Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamisti. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir seydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu.
Haritasiz ve dumensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek , hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
İçimde var olanı ben herkesten iyi bilirim . Başarıya ulaşacağımı biliyorum. Kimse beni tutamaz. Şiirlere, hikayelere ve makalelere dökerek söylemek istediklerimle yanıyor içim . Senden buna inanmanın istemiyorum. Bana da ,yazdıklarıma da inanmani beklemiyorum. Senden istediğim tek şey beni sevmen ve aşkımıza inanman.