İntihara on kala.
"Tüm vefasızlıklara rağmen benden bir kötülük görmemek kahredecek sIzI."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“İntikamda ve aşkta kadın, erkekten daha vahşidir.” Friedrich Nietzsche
ALİYA BUGÜN İSLAM DÜNYASINA VE TÜRKİYE’YE NE SÖYLER
Bugün Müslüman çoğunluklu ülkelerin hali, Aliya İzzetbegoviç’in ömrü boyunca uyardığı krizin en acı doğrulamasıdır. O, Müslüman dünyanın çöküşünü askeri yenilgilerde değil, ahlaki dağılmada görür. “Müslüman toplumlar dışarıdan değil, içeriden çürümektedir.” Bu çürümenin en görünür biçimi, özgürlük korkusu ve ahlaki cesaret eksikliğidir. Müslüman toplumların çoğu güçlü bir inanca sahiptir, ancak o inanç çoğu kez özgürlükten korkan bir zihniyete dönüşmüştür. “İnanç güçlü, ama düşünce zayıf; duygular yoğun, ama fikirler yüzeyseldir.” Oysa bir toplumun yeniden doğuşu, ne siyasal sistem değişikliğiyle ne de kalkınma hamlesiyle mümkündür; bu, özgürlükle ahlakın, vicdanla aklın yeniden birleşmesiyle gerçekleşebilir. Bugün İslam dünyasının en zayıf halkası, özgür bireydir. İtaatkar kalabalıklar çoktur, ama sorumlu şahsiyetler azdır. Aliya’ya göre özgür birey, Allah’ın halifesi olarak “seçen ve sorumluluk taşıyan insan”dır. İnsan kendi vicdanı olmadan Allah’a da sadık kalamaz. Bu bilinç kaybolduğunda, din bir kimlik göstergesine, dindarlık ise bir aidiyet biçimine dönüşür. Aliya, bu krizin kaynağını şöyle özetler: “Din, ahlakın alternatifi değil, kaynağıdır.” Asıl mesele imansızlık değil, imanın içinin boşalmasıdır. Dinin ruhu kaybolmuş, şekli ve gösterişi kalmıştır; ibadetler sürmekte, ama o ibadetlerin doğurması gereken ahlaki derinlik kaybolmuştur. Bu nedenle Aliya, çözümü “dinin vicdanla yeniden buluşması” olarak tanımlar. Dindarlık görünürlükle değil, değer üretme kudretiyle ölçülür. Bir din ahlak doğurmuyorsa, artık inanç değil, kimliktir. Bugün Müslüman dünyası, otoriter rejimler ve kimlik savaşları arasında sıkışmıştır. Devletler büyüdükçe insan küçülmekte; din konuşuldukça ahlak susmaktadır. Bu yüzden güçlü şahsiyetler, özgür bireyler
Alıntı
“KİN DEĞİL ADALET”: BİR VİCDAN SİYASETİ
Aliya İzzetbegoviç’in adalet anlayışının en parlak sınavı, savaşın en karanlık günlerinde verilmiştir. O, adaleti soyut bir ilke olarak değil, ahlaki bir duruş olarak yaşadı. Bosna yanarken, şehirler kuşatma altındayken, o her konuşmasında aynı cümleyi tekrarladı: “Bizim mücadelemiz intikam için değil, adalet içindir.” Bu söz, savaşın mantığına meydan okuyan bir vicdan beyanıdır. Yani düşman zulmediyor diye zulmü meşrulaştıramazsın. Dünyada çok az lider, halkı katledilirken düşmanına bile adaletle yaklaşmayı savunmuştur. Aliya, bunu yalnızca bir strateji değil, imanının gereği olarak dile getirdi, tıpkı örnek aldığı Peygamber Efendimiz gibi. “Savunmasız insanlara zulmetmeyin. İnsanların korkmadığı bir ordu, asıl o zaman muzaffer olur.” Aliya, düşmanını şeytanlaştırmayı reddetti. Adalet, onun için yalnız dostun hakkını korumak değil, düşmanın hakkını da çiğnememektir. “Her sosyal düzenin hukukiliğinin mihenk taşı, azınlıklara ve muhaliflere karşı takındığı tutumdur.” Savaş boyunca Batı’nın ikiyüzlü sessizliğine rağmen bu ilkesinden vazgeçmedi. İntikam çağrılarına karşı hep aynı cevabı verdi: “Biz onların yaptığını yapmayacağız. Onlar bizim öğretmenimiz değil.” Çünkü biliyordu ki intikam, hem mağduru hem zalimi aynı düzeye indirir. Zira gerçek adalet, mağduriyetin kutsallaşmasına değil, insanın onuruna dayanır. Savaşın ortasında bile “camiden ezan, kiliseden çan sesi duyulacak bir Bosna” hayalini koruması, bu medeniyet anlayışının sembolüdür. “Bosna sadece bir toprak parçası değil, bir fikirdir.” Bu fikir, birlikte yaşama ahlakını savunuyordu. Dayton Anlaşması’nı imzalarken bile, yüzündeki ifade ne zaferin ne yenilginin ifadesiydi. “Barışın bedeli adaletin ertelenmesidir; ama kinle yaşamak insanlığın sonudur.” Bu söz, siyasal pragmatizmin değil, ahlaki
Alıntı
Benim kadınım.. beni doğuran kadın...
Bir kadın var beni ceza evlerine kadar yatıran . Görmemi sağlayan, kullanıp atık sahasına bırakacağım ve amacıma uygun yaşayan bir kadın.. Sanırım KİN duygularımı daha fazla beslemek için bir sebebim yok . İntikam TANRImın işidir ..