Agah Mena

Agah Mena
@invalidsyntax
Aşığa Serzeniş
"Gidiyorum, hemen gidiyorum!" dedim. "Elimin kapı tokma- ğında olduğunu görmüyor musunuz? Hoşça kalın, hoşça kalın! Size iki kere hoşça kalın dedikten, gitmeye kesin karar verdikten sonra, bari birşey söyleyin bana. Sizden tekrar görüşmemizi bile rica etmi- yorum, çünkü bu, size azap vermek olur; ama söyleyin bana: Beni neden rahat bırakmıyorsunuz? Ben, size ne yaptım? Ben, size en- gel olmuyorum, değil mi? Artık beni hiç tanımıyormuşsunuz gibi neye birdenbire yüz çevirdiniz benden? Siz şimdi beni eskisinden de beter ettiniz. Hiçbir şey bırakmadınız bende. Fakat Allahım, ben yine de deli değilim. Çok iyi biliyorsunuz, biraz düşünürseniz, şu anda hasta değilim ben. Gelin, elinizi verin bana! Ya da izin ve- rin de ben, sizin yanınıza geleyim! Olur mu? Size bir kötülük yap- mam, yalnız bir an önünüzde diz çökeyim, önünüzde yere diz çöke- yim, yalnız bir an olur mu? Hayır, hayır, vazgeçtim, çönkfi görüvo- rum, korkuyorsunuz, hayır, gelmem, işitiyor musunuz? Allahım, ne- den böyle korkuyorsunuz? Yerimden bile kımıldamıyorum ki! Şura- cıkta, halının üzerinde bir dakika diz çökmek isterdim, şuracıkta, ayaklarınızın dibinde, şu kırmızı kısım üzerinde. Fakat korktmmz, bunu hemen gözlerinizden anladım, onun için sessizce duruyorum. Rica ettim, ama bir adım bile atmadım, değil mi? Şimdiki gibi kı- mıldamadan durdum, önünüzde diz çökmek istediğim yeri, halıdaki kırmızı gülü gösterirken de kımıldamadım. Parmağımla bile göster- medim, işaret bile etmedim, sırf sizi korkutmamak için; sadece ba- şımı uzatıp baktım şöyle. Siz pekâlâ anladınız, hangi gülü göster- mek istediğimi; ama orada diz çökmeme izin vermediniz, benden korkuyorsunuz, bana yakın olmaya cesaretiniz yok. Bana deli deme- ye vicdanınız nasıl razı oldu, anlamıyorum. Değil mi, buna artık siz de inanmıyorsunuz, değil mi?
Sayfa 128 - Varlık·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Tanrı'ya Serzeniş
"Sana söylüyorum, ey gök- yüzündeki kutsal Baal; sen yoksun, olsan sana öylesine lânet eder- dim ki, göklerin cehennem ateşleriyle sarsılırdı. Sana söylüyorum; kulluğumu gösterdim. Sana, reddettin, kovdun beni, ben de sana ebediyen sırt çeviriyorum, çünkü sen, bağış saatini yadsıdın. Sana söylüyorum, biliyorum öleceğim, yine de alay ediyorum. Seninle, burnumun ucunda ölüm, alay ediyorum, ey gökteki! Apis! Sen be- nim üzerimde gücünü gösterdin, ama bilmiyorsun ki, felaketten yıl- mam ben; bunu bilmen gerekmez miydi? Kalbimi uykularda mı ya- rattın? Sana söylüyorum; bütün varlığım, içindeki her damla kan, Seni hiçe saydığından, bağışlayıcı yardımına tükürdüğünden ötürü mutludur. Bu saatten öteye ben, Senin bütün eserlerinden, bütün Senden el-etek çekiyorum: bir daha Seni düşünecek olurlarsa, bü- tün düşüncelerime lânetler ediyorum; bir daha Senin adını anarlar- sa, dudaklarımı koparıp atmak, görevim. Gerçekten varsan, Sana ömrümde ve ölümümde son sözümü söylüyorum: Hoşça kal! Sonra da susuyor, Senden yüz çeviriyor, alıp başımı gidiyorum..."
Sayfa 115 - Varlık Yay·Kitabı okudu
Dipsiz Kuyu
Ama bırakın şimdi derdi merdi, karnımı doyurayım, daha aşağılık bir şey yok bu köpek karından, yüreğimiz yas ve üzüntüyle dolu olunca bile buyurur bize, hatırlatır durur boyuna kendini. Bakmaz sızlamasına yüreğimin, buyruklar verir, haydi ye iç, der, bütün dertlerimi unutup doyurmam gerekir onu, bütün çektiklerimi unutturur bana, yalnız beni doyur, der, doyur beni.
Sayfa 120 - iş bankası, odysseus·Kitabı okudu
Alıntı
Öylesine sarmaş dolaş
Düşündü taşındı, en iyisi sığınmaktı şu ırmağın yamacındaki ormana. Tırmandı vardı bir çalılığın dibine, iki zeytin ağacı vardı orada, fışkırıyordu ikisi de bir kökten, biri yabaniydi, biri aşılı, öyle girmişti ki birbiri içine bu iki ağaç, ne esen yelin ıslak gücü geçerdi, ne de yağmur sızardı diplerine, öylesine sımsıkıydı yapraklar, öylesine sarmaş dolaş.
Sayfa 99 - Odysseus·Kitabı okudu
Alıntı
memelik
Böyle dedi, çözdü göğsünden nakışlı memeliğini, alacalı bulacalı bir kurdeleydi bu, alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi, sevgi onun içindeydi, istek onun içinde, cilveleşme, şakalaşma onun içinde, en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde.
Alıntı
Reklam