Kendimizi insan ırkının her üyesinin emeğine sahip çıkıldığı ve değerinin tam olarak bilindiği, herkesin maddi ve manevi ihtiyaçlarının tamamen karşılandığı ve böylece dünya medeniyetinin çok daha kusursuz olduğu ideal bir toplum inşa etmeye adadık.
Ama dünyamız hâla kusurlu; kin, nefret, önyargı ve savaşlar var. Üretim güçleri ve ilişkileri arasındaki çatışmalar nedeniyle, varlık dağılımında adalet yok, insanlığın büyük bölümü yoksulluk ve sefalet içinde yaşıyor.
Komün, işte budur: toplumsal kurtuluşun, yani, emeğin, işçiler tarafından yaratılan ya da doğanın armağanları olan emek araçları üzerinde tekel kuranların gaspçılığından (köleciliğinden) kurtarılmasının siyasal biçimi. Nasıl ki, devlet mekanizması ve parlamentarizm, egemen sınıfların gerçek yaşamı değil, sadece egemenliklerinin örgütlü genel organları, şeylerin eski düzeninin siyasal güvenceleri, biçimleri ve ifadeleriyse, Komün de, işçi sınıfının toplumsal hareketi ve dolaysız genel bir yenilenme hareketi değil, insanlığın örgütlü eylem aracıdır.
"Cumhuriyet, 4 Eylül'den bu yana ilk kez, düşmanlarının hükümetinden kurtulmuş durumda ... kentte, yurttaşlara karşı hükümeti savunan bir sürekli ordu yerine, iktidara (hükümete) karşı yurttaşları koruyan bir ulusal milis." (Merkez Komitesinin 22 Mart tarihli duyurusu.)