Olgunluk ve acılarla doğmak zorunda bırakılan çocukların hikayesi. Kelimeler arasında sahneleri tahayyül etmeniz kitap sonunda okudum mu, izledim mi diye sorgulatır insanı.
"Dikenlikler Prensi" roman türünde okuduğum ilk grimdark eser oldu ancak türü çekici kılan ahlaki gri alanları,karakter dilemmallarını, yozlaşmış dünyanın ikilemlerini bu eserde bulamadım. Yazar bunu okuyucuyu şoke etmek için salt vahşeti kullanarak vermeye çalışmış ve bu da çiğ durmuş. İnsanı arada bırakan saf bir kötü veya saf iyi olmayan kompleks karakterler yerine; ana karakterimiz Domestos mikrobu gibi "Ben kötüyüm bakın çocuk halimle masum köylüyü r*pe edip yağmalayıp evlerini yakarak öldürdüm ehehehehe" diyerek dolaşan, saf kötü, dandik ve pislik bir edgelord.
Ancak en azından yazar bu kötülüğü fena olmayan bir temele oturmuş. 9 yaşındaki Jorg, seyehat ederken pusuya uğruyor. Prensimizi bulamasınlar diye yakın bir çalılığın içine atıldıktan sonra annesinin tecavüze uğrayıp kardeşiyle birlikte katledilişini saklandığı ve saplandığı zehirli dikenlerin arasından izlemek zorunda kalıyor. Günlerce yoğun zehre maruz kalıp bir de yanlış tedavi sonucu 9 hafta boyunca ateşli krizlere girip aklını yitirmesi yetmezmiş gibi; sonrasında da bir büyücünün zihin manipülasyonuna uğraması ve en son finale yakın öldürdüğü nekromanser cadının kalbini yemesi... Tamam karakter kötü ama bir sebebi var diyorsun da eh.
Babasının kan parası alıp intikamdan vazgeçmesiyle daha da bilenen Jorg, zindandaki haydutları salarak onlarla birlikte hisardan kaçıyor. Ve hisarda yaşayan tecrübesiz burjuva prensimiz, lanetlenip aklını yitirdi diye anında insan müsveddesi dolu haydut grubuna ve raconlarına uyum sağlıyor.
Yıllar sonra geri döndüğünde babası krallığın birinci veliahtını ilk oğlunu ortadan kaldırmak için Jorg'u intihar görevine gönderiyor. Gelleth'i ele geçirmek. Elindeki kitaptan (Nasıl bir kitapsa bu) Gelleth'in bütün altyapısını öğrendi, halkın gösterdiği rahatsızlıklardan
Jane bacım yine döktürmüş.kalemine kurban.bide bizden rica etmiş napalım artık konuşmayalım da taşa dönelim.josh ve meave’in bizi geri gerim geren kaplumbağa hızında ilerleyen ilişkisinden bahsetmeyelim o halde.ama cinayet çok iyi kurgulanmış.otel odasında içeriye giren çıkan olmadığı halde bir ceset bulunur.başta intihar gibi düşünülsede kısa sürede cinayet olduğu anlaşılır. kurban odaya girdiğinde kamera kayıtlarına göre onu son canlı gören kişide cesedi bulan kişide masumdur.o halde katil kim olabilir?
Gizli OdaJane Casey · Olimpos Yayınları · 202628 okunma
“Vialand’a gelmişken herkes hangi oyuncağa bineceğini heyecanı ile geç kaldık işte şu bu oyuncaklara binemeyeceğiz , eğer binemezsek sorunu sizsiniz sizin yüzünüzden olacak diyen ergen liselinin kurnaz gülümsemeli bakışlarını görmüşken, hiç de oyuncaklar için heyecan duymayan, tek başına yaşamaya alışkın tavırlarla, bir tek kendisinin oyuncaklara binerek anksiyete yaşamayacak isteyececeğinden emin gibi sormuştu ama bir kaç şüpheli cevaplara rağmen bir tek o kalmıştı. Vialand Avmye çıkarken -tek başına gezmeyi becerebildiği için olacak hep hızlı hareket etmişti de geriye doğru saydı 5-6 adet 15-20 basamaklı toplamda yaklaşık 120 basamak kadar çıkacağını hesap etti , merdivenler bittiğinde nefes nefese kaldığını gördü, yaşına göre iyi çıktığını ana yine de zorlandığını anladığında yukarı bulutlara baktı ve çoğu yaşadığını şekilde derealizsyon ve deparsonalizsyon karışımı, sigaradan mı yoksa şekeri mi düştü derken kendini D&R mağazasında buldu. Ne de olsa güzel geçecek bir kitap ve Starbucksta americano ile kitap okuma heyecanıyla Thomas Bernhard kitabı bulmaya koyuldu da yani kendisi bulmalı derken yine yorgunluk, ben neredeyim bu kalabalıklar derken panik atak , şeker düşmesi karışımı ayakta zar zor duruyordu , bak yine aynısı oluyor diyerek D&R çalışanı kıza Thomas Bernhard kitabı var mı diye soracaktı ki telaffuz edemeyeceğini umarak google’a yazdı ve gösterdi, bu yazarın kitaplar var mıydı, kız bilgisayardan baktı ve hiç bir kitabı kalmamış deyince çaktırmadan tamam sağol derken kız gittikten sonra bilgisayara kendisi baktı da anlamlandıramadı, isimler vardı ama olsaydı kitaplar herhalde yeşil okey işareti de olur derken kadınların duygusal tepkileri aklına geldi ve güvenmediğini düşündü , kızsa başından savdı gerçekten bakmadıydı. Neyse bulamadım bari starbucksa
Yeşaya GeldiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 1989904 okunma
2026 - 28. Kitap
Kitabın Adı: Arkadaşlar İçin İntihar Vakti
Yazarı : Küçük İskender
Yayınevi: Can Yayınları
Türü : Derleme
Basım Yılı : Kasım 2017
Sayfa Sayısı: 46 Sayfa
Düşünceler : Bu dünyadan bir Derman İskender Över namıdiğer Küçük İskender geçti. 3 Temmuz 2019 tarihinde aramızdan ayrıldığında sadece 55 yaşında idi. Öldüğünde ünü kısa yaşamından çok daha uzaklara gitmişti. Amerika'da dahi şiir okumalarına katılan ,şiirler okuyan yazar pek çokta ödül kazanmıştır.
Küçük İskender edebiyatın ve sanatın pek dalında emek vermiş ,eserler meydana getirmiştir. Şiir,roman,deneme gibi pek çok türde yazan sempozyumlara katılan ,şiir dinletileri veren Küçük İskender Ağır Roman ve O Şimdi Asker filmlerinde de yan rollerde oyunculuk yapmıştır.
Küçük İskender'in adını çok duymama rağmen hiç eserini okumamıştım. Yazarın çeşitli eserlerinden kendisinin seçtiği derleme türünde olan bu kitapta denemeler ,öyküler şiirler bulunmaktadır.
Kendine özgü protest bir tarzı var Küçük İskender'in. Kara mizaha ve sert ögelere de başvuruyor özgün ama ağır metinler ortaya çıkıyor. Ölüm ve jan temalarına sık sık yer veren yazarın öykülerinde vurgulu sonlar öne çıkıyor.
Peki beğendim mi ? Yani önüme çıksa okurum her şekilde ama illa önüme çıksın diye de çabalamam yani. Yine de farklı bir tarz arayanlar okuyabilir diye düşünüyorum
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar.
Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer.
Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,370 okunma