Dolu Dolu Bir Yaşamın Anahtarı..
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:50
İlber Ortaylı'nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? adlı kitabını okurken kendimi yalnızca bir kitap okuyormuş gibi değil, hayat tecrübelerini paylaşan bilge bir insanı dinliyormuş gibi hissettim. Yazar, yaşamın farklı alanlarına dair görüşlerini sade ve samimi bir dille aktarırken okuyucuyu düşünmeye ve kendini geliştirmeye teşvik ediyor. Kitapta eğitim, yabancı dil öğrenimi, seyahat, tarih, kültür ve insan ilişkileri gibi birçok konu ele alınıyor. Özellikle gençlere yönelik tavsiyeler, geleceğe daha bilinçli bakabilmek açısından oldukça değerli. İlber Ortaylı, iyi bir hayatın ancak merak ederek, öğrenerek ve dünyayı tanıyarak yaşanabileceğini vurguluyor... Bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken nokta, yazarın okuyucuya hazır reçeteler sunmak yerine düşünme alışkanlığı kazandırmaya çalışması oldu. Her bölümde kendi hayatımı ve alışkanlıklarımı sorgulama fırsatı buldum. Eğer siz de hayata farklı bir pencereden bakmak, kültürel birikiminizi artırmak ve geleceğinizi daha bilinçli şekillendirmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bir Ömür Nasıl Yaşanır? yalnızca okunup bitirilecek bir eser değil, zaman zaman tekrar dönüp bakılabilecek değerli bir yaşam rehberidir.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Puan vermedi
Sanat Tolstoy’a göre "İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı"2 der. Gerçektende insan, yaşadığı bir duyguyu ya da o an hissettiği bir duyguyu kendi becerilerine göre ortaya koyar. İnsanın yaşadığı bu özgün duyguyu(taklit etmeden), belirli bir estetik ölçülerine göre, sanat eserini oluşturması, onun sanatçı dediğimiz karaktere bürünmesini sağlar. Çünkü; milyarlarca insanın yaşamış veya yaşadığı dünyamızda, her birey kendi duygularını bir şekilde ortaya döker. Fakat biz bu ortaya koyulmuş şeylerin çoğundan haberimiz dahi olmaz. Belki de o insanların yazmış olduğu bir şiir ya da bir hikaye ya da bir resim; o öldükten sonra hiçbir işe yaramayıp ya bir çöpe bırakır kendini ya da yanan bir ateşin içine. Çünkü sanat eserinin belirli bir ölçüde saygınlık kazanması için belli bir estetik değerine sahip olması gerekir. Sanat eserlerinin -büyük bir çoğunluğunun- insanlar üzerinde birçok etkide bulunabilir. Kişi mesela bir sanat eserinin içinde gezerken-tarihi bir cami gibi- o an onun o muhteşem güzelliği karşısında etkilenip, kendini çok mutlu hissedebilir. Bu tarz olumlu veya olumsuz örnekleri çoğaltabiliriz. Şu bir gerçektir ki sanat eserleri insanı anlık ta olsa birtakım duygusal etkilere maruz bırakabilir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu da sanatın insan üzerinde birtakım etkiler içine aldığını gösterir.
Sanat Nedir?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,595 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·142 syf.··
2026 83. kitabı
"Buna bir din savaşı dense değildi. Bir uluslar çatışması dense değildi. Neden para, petrol, falan filan hiç değildi. Bilinen tarihte bu kadar devletin bir araya gelerek böyle bir caniliği yaptığı bir olay daha yoktu. Her dinden her soydan her coğrafyadan gelen insanların, silahların tek bir amacı vardı. Bir milleti belli bir coğrafyada yaşıyor olmaları nedeniyle geçmişteki ilkelerini bütün düşmanlara karşı korumaları nedeniyle ve belki de en önemlisi son yirmi yılda dünyadaki konumunu kendisine verilen rolü kabul etmemesi, bağımsız hareket edebilme kabiliyetini kazanmış olmasından dolayıydı. Onları millet yapmış olan ne varsa hepsi ile birlikte ortadan kaldırmak." Düzen: devletin bekası için ortaya çıkan özel yetenekli, ailesinde de geçmişte önemli görevlerde bulunmuş insanların çocuklarının küçük yaşlarda alınıp özel koşullarda eğitilip devletin ihtiyaç duyduğunda destek almasını sağlayan sistemin ismi. Sistemin işlenişini yazar hiçbir açık kalmayacak şekilde kurgulamış ki insan vay be böyle olsaydı gerçekte ne olurdu kim bilir diyor. Bu sistemin birebir kopyasını yapan başka ülkeler Düzen'i sarsmaya ve devlet için tehlikenin boyutlarını artırmaya başlar. Sistemdeki insanlar göreve çağrılır ve çıkan savaşta nasıl bir sonuç ortaya çıkacak halkı neler bekliyor derken 142 sayfa akıp gitti. Yazarın kaleminden okuma yapmayı sevdim, sade ve anlaşılır. Verilmek istenen mesaj net : "Bizleri birbirimize düşürmeye çalışan her sisteme karşı bir olmak, güçlü olmak." ~ "Düzen, insanların kontrolünde oldukça kusursuz olmayacak ama mutlaka düzenin gerçek sahibi bir gün emanetini geri isteyecek. İşte o zaman gerçek düzen sağlanacak, o zamana kadar hepimiz sadece gerçeğe en yakın, bir rüyanın esirleri olacağız." @mstf_dilsiz @oceangirlbook @perseusyayinevi Reklam değil.
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202414 okunma
Yalnızlık
Puan vermedi·75 syf.··
2026 40. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:44
Peter Handke'nin Mutsuzluğa Doyum'u, yalnızca bir annenin yaşam öyküsü değil; insanın fark edilmeden nasıl silinebileceğinin acı bir anlatısıdır. Çocuklukla başlayan, gençlikte daralan ve yetişkinlikte ev işleri, sorumluluklar ve toplumsal roller arasında sıkışan bir hayatın sessiz çığlığıdır bu. Kitap boyunca anne, bir insan olarak değil; sürekli çalışan, üreten ve katlanan bir makine gibi görülür. Oysa insan yalnızca nefes alıp vererek yaşamaz; anlaşılmaya, görülmeye, sevilmeye ve kendi varlığını hissedebilmeye ihtiyaç duyar. Günler birbirinin aynısına dönüşürken, yaşam da yavaş yavaş anlamını kaybeder. Herkes onun yaptıklarını görür, ama kimse içindeki yalnızlığı göremez. Kitaplar sayesinde ilk kez kendini keşfetmeye başlayan bu kadın, başkalarının hikâyelerinde kendi hayatını bulur. Ancak bu fark ediş aynı zamanda gecikmiş bir uyanıştır; çünkü karşısında artık yaşanmamış yılların ve kaçırılmış ihtimallerin ağırlığı vardır. Handke'nin anlattığı trajedi, bir insanın ölümü değil; ölmeden çok önce görünmez hâle gelişidir. İntihar ise ani bir karar değil, sevgisizliğin, anlaşılmamışlığın ve yıllarca taşınan görünmez yüklerin son noktasıdır. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye bir ölüm hikâyesi değil, yaşayamamış bir hayatın derin hüznü kalır.
İnsan ve Duygular
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Ada Yayınları · 1985435 okunma
Sarraf- Eski bir aşk
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Dikkat : Spoiler içerebilirrr Yorumuma kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Kapağı,cildi, tasarımı her şeyiyle çok güzel olmuş emeği geçen herkesin emeğine sağlık. Kitabı ben uzun zamandır bekliyorum wattpadde okuduğum günden beri yeni bölümleri beklerken bir yandan da nasıl olur da basılmaz diye düşünüyordum ki çok şükür sesim duyuldu ve basıldı sonunda. Umarım kalemi daim olur sevgili yazarımızın. Kitaba gelecek olursak, ah Uygar üzümlü kekim, sana çok üzülüyorum. Kitap hem tahmin ettiğim gibiydi hem de etmediğim gibi. Çünkü bölümler wattpadde okuduğum halinden hem çok değişmiş hem de hiç değişmemiş gibi. Bazı bölümler aynı kalmış bazı bölümler kesilmiş. Tek eleştirim ilk kitabın sonunun wattpadde olanla aynı bitmesini isterdim tabi bir de biraz daha geçmiş sahnesinin olmasını fakat bu haliyle de epey güzel olmuş. Kitapta Yakutla annesinin arasındaki gerilimi, gerginliği daha iyi anladım, o hallerini,çaresizliğini nefreti ve sevgisi arasında sıkışıp kalmasını ve aslında güçlü durmaya çalışırken dalgınlaşmasını,aptallaşmasını...Belçin... Sana bir şey demek isterdim de ortam hiç müsait değil senin yatacak yerin yok. Fatih sana hiçbir şey söylemek dahi istemiyorum. Umarım ikinci kitapta hepinizin gerçek yüzü ortaya çıkar. Ben hemen her şeye ağlayan biri değilim fakat Uygarın bazı sahneleri beni ağlattı sırf bunun için bile yazara çok teşekkür ederim. Ağlamadığım sahnelerde de gözüm doldu İkinci kitapta Uygarın ailesini de görmek isteriz onların aile dinamikleri mesela. Uygar hainlikle suçlandıktan sonra ne oldu? Sonuç olarak biz bu kitabı çok bekledik ve çok şükür ki beklediğimize değdi. Darısı ikinci kitaba inşallah. Şimdi soruyorum ; Yalanlarına rağmen onurlu kalmaya devam edebilir mi insan?
SarrafTuğba Nur Cebecioğlu · Artemis Yayınları · 20261 okunma
Mahur Beste: Bir Medeniyetin Sessiz Vedası
5/10
·160 syf.··
2011 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2011 00:00
Yazarın doğum günü olması sebebiyle yıllar önceki incelememi buraya taşımak istedim. Bazı kitaplar bittiğinde geriye olaylar kalır, bazılarıysa yalnızca hisler bırakır. Mahur Beste benim için ikinci gruba giren romanlardan biri oldu. Sayfalarını çevirdikçe bir hikâyeyi takip etmekten çok, değişen bir dünyanın sessizce dağılışına tanıklık ettiğimi hissettim. Ahmet Hamdi Tanpınar bu romanda okuru büyük olayların peşinden sürüklemiyor; aksine zamanın, hatıraların ve değişimin insan ruhunda açtığı izleri göstermeyi tercih ediyor. Belki de bu yüzden Mahur Beste, ilk bakışta sakin görünen ama üzerine düşündükçe derinleşen romanlardan biri. Roman, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde geçiyor. Ancak bu dönem, tarih kitaplarında alışık olduğumuz büyük olaylarla değil; insanların hayatındaki küçük kırılmalar, aile ilişkileri ve değişen yaşam biçimleri üzerinden anlatılıyor. Tanpınar, bir medeniyetin dönüşümünü meydanlarda değil, evlerin içinde, sohbetlerde ve insanların iç seslerinde görünür kılıyor. Romanın merkezindeki Behçet Bey, Tanpınar'ın en etkileyici karakterlerinden biri. İlk bakışta kararsız, içine kapanık ve hayata tutunmakta zorlanan bir insan gibi görünse de zamanla onun yalnızca bireysel bir karakter olmadığını fark ediyoruz. Behçet Bey, eski ile yeni arasında sıkışmış bir toplumun sembolü hâline geliyor. Geçmişe ait değerlerle yetişmiş ama geleceğin gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kalmış bir kuşağın sessiz temsilcisi gibi. Roman boyunca karşılaştığımız diğer karakterler de keskin çizgilerle çizilmiş kahramanlar değil. Hepsi kendi kırgınlıklarını, özlemlerini ve hayal kırıklıklarını taşıyan insanlar. Tanpınar'ın en güçlü yanlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Karakterlerini yargılamıyor; onları bütün çelişkileriyle
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma