4/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Şermin Yaşar ın kitaplarını çok seviyorum her kitabında kendimden birşeyler buluyorum. Bu kitapta öyleydi. Ayrıca yazarın Türk diline bu kadar önem vermesi çok önemli bir durum ve bundan dolayı ona ne kadar teşekkür etsek az. Tğrk diline bu kadar öenm verdiğini Kelime Müzesini ziyaret ettiğimde daha iyi anladım. Yüksek sesle konuşmuyor yazar ama bi anda kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi. Kitaptan bahsedecek olursak bir ailenin hikayesini kardeşlerin ve babaların sırlarını anlatıyor. Yazar bunu anlatırken her karakterin bakış açısını da onun diliyle aktarıyor. Karakterlerimiz 3 kardeş Emin, Ethem ve Ekrem; eşleri Hülya, Nurten ve Sevgi... Bu üç kardeşin anne babaları... Dışarıdan bakıldığında hepsi mutlu, düzenli hayatlar yaşayan, işi gücü yerinde, mal mülk sahibi, çocuklu ve örnek insanlar. Ancak bu kusursuzluğun arka planı hiç de öyle değil. Herkesin büyük bir sırrı var. Gerçekler ortaya çıkınca dengeler bozuluyor, herkes bundan çok etkileniyor. Olayların merkezinde bence en çok etkilenen ortanca çocuk Ethem var. En çok o zarar görmüş, en ağır bedeli ödeyen de o. Herşey ortağa çıktıktan sonra da hayatı en çok düzene giren de Ethem. Kitapla birlikte ailelerin çocuklara yükledikleri sorumluluklar hayatları nasıl etkiliyor. Çocuklukta yaşadığımız travmalar yeyişkinliğimizi gençliğimizi de etkiliyor. Anne sevgisinin olmadığında çocuğa nasıl yaralar açtığını bu kitapta görüyoruz. Kitap tam olarak bu sorunlara değinmiş. Her karakterin sorununu dinlerken dinlediğimize hak veriyoruz. Gerçekten herkes kendine göre haklı. Yazar resmen bizi empatiye zorluyor. Bazen söylemek istemediklerimiz kimsenin bilmesini istenediklerimiz bizi içten içe yiyip bitiriyor. Kitabın ismi de gerçekten çok buna çok uygun olmuş. Bazen söyleme bilmesinler istiyoruz. Ne kadar hayat devam etse de
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·336 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:02
Sevdim gibi gibi.. Yazarın 70'ler 80'ler zamanlarında bir şekilde bir alanda ünlü kişileri yazmayı sevdiğini biliyoruz, ki bu konuda cidden iyi bence. Bu sefer farklılık yapmak istemiş ve Nasa arka fonunu seçmiş. Kendi çizgisinin dışında bir tema olduğunu bir noktada hissettim çünkü yer yer hikaye kurgusuyla, bilgi verme arasındaki denge bozuluyor. Uzay ve yıldızlar hakkında, astronot olma ve uzay programı hakkında çok fazla bilgiyi birden veriyor sonra kurguya geri dönüyor. O kısımları biraz sıktı ama genel olarak yazar akıcı yazmasını biliyor zaten. Ben hikayeyi ve karakterleri sevdim. Bir Evelyn bir Carrie Soto derinliğinde değil bence ana karakter. Daha soft, köşeleri olmayan nötr biri. Ama hayattada böyle insanlar bolca var, çok takılmadım o yüzden derinlik kısmına. Yazardan favori kitabım olmaz ama okuduğuma mutlu oldum. Çıkarttığı her kitabı almaya devam edebilecek olmama, cepte garanti yazarlarımdan biri olmasına seviniyorum. Herkese iyi okumalar..
AtmosferTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 202571 okunma
4/10
·120 syf.··
2026 48. kitabı
Kapak arkası tanıtım yazısı çok ilgi çekici. Bir fabrikada çalışan üç kişi, çalışma hayatının boğuculuğu, kanıksanmış kuralların, ilişkilerin, statülerin anlamsızlığını gözler önüne seriyor diyordu. Ama benim okuduğum kitap bunu gerçekten anlatıyor muydu? Emin olamadım. Olaylar o kadar karışık, zaman atlamaları öyle belirsiz ki, insan takip etmekte zorlanıyor. Gerçekten fabrikada ne iş yapıldığı belirsiz, iş tanımları saçma sapan, insanlar ne için oradalar anlaşılmıyor. Yaptıkları işler saçma sapan. Ama bundan rahatsızlık duymadan o saçmalığın içinde yer alıyor büyük çoğunluk. Sonuçta ne denilirse onu yaptıkları bir işleri var ve bunun karşılığında bir para alıyorlar. Ama bunu anlatmak için sayfalar boyunca yapılan laf kalabalığı gibi geldi bana. Zaman geçişleri, karakter değişiklikleri karma karışık. Yazarın ve çevirmenin emeğine saygımdan sonuna kadar okumak için direndim. Ama kesinlikle bana hitap etmedi. Sonundaki büyülü gerçekçi final ise tüm karmaşayı iyice anlamsızlaştırdı. Beğenemedim.
FabrikaHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 202614 okunma
Puan vermedi
Bazen bir roman tek bir kişinin hikayesini anlatmaz... Birbirine görünmez bağlarla bağlı insanların hayatına dokunur. Geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini,verilen her kararın yıllar sonra bile nasıl iz bıraktığını ve hayatın bazen insanı hiç beklemediği sınavlarla karşı karşıya bıraktığını anlatır. Dantel-Müge Acar Nazlı'nın yaşadığı büyük kayıpla başlayan hikaye zamanla Lale, Eylem, Su ve daha birçok karakterin hayatına uzanıyor.Her biri farklı acılarla,farklı seçimlerle ve farklı mücadelelerle yüzleşirken aslında tek bir hayatı değil birbirine ilmek ilmek bağlanan birçok yaşamı okuyoruz. Kitap boyunca aile ilişkileri, dostluk ilk aşk,kayıplar, toplumsal baskılar ve kadına yönelik şiddet gibi birçok konu işlenirken karakterlerin yaşadığı duygular ön planda tutulmuş.Her bölümde farklı bir karakterin dünyasına konuk olmak olaylara tek bir açıdan değil birçok farklı pencereden bakabilmeyi sağlıyor... Hazırsanız... Her ilmeği başka bir hayatı başka bir acıyı ve başka bir umudu anlatan bu hikayeye siz de eşlik edebilirsiniz... Çünkü bazen insanlar birbirlerinin hayatına bir anda girmez...Tıpkı bir dantel gibi fark etmeden ilmek ilmek birbirlerine bağlanırlar...
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20262 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:08
Kemal Sayar’ın “Âleme Bir Yar İçin Âh Etmeye Geldik” kitabını bitirdim fakat elimde sadece okunmuş bir kitap değil, kalbime dokunan bir yol arkadaşlığı kaldı. Kitap boyunca en çok beni etkileyen şey, inanç kavramının insan ruhunu kuşatan, yormayan ve umut veren bir dille anlatılmasıydı. Her sayfada insanın kendine, Rabbine ve hayata yeniden bakmasını sağlayan cümlelerle karşılaştım. Bazen durup uzun uzun düşündüm, bazen de içimde tarif edemediğim bir hafiflik hissettim. Sanki zihnimde ve kalbimde taşıdığım bazı yükler sessizce yerini huzura bıraktı. Bu kitap bana, insanın en büyük yolculuğunun kendi kalbine doğru olduğunu bir kez daha hatırlattı. Eğer ruhunu dinlendirecek, inancını yeniden tefekkür ettirecek ve kalbine ince dokunuşlar yapacak bir eser arıyorsanız, bu kitapla mutlaka tanışmalısınız. Son olarak; Kitaptaki şu cümle uzun süre zihnimde yankılanacak: “Allah beni ileri yaşta çok güzel dostlarla muhatap kıldı.” Bu cümleyi okurken, bana bu güzel kitabı emanet eden sevgili Helimee aklıma geldi. Beni böylesine kıymetli bir eserle tanıştırdığın için gönülden teşekkür ediyorum. Bazı insanlar sadece bir kitap vermez; insanın hayatına yeni bir pencere açar. Sen de benim için o insanlardan biri oldun.
Âleme Bir Yâr İçin Âh Etmeye GeldikM. Kemal Sayar · TK Yayınları · 20241,227 okunma