Geriye, bu kitabı anısına sunmaktan sevineceğim bir adam kalıyor:Salieri
Puşkin'in şu zavallı Salieri'si
Salieri, müziği bir kadavra gibi kesip biçti.
En korkuncu bu işte.
Bir kadavra gibi...
Donmuş, durmuş, devinimsiz ve cansız.
Üç Kuruşluk Opera filminin finali:"Und man siehet die im Lichte/Die im Dunkeln sieht man nicht!" ( Ve aydınlıkta olanlar görülür, karanlıkta kalanları kimse fark etmez). Sözcükleri anlamadım, hiç değilse pek çoğunu anlamadım ama ben her zaman kurnaz bir hayvanın içgüdüsüyle ses tonuna duyarlıyımdır. Bu sesleri de anlamadım. Bilincimin en derin köşesine sızıp sonsuza dek benliğimin bir parçası olarak kaldılar.
Dilsiz ya da konuşan gölgeler hiç çekinmeksizin içimdeki en gizli yerlere yönelirler. Kızgın maden kokusu, dalgalanan ve titreşen resim ve avcumun içindeki çevirme kolu, Malta sürgüsünün tıkırtısı.
Hırs, Serçe Hatun, hırs... Alevin odunu yiyip bitirdiği gibi insanı yiyip bitirir. Hırs, üç köşeli bir dikendir, cebine nasıl koyarsan koy, sana batar!