Cuma günü kitaplığımın önünde kafamda büyük boy soru işaretleriyle 'Hafta sonu ne okusam acaba?' diye takılıyordum. Sonra dikkatimi bu kitap çekti ve reading slump'ın verdiği karamsarlığa yenik düşmemek için üstünde fazla düşünmeden hızlıca kitaba başladım. Açıkçası içten içe de kitabın çok karmaşık, abartılı, fazla fazla anlatımlı olacağından korkuyordum. Ama meğerse ne çok yanılmışım. Bir kere Lucy ve Christopher'ı okumak çok çokk güzel ve benim için çok değerliydi! Sonra anlatım o kadaaar akıcıydı kii su gibi böyle sayfalar akıp gidiyor. Hatta bir ara ben bile elimdeki sayfalara şaşırdım ve 'Nasıl yaaa!?' oldum. Sonra Jack ve Hugo etkenleri var ki ikisinin muziplik başlığı altında sakladıkları ince, güzel düşüncelere eridim, bittim, düştüm, yıkıldım. İlk sayfasından itibaren çok sakin, duygusal, muzip, basit ve iyi yürekli yazılmış. Sizi saçma sapan yerlere çekmiyor. Belli bir amaç doğrultusunda ilerliyorsunuz. Sadece ortalarda dedim ki 'Bir şey istiyorum, bir patlama, bir bomba, bir pırıltı. Kitabın enerjisini yükseltecek herhangi bir şey!' Sonra o sonu okudum ve.. göz yaşlarım teker teker düştü. Sadece o çocuğun ağzından çıkacak o tek kelime bile beni ağlatmaya, kitaba 10 vermeme yetti. Çok güzeldi ve yazar onları mutlu bir sona kavuşturduğu için çok çok mutluyum. Anneler gününde de Lucy gibi bir karakteri okumak gerçekten çok anlamlı, güzel bir tesadüf oldu. Herkese bu tatlı ve çokça anlamlı kitabı okumayı tavsiye ederim. Çokça sevgilerim ve güzel dileklerimle, keyifli okumalar dilerim.
Bence kitabın %100 uyumlu müziği: Finale-Danny Elfman (Tabikii Willy Wonka♡)
"Her zaman hatırla ki gerçekleşen tek dilek, kimse duymuyor gibi gelse de dilemeye devam eden cesur çocukların dilekleridir, çünkü bir yerlerde onları duyan biri daima vardır."
Sayfa 85 - Artemis Yayınları, Jack Masterson·Kitabı okudu
Nereden başlamalıyım bilmiyorum.. Her atışında İke için yanan kalbimden mi? Her karakter için neşeyle uçuşan midemdeki kelebeklerden mi? Yoksa dinmeyen göz yaşımdan mı? Bilmiyorum.. Uzun bir süredir kitap okumuyordum ve size ne kadar çok okumalarıma geri dönmek istediğimi anlatamam. Her şey tamam olunca, kitabımı aldım ve bir müzik açıp okumaya başladım. (Lanet olsun bu kitaba daaa, bu karakterlere dee demek istiyorum amaaa demeyeceğim) Kitap çok güzeldi. Kitap okurken ağlarım ama bu kadar çok, hıçkıra hıçkıra ağladığım sanırım sadece 2 kitap daha oldu. Bunun sebebi de beni kalbimden, en içimden vurmuş olması. İke beni fena yaraladın dostum.. Kitapta ciddi bir aşk üçgeni var ama her zamankilerden biraz farklı, aynı kitabımız ve karakterlerimiz gibi. Yazar sizin elinize değişik, fantastik ve romantik bir kurgu verirken zihninizi ve kalbinizi içten, gizli gizli oyuyor. Canım acıdı şahsen. Tüm karakterleri, HER BİR TANESİNİ!! çok sevdim. İyiliklerini ve sımsıcak yüreklerini yanı başımda hissettim. Çok akıcıydı ve mutlu bir sonla da bitti. Ama ama bunu söylemeden bitiremeyeceğim, benim içim hâlâ yanıyor ya. Ben sanırım tarafımı çok rahat belli ettim. Ya ben sanırım yapamazdım yaa.. Yani bilmiyorum, o kadaaar tuhaf kii yaşanan şey sanırım insan yaşamadan cevabı bilemez. Ama yanan ve hâlâ düşündükçe dolan gözlerim bana benim cevabımı söylüyor sanki (hele bir sahnede ağağağağağa diye gittim :*)) ve o lanet sahneyi sanırım asla unutamayacağım.) Ehh bu şekilde daha fazla uzatmayacağım. Klişe biliyorum ama sevdiklerimizin yaşarken değerini bilelim ve onlara bol bol güzel, sevgi dolu sözcükler söyleyelim. Onlar uzaktayken bu kadar kolay olmuyor çünkü. Çokça sevgilerim ve saygılarımla, keyifli okumalar dilerim.