözlerimi dolduran, kimi zaman da beni hayretler içinde bırakan bir roman oldu. Tarık Tufan kelimeleri öyle ustalıkla kullanıyor ki bazı cümleleri dönüp dönüp yeniden okumak istedim. Altı çizilesi satırları, etkileyici finali ve insanın içine işleyen atmosferiyle çok sevdiğim kitaplardan biri oldu. Eğer hâlâ Tarık Tufan okumadıysanız, mutlaka onun dünyasıyla tanışmanızı öneririm. Altını Çizdiklerim “Aslına bakılırsa kıyamet meleği epey gecikmişti; çünkü insan kendi
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:09
Merhaba değerli kitapseverler, Bugün sizlere Funda Kırca’nın kaleminden çıkan “Olanda ‘HAYR’ Var” adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Kitap, kırk altı farklı konu başlığından oluşmaktadır. Kitapta, hayatın zorluklarında yaşadığımız kayıp ve acılarda ve yaşadığımız her durumda bile bir hikmet ve hayır olduğunu, kalbi şükür ve sevgiyle dolu olan insanın en küçük şeyde bile huzuru yakalayabileceğini ve bunun gibi daha birçok konu ele alınmaktadır. Sayfalar arasında, konulara daha iyi hâkim olabilmek açısından çeşitli hikâyelere de yer verilmiştir. Bu hikâyelerin kitaba dâhil edilmesi özellikle benim çok ilgimi çekti, söylemeden geçemeyeceğim. Kitap bitti mi? Tabii ki hayır. Ayrıca şu soruların cevapları da kitabın içerisinde saklıdır: Uyanışa geçmenin yolları ve çözümleri nelerdir? İnsan kendisini nasıl şifalandırır? Başarı nedir? Başarılı insan kimdir? Başarıda öne çıkan kriterler nelerdir? Çevremizi seçerken dikkat etmemiz gereken temel unsurlar nelerdir? İyilik yapmanın psikolojik faydaları nelerdir? Kendini tükenmiş hissediyorsan ne yapabilirsin? İnsanlar nasıl iletişim kurmalı? Kişisel gelişim ve psikoloji temalı bu kitabı kesinlikle herkesin başucu kitabı olarak alıp okumasını tavsiye ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Olanda "Hayr" VarFunda Kırca · Karina Yayınevi · 20261 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:32
her evin ışığı yanar,kimse bilmez o evin ışığının nasıl yandığını demişti büyüklerimden biri.içimizde sakladıklarımız ya da dışımıza vuramadıklarımız mı diyeyim?her ikisi de yerinde olur bakınca. kitabı bir günde bitirdim ağlamaya meylim mi vardı yoksa kitap ağlatmaya mı meyilliydi bilmiyorum :) beni fazlasıyla etkiledi içine çekti. bi aile dramının içindeydim sanki bizden birinin hikayesini dinledim.kitap aktı da aktı hem tahmin edebiliyordum hemde edemiyordum hikayeyi böyle böyle bitirdim.insan babasının ölmesine üzülmez miymiş oluyormuş öyle şeyler demekki… aileyi okudukça kendi ailemi düşündüm annemi babamı abilerimi kendimi hepimizin hikayesi vardı.yaşadıklarımız,yaşananlara şahit oluşumuz vardı hayatımızda.sonra hepimiz evlendik şahitliklerimizle yaşadıklarımızla bi yuva kurduk amma iyi amma kötü diyeceğimiz hayatlara sürüklendik.üstümüzden atamadıklarımızla yaşıyoruz bir nevi atsak ne de güzel olur :) velhasıl efendim kitap gerçekten güzeldi…
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Carlo M. Cipolla - İnsan Aptallığının Temel Yasaları
9/10
·72 syf.··
2026 224. kitabı
Carlo M. Cipolla’nın Aptallığın Temel Yasaları adlı eseri, toplumsal çöküş ve yükseliş süreçlerini ahlaki ajitasyonlardan ve mağdur psikolojisinden çıkararak saf bir matematiksel denkleme indirgiyor. Kitabın ortaya koyduğu en net gerçek şu: Aptalların bu mekanizmada bir suçu yoktur, çünkü onlar kendi doğalarının dışına çıkamaz ve verdikleri zararı fark edemezler. Asıl sorumluluk, onlara alan açan ve hak veren sözde zekilerdedir. Gelişen bir toplumun nedeni bünyesinde hiç aptal barındırmaması değil, güç mekanizmalarının ve yönetim erkinin akıllı bireylerin elinde olmasıdır.Bu durum, Türkiye’nin tarihsel ve mevcut sosyo-ekonomik yapısına uyarlandığında net bir şekilde görülmektedir. Erken Cumhuriyet döneminde aydınlanmacı bir elitizm ve rasyonel planlamayla "akıllı (I)" alanda tutulmaya çalışılan güç mekanizmaları, sonraki süreçlerde popülist siyasetin etkisiyle kontrolsüz bir demokratikleşme dalgasına kapılmıştır. İkinci Yasa gereği, oy kullanan kitlenin sabit bir $\sigma$ oranı aptaldır. Siyasi sistemlerin popülizm uğruna bu kitleye ve onları manipüle eden haydutlara (B) sınırsız seçim şansı vermesi, gücün rasyonel odaktan sapmasına yol açmıştır. Kültürel aritmetik basittir: Gücü zeki ve üretken olanlar elinde tutarsa toplum gelişir; güç aptal ve haydut ittifakına geçerse toplum kaçınılmaz olarak fakirleşir ve batar."Kurtarma" çabalarına şaşırmak anlamsızdır; sistemdeki çökmeyi rasyonel faillerin basiretsizliği belirler. Bir köpeğin ısırmasında köpeğin suçu yoktur; suç, o köpeğin sokakta serbestçe dolaşmasına ve zarar vermesine izin veren iradededir. Cipolla, olayı bir doğa yasası netliğinde kişilerin eylemlerine ve güç dengelerine yükleyerek muhteşem bir analiz sunuyor.
Felsefe
İnsan Aptallığının Temel YasalarıCarlo M. Cipolla · Islık Yayınları · 202361 okunma
5/10
·112 syf.··
2026 9. kitabı
🅂🄴🄻🄰🄼🄼🄼 Harika bir hafta diliyorum herkese. Keyifler nasıl hanımlar beyler? Bugün size @destekyayinlari ‘dan çıkan kalemi ile ilk kez tanıştığım @dokmenhatice ‘nin #kemikçayı kitabının yorumu ile geldim... #kitapkonusu Bir çok çıkardığı kitaplarla tanınan yazar cesur ve yalın üslubuyla kaleme aldığı #kemikçayı onbeş insan hikayeleriyle dolu gerçekçi ve sarsıcı bir kitap. Daha çok kadının örselenmişliğine, sinmişliğine, sıkışmışlığına, tökezleyişine, örülen duvarların ardında yaşadığı hiçliğine, ayıp-suç-günah sarmalında yolunu bulmak için çabalayışına ve daha pek çok şeye tanıklık ediyor. #kitaphakkındadüşüncelerim Dili bana biraz klişe ve sıradan geldi açıkcası. Çok fazla kadına dair kitaplar okudum.Aklımdan çıkmayan “Ben malala Meyra ve Son kız” o yüzden belki de bana hitap etmedi.Ama her gün haberlerde ,gazetelerde gördüğümüz kadınlara yapılanları gelecek nesilin ibret alması,bir ders çıkarması açısından okunması gereken bir kitap. #kadınaşiddet ‘in son bulduğu bir dünya diliyorum tüm kalbimle.Farkındalık adına okuyabilirsiniz bu tarz sevenler... Sevgili @dokmenhatice kaleminiz daim okurunuz bol olsun... #alıntılar “İnsanoğlu her türlü kirden aranıyormuş da yüreğe sinen kirden arınamıyormuş meğer.”(Syf:85) “Sancılı günlerin hikâyesi kısadır. "Ne oldu?" diye sorarlar. "Hiç" dersin biter.”(Syf:32) “Önce söz kestik, ciğerime... Sonra kına yaktık kalbime.. İşte şimdi de nikahımı kıydık, hayallerime.” (Syf:30) "Anneler derin yaralara da merhem olurlar değil mi?" (Syf:87)
Kemik ÇayıHatice Dökmen · Destek Yayınları · 2020245 okunma
Nereye Gidersen Git Anılar Seninle
Puan vermedi·296 syf.·
2026 13. kitabı
Merhaba 1000kitap, Bu kitabın seveni de çok, sevmeyeni de çok. Hatta bazıları gereğinden fazla abartıldığını düşünüyor. Ben ise seven taraftayım, kitap genel olarak hoşuma gitti. Konusu tamamen özgün olmasa da bana farklı bir bakış açısı sundu. Özellikle akıcı anlatımı sayesinde merakla okudum ve hiç sıkılmadım. Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey, insanın pişmanlıklarının hayatını ne kadar etkileyebildiğiydi. Nora’nın farklı hayatları deneyimlemesi, ona geçmişte verdiği kararların sonuçlarını görme fırsatı verdi. Ancak ilerledikçe şunu fark ettim. İnsan bazen yaşamadığı ihtimalleri kusursuz sanıyor. Oysa Nora’nın girdiği hayatlar, en doğru gibi görünen seçimlerin bile kendi sorunları ve eksikleri olduğunu gösteriyordu. Bazı bölümlerde “Tamam, bunu gördük, artık diğerine geçebiliriz.” diye düşündüğüm de oldu. Çünkü kitabın asıl amacının farklı hayatları göstermekten çok, pişmanlıklarımızla nasıl başa çıktığımızı ve sürekli “Ya şöyle olsaydı?” diye düşünmenin bizi nasıl etkilediğini anlatmak olduğunu hissettim. Sonuç olarak kitap bana, geçmişteki seçimlere takılıp kalmak yerine elimizdeki hayatın değerini görmenin daha önemli olduğunu düşündürdü. Bu yüzden kitabı hem akıcı hem de pişmanlıklar üzerine düşündüren bir eser olarak değerlendirdim.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma