Neye değer verirsek ona saygı duyarız.
İnsanın parasına değil, bilgisine, kültürüne, ahlakına değer verilmesi gerektiğini aşılayalım... Geriye bundan âlâ servet mi kalır?
Büyük Tekumse’nin (1768-1813) vasiyetnamesi de şöyle:
“Öyle yaşayın ki, ölüm korkusu yüreğinize asla girmesin. Kimseyi dininden ötürü taciz etmeyin, görüşlerine saygı gösterin, sizin görüşlerinize saygı göstermelerini talep edin. Yaşamı sevin, yaşamınızı mükemmelleştirin, çevrenizdeki her şeyi güzelleştirin. Ömrünüzün uzun olmasını ve halkınızın hizmetinde geçmesini sağlamaya çalışın. Ölüme gideceğiniz gün için soylu bir şarkı hazırlayın. Tenhada karşılaştığınız ya da yanınızdan geçen bir arkadaşınızı hatta yabancıyı her zaman bir kelime ya da işaretle selamlayın. Herkese saygı gösterin ama kimseye yaltaklanmayın, ayaklarına kapanmayın. Sabah kalktığınızda yedikleriniz ve yaşadığınız için şükredin. Şükretmek için bir neden bulamıyorsanız, kabahat sadece sizdedir. Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suistimal etmeyin, çünkü suistimal bilgiyi maskara eder, ruhun basiretini gaspeder. Ecel geldiğinde yüreği ölüm korkusuyla dolanlardan, ağlayıp sızlayanlardan, hayatları yeni baştan daha farklı yaşamak için biraz daha fazla zaman için dua edenlerden olmayın. Sagunuzu söyleyin ve sılasına dönen bir kahraman gibi ölün.”⁸³
"Konfüçyüs bir arkadaşına der ki, 'Senin bir yumurtan var, benim bir yumurtan var. Sen yumurtanı bana versen, ben de yumurtamı sana versem, yine senin bir, benim bir yumurtam olur. Ama senin bir bilgin var, benim bir bilgim var, sen bilgini bana anlatsan, benim bilgimle birlikte iki bilgim olur. Ben de sana anlatsam aynı şekilde senin de iki bilgin olur.'"
Yani verilen bilgi geri alınmaz. Bilgi paylaştıkça çoğalır, bilgi zenginliktir.
Kültürümüze sahip çıkmak tarihimize dair belleği korumak her anlamda önemli... Ve öteki kültürlerden haberdar olmak da. Çünkü öteki keşiftir, keşif zenginliktir ve insanın kendi bilincinin ötesine geçmesidir.
İnsan gömdüğü şeyin gömüldüğü bu çok derin yerden asla çıkamayacağını, orada çürüyüp yok olacağını sanıyor. Ama öyle olmuyor, aksine gömülen şey katılaşıyor, zonklayan bir ağrı haline geliyor ve katılaşan bu kitle bir de üstüne enfekte oluyor, insanın bilincine de belleğine de irin gibi, ince ince sızıyor.
Zehirliyor.