"Kabalaşmış ruhlar, ancak kaba tahriklerle doyurulabiliyordu. İnsanoğlu, kurban olgusunu insan canını sakınmak için bulmuştu ama artık insan kanının dokunulmazlığı da kalmamıştı."
Beni doğurarak acımasız dünyanın sorularıyla baş başa bırakan annemden, babamdan en tehlikeli soruları sorarak intikam alıyordum, çünkü bunu gerçekten hak etmişlerdi. Hak etmeseler bile, insanoğlu en çok kendini seven, koruyan, etrafında titreyenlere düşman kesilmekte, nazlanmakta ustadır.
“İnsanoğlunun ıstırabı kadar tabii ne vardı ! Şuurla var olmayı, gerçekten var olmayı ödüyordu. Fakat insanoğlu bununla kalmıyor, bu büyük, değişmez zaruretin yanında kendi de yeni baştan talihler icat ediyordu. Yaşıyorum
diye başka ölümler yaratıyordu.”