Alevilik, en başından beri, yeni kurulan devletin belirli bir dinsel inanışın tarafı olması (Sünni İslam ve bu anlayışın kurumsal olarak temsil edildiği Diyanet İşleri Başkanlığı) nedeniyle sorunlu bir konu olagelmiştir ve bu özelliğini de devam ettirmektedir.
Farklılığa yönelik tahammülsüzlüğün nedenlerinden biri de, farklılıktan duyulan korkudur. Farklılık, hakkında "karar verilemez" bir unsur olduğunda korkular daha da belirginleşir ve güçlü biçimde duyumsanır.
Harris'in de dediği gibi, kendi hayatımıza değer verme yeteneğine sahip bir varlık (kişi) olmanın bir gereği olarak bizim gibi olmayanların hayatına değer vermemekle yaşama ahlaksal bir değer kazandırma şansını da yitiriveririz.
Ortodoks Sünni dinsel söylemin Aleviliği ele alış biçiminin, Sünni inananlar topluluğunun imgelem dünyasında, dinsel olarak "kusurlu'' "sapkın" ve toplumsal olarak "kirli" bir öteki formunun inşa edilmiş olması, sosyolojik açıdan da Alevi bedenini gözlemlenebilir kılmaktadır.