İnsanoğlu işte!Birisi ağlarken,bir başkası güler
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:24
Bu yazarın ilk defa bir kitabını okuyorum ve neyle karşılaşacağımı bilmeden başladım okumaya.Kitapta islami terimlerden bahsetmesi ,hayatın gerçeklerinden ve tabi yer yer sitemleri oldu.Zaten hangimiz yaşadığımız hayata bazen kızıp bazen isyan etmedik ki.Kitabın içeriğinde yok yok herşey var akıcı bir kitaptı bitirdikten sonra da baya etkisinde kaldım .Hırs,öfke,ihanet...Karakterleri öyle bir anlatmış ki herbiri gözümün önünde canlandı.Ana karakterlerden Zülküf onu öyle bir yaşadım ki yer yer üzülüp yer yer sinirlendim.Çünkü ne yapıyorsa kendine yapmış oldu .Hayattan payını aldı.Hani tam herşey yoluna girdi düzeldi deriz ya Zülküf o yolunda gitmeyen kısımda kalıyor.Aşk konusuna da değinmek istiyorum .Yazar bu kitabında aşkın çıkarlığından ve ihanetinden bahsetmiş.Unutmuyorum o sözünü ''Aşk işkencedir ,yanılgıdır''demişti.Gerçekten de öyle olmuştu .Hayat hakkında sitemleri vardı neden bu dünyaya gelmişiz derken aslında bir sorgulamaya ihtiyaç duymuş.Kitap hakkında fazla detaya girmeden anlatmaya çalıştım .Ben ilk defa okuduğum bir yazarın kitabını çok beğendim özellikle kitabın sonlarına doğru beklenmedik süprizlerle karşılaşabilirsiniz.Şimdiden iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Tutkular Keder OlduNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2024655 okunma
Satranç: İnsanı Delirten O Muazzam Hiçlik!
10/10
·83 syf.··
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2023 00:00
Bu kitap benim kendi "cahiliye devrimden" çıkış biletimdir! Bana okuma alışkanlığını kazandıran, o efsanevi ilk göz ağrım tam olarak budur. O yüzden baştan anlaşalım; bu eserin bende yeri hep ayrı kalacak ve muhtemelen ömrümün sonuna kadar da gereğinden fazla abartmaya devam edeceğim. Kitapta beni en çok büyüleyen, hatta beynimden vuran şey ne derseniz; tek kelimeyle "HİÇLİK" Bilirsiniz, insanoğlu her türlü acıya, zorluğa bir şekilde katlanıyor ama o koskoca "hiçliğe" tahammül edemiyor. Zweig, kısacık bir eserde bir adamın o hiçlik yüzünden ne hallere düşebileceğini öyle bir anlatıyor ki, okurken oturduğunuz yerde daralıyorsunuz. Dört duvar arasında, ses yok, insan yok, uyarıcı hiçbir şey yok. Ana karakterimiz o korkunç boşlukta eriyip gitmemek için bir satranç kitabına can simidi gibi sarılıyor. İşin trajikomik tarafı ise, o can simidi bir süre sonra boynuna dolanıp onu delirtmeye başlıyor. Bir insanın sırf o sessizlikten kaçmak için kendi zihnini ikiye bölüp, kendi kendine satranç maçları yaparak beynini nasıl yediğini görmek gerçekten büyüleyici bir deneyim. Kısacası; insan beyninin koca bir boşlukta kaldığında kendi kendini nasıl kemirdiğini anlatan, hacmi küçük ama etkisi devasa bir başyapıt. Hazır kendi aklınızı henüz kaybetmemişken, bir oturuşta bitirmelik bu efsaneye kesinlikle şans verin!
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·72 syf.··
2026 8. kitabı
Selamlar, Bugün sizlerle çok beğenerek okuduğum "Frankenstein" adlı kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kitap; Victor adında aileden zengin bir doktorun, ölümü Tanrının eksikliği olarak düşünmesi ve kendini tanrıdan üstün görüp ölümsüz bir canavar yaratmasını konu alıyor. Öncelikle Victor'un çocukluğundan bahsetmek isterim. Kendisi zamanının en başarılı doktorlarından birinin oğludur. Babası son derece katı ve kuralcıdır öyle ki ilk oğlu Victor'a doktor olmaktan başka bir çare bırakmamıştır. Victor'a küçük yaşlardan itibaren insan vücuduyla ilgili her şeyi öğretmiş ve ezberletmiştir. Babasının aksine, Victor'un annesi oğluna çok kıymet veren, onunla güzel vakit geçiren oldukça ilgili bir annedir.Fakat ikinci oğlunun doğumu esnasında hayatını kaybeder ve bu ani ölüm Victor'u çok etkiler. Bu olay onun için bir dönüm noktasıdır. Victor annesini kurtaramadığı için babasına meydan okur ve ölümsüzlüğü bulacağına dair yemin eder. Türlü araştırmalar, yardımlar ve hatta karşı çıkmalar sonucunda , Victor bir varlık yaratmayı başarır. Bu varlık başlarda Victor için en büyük mutluluk kaynağıdır keza Victor tanrıdan üstün olduğunu kanıtlamıştır bu varlıkla. Yoktan bir canavar yaratıp ona can vermek... Fakat sonrasında Victor ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varacaktır. Başlarda adeta yeni doğmuş bir bebek gibi Victor'a muhtaç olan yaratık, zamanla gücünün farkına varır ve tıpkı bir insan gibi yaşamak ister. Victor'dan kendisine bir eş yaratmasını ister fakat Victor, artık üzerindeki kontrolünü kaybettiği yaratıktan bir tane daha yaratmayı reddeder ve böylece Yaratık ve Victor arasındaki savaş başlar... *** Kitapla ilgili yorumlarım: Bence kitap 1800'lü yıllarda yayımlanmış olmasına rağmen günümüz dünyasına ayna tutan bir kitap. Ne yazık ki insanoğlu
1000Kitap
FrankensteinMary Shelley · Oxford University Press · 200721,8bin okunma
8/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:41
Sait Faik Abasıyanık 'ın Son Kuşlar kitabını #hikayeler iyileştirir kitap kulübü ile Haziran ayında okuduk. Son Kuşlar kitabı doğanın insanoğlu tarafından tahrip edilmesini ,geri dönüşü olmayan bazı değerleri de kaybetmeyi anlatıyor. Yazar doğa,deniz ve balıkçılık tutkusu olan biri . Gelecek ile ilgili kaygıları olan biri her öyküsünde insanların bencilliğinden doğayı nasıl tahrip ettiklerini anlatmış. Bu kitapta toplam 19 öykü var. Herbiri birbirinden güzel öyküler. İyi okumalar dilerim.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Okurken arada içimin gittiği doğrudur...Bayılazaamm zannettim
Puan vermedi·376 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:50
İskender Pala yapmış yapacağını... Bizi 1577 yılının İstanbul’una, III. Murat dönemine götürürken aslında bugünün dünyasını, Ortadoğu’yu ve gözümüzün önünde dönen küresel tiyatroyu önümüze sermiş. Zaman değişiyor, mekan değişiyor ama insanın cehaleti ve kötülüğün ajandası hiç değişmiyor. Kitap, gökyüzünde beliren bir kuyruklu yıldızla vee onun getirdiği o tanıdık 'kıyamet geliyor" hissiyle başlıyor.Çünkü neden olmasın insanoglu sürekli kiyamet alameti bekliyoruz değil mi? Neyyse İşte tam bu noktada Pala, insanlığın en büyük zaafını, yani cehaleti masaya yatırıyor. Cehalet öyle bir bataklık ki, insanı her türlu hurafeye, her türlü manipülasyona açık hale getiriyor. Kitaptaki o sapkın, ezoterik "Azdahak" örgütü de tam olarak bu cehaletten besleniyor. İnsanları inançlarıyla, korkularıyla vuruyorlar.. Gelelim madalyonun diğer yüzüne ve kitabın asıl can alıcı alt metnine... Romandaki Azdahak örgütü, dünyayı kaosa sürükleyip güya "beklenen kurtarıcıyı" getirmek için kan döken, cinayet işleyen hamile kadın bebek kurban eden bir yapı. Bu size de bir yerlerden tanıdık geliyor mu?? İskender Pala, 16. yüzyılın dehlizlerinde dolaşırken aslında bugünün Siyonist ve Evanjelist zihniyetine muazzam bir ayna tutmuş. Dünyayı ateşe vererek, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirerek kendi sapkın kıyamet teorilerini (Armageddon* gerçekleştirmeye çalışan o modern "Azdahak"ları ne kadar da güzel deşifre etmiş! Dün İstanbul'u karıştırmaya çalışan o gizli el, bugün dünyanın dört bir yanında aynı kanlı senaryoyu oynuyor.. Romanın polisiye tarafı, Karabarut ve Emanet’in o gizemli macera dolu takibi kitaba harika bir akıcılık katmış ama benim asıl takdir ettiğim şey yazarın cesareti ve zekası oldu. Tarihi sadece geçmişi anlatmak için değil, bugünün kör gözlerine parmak sokmak için kullanmış. Helal olsun
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,621 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 59. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:54
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Snorri Sturluson “Nesir Edda Viking Mitolojisi” oldu. Viking evreninin doğuşuyla anlatım başlar. Tanrıların eski kadim, mitsel hikâyelerini ilk kısımlarda düzyazı şeklinde anlatılırken, sonraki bölümlerde manzum hikâyelere doğru bir üslupla ilerler. Skald yani hem bir edebî tür olarak manzumelerdir. Hem de okuyan ozanlara verilen addır. Eser İkinci bölümden sonra bu yöne kayar. Ortaçağ Avrupası ve İskandinav kültürü on üçüncü yüzyılda yazıya geçirilmiş, mitolojik öyküler Nesir Edda ile bilinmeye başlanmıştır. Odin, Thor, Loki, Freyr, Freyja gibi birçok tanrı ve tanrıçaların kısaca hikâyeleri anlatılır. Bildiğim efsanelerin de yer alması, ikinci kısımdan sonra tıpkı bir antoloji sözlüğü okurken buldum kendimi ve bu yüzden yorucu ve karmaşık bir anlatım yaşattı. #kitapalıntıları &“Ymir'in etinden, Dünya yaratıldı, Terinden de denizler; Kemiklerden kayalar, Saçlarından ağaçlar, Kafatasından gökyüzü, Ancak kaşlarından, O şen şakrak güçlerinden, İnsanoğlu için Miðgarðr yapıldı. Beyninden tüm melankolikliğiyle Bulutlar yaratıldı.” &“Gerçekten de anlamak ve kavramak için çok ağır bir yük olduğu doğru, size kısaca anlatmanın yolu dillerin, her insan topluluğu onu kendi adıyla anmak istemiştir, ona kendi dillerine iman etmişler, dualarını kendi dillerinde etmişlerdir. Ancak bazı durumlarda yolculuklarında yeni isimler edinmiştir ve bu durum efsanelerde kaydedilmiştir. Bu büyük olayların anlatıldığı efsaneleri anlamadığın müddetçe bilge bir adam olarak anılamazsın.” &Freyr AEsir'in en meşhuruydu; yağmuru ve güneşin parlamasını yönetirdi ve böylece de dünya nimetlerini; o yüzden ona bereketli mevsimler ve barış için dua edilirdi. Üstelik insanların refahını da yönetirdi. Ancak Freyja da tanrıçalar arasında en meşhuruydu; cennete
Edebiyat - Destanlar - Efsaneler - Mitolojiler
Viking MitolojisiSnorri Sturluson · Yeditepe Yayınevi · 2018213 okunma
Reklam
Reklam