İnsanların nasıl büyüdüğü kendi bedenleri ve zihinleriyle ilişkilerini şekillendirir. Çocukluğun duygusal ortamı doğuştan gelen mizaçla etkileşim içerisine girerek karakter özelliklerini oluşturur. Karakter dediğimiz şeyin büyük bir kısmı sabit bir özellikler bütünü değil, kişinin çocukluğunda edindiği başa çıkma mekanizmalarıdır sadece. Kişinin çevresiyle hiçbir ilgisi olmaksızın kök salmış, doğasında var olan bir karakteristiği ile varlığını sürdürmek için geliştirdiği davranış biçimleri olan çevreye verdiği yanıt arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır.Bizim değişmez özellikler olarak gördüğümüz şeyler bilinçsizce benimsenmiş alışkanlık türünden savunma tekniklerinden başka bir şey olmayabilir
Kanser hastalarının şu özellikleri sergilemesi, istatistiksel yönden dikkat çeken bir oranda daha muhtemeldir: "öfke veya diğer negatif duyguları inkar ve bastırma unsuru . .. dışandan 'ince' veya 'iyi' insan görüntüsü, başkalarını rahatsız edebilecek tepkileri bastırma ve çatışmadan kaçınma ...Hasta tarafından
bildirilen çocukluk veya yetişkinlik çağındaki mutsuzluklar da bağırsak kanseri vakalarında çok daha yaygın görülmekteydi.
A Tipi bireyler "öfkeli, gergin, tez canlı, agresif, kontrolü elden bırakmayan" insanlar olarak görülmektedir ve kalp hastalıgına daha meyillidirler. B Tipi, duygularını kontrolsüz duygusal patlamalara kapılmadan ve kendisini kaybetmeden yaşayabilen ve ifade edebilen , ılımlı insanları betimler. C Tipi kişilikler ise "aşırı yardımsever, sabırlı, pasif, iddiacı olmayan ve kabulcü" olarak tanımlanmaktadır. "C Tipi bireyler, kalender ve cana yakın görünebilme açısından B Tipine benzeyebilir, fakat ... B Tipi öfke, korku, üzüntü ve diger duyguları kolaylıkla ifade edebilirken, C Tipi bireyler, kanaatimizce, başta öfke olmak üzere 'negatif duyguları gizler veya bastırırken, güçlü ve mutlu bir görüntü çizmeye
gayret ederler.
Herkesin gözyaşını ben dökemezdim, kendime bakmak zorundaydım .Kendinize bakmanız gerektiğini anlamanız çok önemli,
zira kendinize bakmadan kimseye bakamıyorsunuz.