Lisede edebiyat derslerimizin kahramanı ve halkı tiyatro ile tanıştıran sevgili Şinasi’nin Şair Evlenmesi…
Bu tiyatro oyunu hepimizin bildiği üzere okunmak için yazılmıştır.Oynanmak üzere yazılmış ilk eser ise hepimizin bayılarak okuduğu Vatan Yahut Silistire’dir.Anlayacağınız tek perdelik bu eseri metin olarak incelemek esastır.Tanzimat Edebiyatı dediğimiz dönemin önemli eserlerinden biri olan metinimiz o dönemin komedyasını,trajedisini ve en önemlisi de sorunlarını işlemektedir.Son derece keyifle okuyacağınız ve dönemin güldürü ögelerini içeren eserde yer yer düşünüp:”Yahu nasıl olur böyle bir şey,hiç yakışır mı imama/mahalleliye?” diyebileceğiniz zamanlar bulunmakta.Bu yüzden okuyucuyu doyurabilecek ve ona bakış açısı kazandırabilecek bir kitap.Son olarak mutlaka sondaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim.Zira Şinasi hakkında bir hayli bilgi edinebilirsiniz.
O vakit şimdilik hoş kalın, hoşça kalın :)
Eveet 2.cilt o kadar güzeldi ki tekrar tekrar sayfaları incelemeye doyamadım.1.cilde göre kat kat daha sürükleyici bir o kadar da doyurucuydu.İyi eğlenceler dileriiim okuyucak olanlara :)
Gerçekten de tuhaf mıdır Benjamin’in hikayesi? Gerçekten de sıra dışı mıdır, ütopik midir yoksa distopik midir Benjamin’in hikayesi?
Kitabın konusunu veya arka kapaktaki yazıları eleştirmeme yazmak yerine düşüncelerimi anlatmak istiyorum sizlere:
Yaşlı bir zihinde ve bedende doğmak.Yoksa bunlar Sokrates’in apriori bilgi düşüncesine somut bir örnek midir? Kitabı daha yeni bitirdiğimden ötürü Fitzgerald bu kitabı hangi düşünceyle yazmış bilemem ama bu kitabın bana hissettirdiği düşünceleri aktarabilirim sizlere.
Hayat tecrübesiyle doğmuş;hayatı,insanları,doğayı,çevreyi bilerek ve en önemlisi de Yale’e başvurabilecek kapasitede olarak doğan Benjamin…Hissetmeyi,eğlenmeyi biliyor ancak ailesi ve toplum yüzünden “0”dan başlama projesinde buluyor kendini.Oysa burada asıl soru gerçekten 0 mıyız,gerçekten bilgisiz miyiz? İnsan;bir dinde günahsız bir melek gibi kabul edilirken ,diğer dinde ona doğar doğmaz günah çıkartma törenin yapılmasını gerektiriyor.Anlayacağınız aklıma gelen en temel soru şu:Burada önce düşünmemiz gereken varlık mı yoksa bilgi mi?
Varlığı kabul edip bilgi sorununa mı odaklanmak gerek yoksa gerçekten de varlık var mıdır emin mi olmak gerek?
Asırlar geçti,nice filozoflar ve bilim insanları nice cevaplar verdiler bu soruya.Oysa soru ve cevabı hala netleşmedi bende.Bundan utanmalı,çekinmeli miyim yoksa bundan beslenmeli,araştırmalı mıyım?
Kafamda bu sorulara yanıt ararken yazara da teşekkürlerimi sunayım beni düşünmeye ittiği için.Çünkü emin olduğum tek bir şey varsa o da kişinin düşünebilme kabiliyetidir.
Şimdilik hoş kalın,düşünerek yatın :)
Five feet apart,yani ne desem anlamsız kalıyor…Aynı Yıldızın Altında size ne yaşattıysa aha işte o bilindik duygu.O üzüntü,o keder,o “what if i was her”duygusu,o yalnızlık duygusu ve en önemlisi de o karamsarlık…HAYAT NEDEN HERKESE EŞİT DAVRANMIYOR diye soruyor insan kendine? Belki de asıl soru:HEPİMİZ AYNI ŞANSLARA,AYNI KOŞULLARA MI SAHİP OLMALIYIZ?
Sanırım cevap hayır,bazılarımız -gerçekten şanslı ve de en cesur olanlarımız-hayatı derinlemesine yaşar.Sağlığının,arkadaşlarının,ailesinin ve de zamanın değerini anlar.Fiziksel evreni aşıp, metafiziğe geçme şansı bulurlar.Evet,şans diyorum çünkü başka çarem yok.Ah vah edip yakarmak sonu asla değiştirmeyecektir.Hastalıklar ölümcülse,hasta ölecektir.Biz de bu hayata yaşamaya geldiysek yaşayacağız.İşte bunun için elimizdekinin kıymetini bilmek her zaman önemlidir.Düşünüp sorgulamak gerekir.Ve şimdi de bunu yapmaya gidiyorum.
İyi günler,iyi okumalar
Ah flipped ah,
O kadar güzel,keyifli,gülümseten,mutlu eden bir filmdin ki.3-4kez izlemişimdir filmi yine izlesem aynı hazzı alırım :)
Eh artık sıra kitabı okumakta değil miydi?Hemen hemen filmin direkt aynısı:aynı güzellikte,aynı hazda:)
Sanki reading slumptan çıkmak için okunabilecek çerezlik bir roman olarak değerlendirilebilir.
Tatlı bir roman,keyiflenmek için okunabilir derim ben