"varoluşumuzu biteviye akıp giden, göz açıp kapayıncaya kadar kayboluveren şimdiden başka destekleyecek bir dayanak yoktur. dolayısıyla esas itibariyle, her daim peşinde koşup durduğumuz dinginliği hiçbir zaman bulma ihtimaline sahip olmaksızın sürekli devinim biçimine bürünmesi gerekir hayatımızın: tıpkı bir tepeden aşağıya koşan adam gibi, eğer durmaya çalışırsa kaçınılmaz olarak düşecektir; ve ancak sürekli koşması halinde ayaklarının üzerinde durabilecektir. yahut bir parmağın ucunda dengede duran çubuk ya da yörüngesinde hızla ilerlemezse güneşi tarafından yutulacak olan bir gezegen gibi. devingenlik varoluşun temel ayırt edici özelliğidir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
zaman şeylerin beyhudeliğinin, sayesinde gelip geçicilik olarak göründüğü biçimdir, çünkü onun sayesinde bütün keyiflerimiz ve zevklerimiz boşa çıkar ve ardından hayretle sorarız onlardan arta kalan şimdi nerede diye. bu yüzden bu beyhudeliğin kendisi zamanın yegane nesnel unsurudur ve dolayısıyla onun dışavurumudur.
mutluluk her zaman gelecekte, değilse geçmiştedir ve içinde bulunulan an, rüzgarın güneşli bir vadinin üzerinde sürüklediği küçük kara bir buluta benzetilebilir; bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman bir gölge düşürür. bundan dolayı içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri döndürülemezdir.
"içimde tek bir istek var, tüm varlığım, tüm yetilerim bu isteği gerçekleştirmek için çırpınıyor; o kadar uzun zamandır o kadar yılmadan bu isteğime kavuşma özlemi içindeyim ki, hiç kuşkum yok, bu olacaktır, hem de çok geçmeden; çünkü bu istek artık tüm varlığımı kemirip tüketti. bu umutla tükenip bittim artık. içimi dökmek beni rahatlatmadı. yalnız şu var ki, başka türlü anlaşılamayacak bazı davranışlarımı anlamanızda bu sözlerimin yararı olabilir. of tanrım! ne uzun bir savaş bu, bitsin artık!"
"benim sarayımı yıkıp yerle bir ettikten sonra, şimdi de onun yerine bir baraka kurmaya ve bunu, bana bir yuva diye vererek iç rahatlığıyla bu el açıklığına hayran olmaya kalkma."