Duygusal anlamda ihmal edilmiş bir ebeveynle büyüdüyseniz,muhtemelen bir yetişkin olarak kendi zevk ve eğlencelerinize çok az değer verirsiniz. Bunu değiştirebilmek için sadece bir
seçenek vardır ve bu seçenek de tabii ki kendinize öncelik vermenizdir.
Karşı taraf sizinle aynı fikirde olsun ya da olmasın
kendi cevabınızı paylaşabiliyorsanız, o zaman kendinize öncelik verme konusunda önemli bir adım atmışsınız demektir.
Daha iyi hissetmek ve bazı durumlarla daha iyi başa çıkmak konusundaki sihirli dokunuş hislerinizi kelimelere dökmek ve onları paylaşmaktır. Duygularınızı uygun bir şekilde ifade etmek için
kelimelere başvurabilirsiniz. Bazen belirli durumlarda, bu duyguları sadece kendinize ifade etmek yeterlidir ya da en iyisidir.Bazen en iyisi konuya doğrudan dahil olmayan üçüncü bir kişiyle konuşmaktır. Bazen de bu duyguları doğrudan olaya dahil olan kişiyle konuşmanız gerekir. İşte orası ayaklarınızın yere sağlam basması gereken yerdir.
Duyguların kendileri iyi ya da kötü doğru ya da yanlış ahlaklı ya da ahlaksız değildir. Her insan öyle ya da böyle bir zamanla öfke, kıskançlık, nefret, yıkıcılık ve üstünlük duygularını hisseder. Çoğu insan çok daha ölümcül duygulara sahiptir. Bu duyguların kendisi kötü değildir ve bizi kötü bir insan yapmaz.Önemli olan bu duygularla ne yapacağınızdır. Kendinizi hissettiklerinizden dolayı yargılamayın. Kendinizi eylemlerinizden dolayı yargılayın.
Duygular hasıraltı edildiğinde ya da görmezden gelindiğinde çok ilginç şeylere neden olabilirler:
• Üzüntü, baş ağrısı ya da sırt ağrısı gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir.
• Yeme, uyuma, hafıza ve konsantrasyonda azalma ya da sosyal izolasyona dönüşebilir.
• Enerjinizi baltalayabilir.
• 'Ortada hiçbir şey yokken' patlamanıza neden olabilir.
• Kaygıyı artırabilir ve panik ataklara neden olabilir.
• İlişkileriniz ve arkadaşlıklarınız derinlikten yoksun, yüzeysel olur.
• Boş ve tamamlanmamış hissedebilirsiniz.
• Kendi hayatınızın amacını ve değerini sorgulamanıza neden olur.