Marşa hep bir ağızdan eşlik ettik:
Türküz Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi
Türke durmak yaraşmaz,
Türk önde
Türk ileri...
YÜZ YILLAR YAŞA
BÜYÜK TÜRKİYE
CUMHURİYETİ!
"Vatanın kurtulması mı daha önemli, çocukların iyileşmesi mi, sen söyleyiver!" dedim.
"İkisi de önemli," dedi annem. "Nasıl ki vatansız çocuk olmazsa, çocuksuz da vatan olmaz. İkisi de önemli, ikisine de sevin, sevinmek parayla mı?"
İLBER ORTAYLI'dan mesaj var:
“Bu harb ne üç senelik İstiklal Harbi’dir; ne dört yıllık Birinci Dünya Savaşı’dır; ne de iki yıllık Balkan Savaşı’dır. Türkiye on yılı geçen bir süre harb etti. Babalar harpte ölüyor, anneler yokluk ve hastalığa dayanamıyordu. Sahipsiz çocuklara kim bakacaktı? Yüzlerce, binlerce çocuk öksüz ve yetim kaldı. Bunların sokaktan toplanması, himaye edilmesi, okutulup eğitim görmesi veya bir zanaat öğretilmesi için ilk yapılan iş; Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni kurmaktı. O günkü Türkiye’de bu çocukları ailelerin alması ve bakması imkânı geniş değildi. Cemiyet o görevi görüyordu. 1920’lerden beri çalışan bu kurumun adı sonraları Çocuk Esirgeme Kurumu oldu. Bugünkü Türkiye ve Türk halkı bu gibi çocukları almak ve yanında yetiştirmek konusunda yüksek bir hamiyet göstermektedir: Bu coşku ve eğilimi değerlendirmek gerekir. Günümüzde Türkiye artık merhametli insanların olduğu kalabalık bir topluluğa sahip onurlu bir millettir.”