Ne ihanet sarısı ne intikam siyahıyız. Bizim gibisini nah bulursunuz. Kapalısıyız.
Çölün üşüttüğü, karın yaktığı..
Karın yağdığını görünce Kar tutan toprağı anlayacaksın Toprakta bir karış karı görünce Kar içinde yanan karı anlayacaksın Allah kar gibi gökten yağınca Karlar sıcak sıcak saçlarına değince Başını önüne eğince Benim bu şiirimi anlayacaksın...🌾🏔️ Bu adam o adam gelip gider Senin ellerinde rüyam gelip geçer Her affın içinde bir intikam gelir gider Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi Öyle kar yağdı ki elim üşüdü Ruhum seni düşününce ışıdı Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın..🌾🏔️ Sezai Karakoç
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç Nolan - Murat İsfan Korkmaz
Kitabımızın gazeteci bir kişi Jason ile röportaj yapmak isteğiyle başlar aslında ilk kabul etmez ama Oliva adını duyunca ve olanları anlatınca kabul eder.Kareterimiz Jason ailenin tek çocuğu. Babası antrenörlük yaptığı zaman spor uygun olmaya bir çocuğun çıkardığı maçta bünyesi dayanamaz ölür ve çıkardığı çocuğun babası Mateo onu uyarmasına rahmen dinlemediği için intikam almak ister. Mateo bir anlaşma yapar. Bu da Jason hayata kalmasıydı. Devlet korumasında yetiştirme yurduna götürülür. Martin ile tanışır ve bir süre sonra evlatlık olarak alır. Annesi Gina babası Martin ve birde kızkardeşi Oliva olur . Oliva özel bir çocuktur ve Jason çok güzel anlaşırlar tıpkı kardeş gibi seviyor ve ona abilik yapıyor .
Ateş Böceğinin Işığı / Hayat Öyküsü Yüksel Karahan Bir yılan, ateş böceğinin peşine düşmüştü ve onu tam yutmak üzereyken, ateş böceği “Dur” dedi, “Sana bir şey sorabilir miyim?” Yılan: “Aslında kurbanlarıma söz hakkı vermem ama sana izin vereceğim.” dedi. Ateş böceği sordu: “Sana bir şey yaptım mı?” Yılan: “Hayır.” Ateş böceği: “Senin besin zincirine dahil miyim?” Yılan: “Hayır.” Ateş böceği: “O halde niçin beni yemek istiyorsun?” Ve yılan asıl derdini söyledi: “Çünkü ışığını görmeye dayanamıyorum…” … İnsan bunu anlayamaz; bazen kimseye zararı yoktur, hatta her türlü iyiliği de yapmıştır, fakat birilerinden yine de darbe yer… Peki neden!? Bunun sebebi, sizde olan ışığın onlarda olmamasıdır. Gayret edip kendi ışıklarını kazanmak yerine, sizin ışığınızı söndürmeye çalışırlar. Bu daha kolaydır çünkü.
Hırslı ve intikamcı olun arkadaşlar ezilip büzüldüğünüzde hayat size adil davranmıyor.
Sosyal medyayı etkin olarak kullanıp hemen her gün gündeme dair paylaşımlar yapan arkadaşların önemli bir bölümü; ** DEMli teröristlerin hemen her gün yaptıkları küstahlıklara, ** “Çözüm süreci” başlığı altındaki rezilliklere, ** Anayasa ve kanunlar hiçe sayılarak yapılan gösteri, yürüyüş, propaganda ve mitinglere ve bunlara izin verilmesine, göz yumulmasına, seyirci kalınmasına, ** Devlet düşmanı, asker, polis, bebek, öğretmen katili APO’ya övgüler dizilmesine, ona “kurtarıcı akil adam” gözüyle bakılmasına ve ona özgürlük talep edilmesine, ** On binlerce şehit yakını ve gazimizin böylesi incitilmesine, ** Ve son 1,5 yıldır yaşadığımız nice kepazeliğe dair tek kelime etmiyorlar her nedense. Yuh olsun size! Sorsan: “Efendim ben siyasete girmiyorum” diyeceklerdir. Yahu bunun neresi siyaset! Mesele vatan, bölünmez bütünlük, bayrak, Türk milleti! Kurtuluş savaşı yıllarında yaşasaydınız ve sosyal medya olsaydı, düşman Çanakkale’ye, Polatlı’ya dayandığında: “Efendim ben siyaset yapmıyorum, ilgilenmiyorum, bana ne” mi diyecektiniz?. Yoksa sizler de rahatsız oluyorsunuz da “yahu şimdi bizim partiye muhalefet olmaz!” diye mi susuyorsunuz? Bu yüzden emniyetli şeritte devam etmeyi mi yeğliyorsunuz? Eğer öyleyse 2 defa yuh olsun size!