Büyüdüğüm eve gelemiyorsam o zaman neden bu kasabadayım? Bir tür intikam mı bu? Kasabanın en sefil çocuğu iken şimdi kasabanın anahtarını bana teslim ettiler. Herkes dilenmek için kapımı çalıyor.
Bana burs değil harçlık bile vermeyen koca koca esnaflar şimdi kıyam ediyor. Biraz önce mobilyacıyı kapıdan çevirdim. Rahmi miydi adı? Hatırlamayacağım kadar gereksiz. İstesem bir daha çeviririm, on defa da. Bu muydu bütün mesele? İntikam mıydı? Onun için mi kocaman bir kariyeri bırakıp geldim? Annesinin isteği açıkça buydu. Hepiniz oğlumun eline bakacaksınız, ben de bunu göreceğim. Lakin göremedi, göremedi zavallı. Oğlu görüyordu, peki tatmin oluyor muydu? Bunun cevabını veremezdi. Eksik bir şeyler vardı. Eksik olan neydi? Çocukluğuna sahip çıkamıyordu.
Doğduğu, büyüdüğü evi görmezden geliyor, hatta gömmek istiyordu. Anahtarı bulup eve girse çocukluluğuyla barışabilir miydi? Korktuğu, yüzleşmek istemediği neydi? Annesi miydi yoksa bir babaya sahip olamamanın eksikliği mi? Eksiklik, hissettiği en belirgin duyguydu. Ama neyin eksikliği? Annenin mi, babanın mı yoksa yitirilmiş çocukluğun mu? İçeri girse bulabilir miydi bu eksiliği?
"Savaş niye çıkmıştı?"
"Bakayım listeyi hatırlayabilecek miyim?" Parmaklarıyla saydı. "İntikam. Şehvet. Boş gurur. Açgözlülük. Güç. Ne unuttum? Ah, evet, gösteriş budalalığı ve alınganlık."
"Tanrılar arasında sıradan bir gün gibi geliyor kulağa," dedim.
"Tek tek saymayacağım ama senin için de kendimden çok ödün verdim Farah. Bu bile konu sen olunca kendimden ne kadar çok ödün verdiğimin bir kanıtı. Anlatmaya çalıştığım şey benim hayatım da hep birilerini düşünmekle geçti.”
"Daha on yaşında bir çocukken bir bebeğin sorumluluğunu aldım, ben ne bilirim kendim için yaşamayı? Peki, pişman mıyım?"
"Hayır,"
"Geriye dönme şansım olsaydı sevdiklerim için yine kendimi geri plana atardım, sevgi budur."
"Sen neden sadece Farah' sevdiğimi anlamak istemiyorsun?"
"Leyla ben karım olmadan nefes bile alamıyorum."
"O kız olmadan ölüyorum lan! Sesi, kokusu, gülüşü ve onunla ilgili her şeyi çok özlüyorum."
"İyi bak bana, bak ve söyle, daha önce beni bu hâlde hiç gördün mü?"
Cehennemin, mutsuz insanların kafalarında tüm mutlu insanları cezalandırabilsinler diye uydurdukları bir intikam fantezisi olması daha akla yakın geliyor.